|
|
Yiğit kısmının kafayıboş döndürdüğü gün..
29 Şubat 2008 Cuma
Selahattin Duman e-posta : sduman@gazetevatan.com
|

Yukarıdaki başlık nisa taifesinden olup da kısmeti bugüne kadar açılmamış olanlara.. Eninde sonunda bir koca bulacaksınız.. Bulacağınız kocayı Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının oynandığı gün seçerseniz hakkınızda hayırlı olur..
Yiğidi öldürelim ama hakkını da verelim..
Bu taifeye girenlerin kafası sadece Fener-Cimbom maçlarının oynandığı günler boş dönmez..
Karşı cinsten biriyle karşılaştıklarında da kafanın kayışı kopar.. Kelle yine boş döner..
Bu tür kazalar da evlilikle sonuçlanır ne var ki kız kısmı açısından “yüzde yüz garantili” değildir..
Ben yaradılışımdan dolayı kızları tutarım..
O yüzden de verdiğim akıllar onların hayrınadır.. Derby maçları için ısrar edişim de bundandır..
***
Yiğit kısmı ek yerini belli etmek istemez.. Gerçi karşı cinsten birini gördüğünde dağılır ancak bu olağan bir dağılmadır..
Asıl perişanlık, yiğit kısmının “taraftarlık özelliğinin” ortaya çıktığı Fenerbahçe - Galatasaray maçlarında gözlenir..
Kızlar için kusursuz bir değerlendirme fırsatı yaratır..
Yine kızlar adına konuşuyorum..
Evlilikte amaç “Kendine ömür boyu bakacak, saçma sapan fikirlerini dinleyecek, seçtiği kadını dünya güzeli zannedecek..” bir sersem bulmak değil midir?
Öyleyse bunun pazarını açıyorum size..
EŞKIYA DÜNYAYA
Çarşamba günü Galatasaray kendi evinde Fenerbahçe ile oynayacaktı.. Gecenin vukuatlı biteceğini biliyordum..
Omurilik soğanı “dolama” olmuş, düşünme fonksiyonları geçici olarak böbrekleri tarafından devralınmış on binlece yiğidin er meydanına çıkacağı gündü..
On binlerce yiğidin sosyal açıdan günlerce evvel iptal olduğu, sadece o maça fokuslandığı belliydi..
Bakın burada haksız bir yargıya sebep olmak istemiyorum.. Yiğit pazarı sadece bu derbide açılmaz..
Sıradan maçlarda bile açılır.. Önemli olan, kızların gözünü açıp tercihlerini buna göre yapmasıdır..
Galatasaray-Fenerbahçe maçları ise bu pazarın uluslararası fuar boyutudur..
***
Örnek vereyim..
Çarşamba günü dışarda işim vardı.. Yıldız’daki Sait Çiftçi Kamu Sağlığı Merkezi’ne gidip “akıllı” raporu almam icap ediyordu..
Söylemesi ayıptır iki tabancam var.. Ruhsatlarını uzatıyoruz..
Tabanca neyine demeyin..
Bende potansiyeli var.. Her an silahlarımı kuşanıp dağa çıkabilirim..
Eğer hükümet adamlarının Çakırcalı Efe’ye yaptıkları gibi “Düze in koçum.. Senin gibi yiğide yazık olmasın..” çağrısı yapmazlarsa dönmem..
AKILLI ÇIKTIK..
Ne yapalım.. İnsan kısmının hilkati böyle..
Kurt bunalırsa köye iner, kul bunalırsa dağa çıkar..
Gerçi dağa çıkarsın ayısı var, kurdu var.. Düze inersin sıtması var, biti var.. Orta yerde bir karar vermek lazım..
Neyse.. Sait Çiftçi Kurumu’nun psikiyatrları ben çok akıllı buldular..
Elime “Bunun kafası çok iyi.. Hiç kullanılmadığından ikinci el pazarında çok para eder..” mealine gelen bir rapor verip, selametlediler..
Hava güzel biraz yürüyeyim dedim..
Adımları saydıra saydıra taa Karaköy’e gittim.. Dönerken yine Dolmabahçe’ye kadar yürüdüm.. Yorgunluk başladı ama taksinin işe yaramadığı bir trafik var..
Ne kadar akıllı geçinen adam varsa, araçlara doluşmuş, maça gidiyor.. Caddeler lebalep araç dolu.. Trafik gıdım gıdım ilerliyor..
Bari Dolmabahçe’den Harbiye’ye çıkayım, oradan Metro ile gazeteye ulaşırım, dedim.. vurdum kendimi yokuşa..
***
Dolmabahçe Stadyumu’nda o sırada Beşiktaş’ın maçı oynanıyormuş..
Stattan avazlar, haykırışlar geliyor.. Yiğit kısmı kendini yırtıyor.. Ben ise kan ter içinde yürümeye devam ediyorum..
Ritz Oteli yakınlarına gelmiştim ki direğin tepesinde birini gördüm.. Yirmili yaşlarda sarışın bir oğlan..
Ucu sivri demir parmaklıkları aşmış.. Oradan da elektrik direğine tırmanıp üç beş metre daha yükselmiş..
Bir eliyle kaşının üzerine siperlik yapmış.. Maçı görmeye çalışıyor..
DİREKTEKİ ADAY
Bu haller bana göredir.. Ruhumda aylaklık tohumu bulunduğundan böyle seyirlik durumları kaçırmam..
Önce “Bu ne görüyor acaba..” deyip on metre daha yokuş tırmandım.. Bir on metre daha.. Direğin tepesine iki karış kalmış vaziyetteki oğlanla aynı hizaya geldim..
Sahanın üçte biri zor görünüyor..
Oğlan ise kendini ölümcül riske atmış.. Mazallah Beşiktaş bir gol yapsa, bu da sevincinden şebek gibi iki el daha tırmansa elektrik çarpacak, gövdesi kebaplık kıvama gelecek..
Ondan sonra işin yoksa ailesinin suçlamalarını dinle..
“Orada o direk dikilir mi?”
“Direği diktiniz, başında niye nöbetçisi yok..”
Direğin altına geldim.. “Maç kaç kaç?” diye bağırdım.. Oğlan palmiye tepesinden şebek gibi aşağıya bakıp;
“Berabere emmi..” dedi..
***
Durduk yerde emmisi olduk.. “Emmi” lafından belli ki şehirle tanışalı üç beş sene ya olmuş ya olacak.. İşte iyi bir koca adayı.. Saf, bakir, bozulmamış..
İlgiye de muhtaç ki devam ediyor..
“Bizim İddaa yattı emmi..” diye devam etti.. Üzgün, kırgın..
“Emmin tırmandığın direğe siğirsin, gerzek..” demedik tabii..
“Be oğlum, senin İddaa’n kaç paralık olacak ki?” İki lira yatırmışsındır.. Beşiktaş kazanırsa altı lira alacaksın..
Sen de Gazeteci Aziz Bey gibi ayda üç bin liralık piyango bileti al, iki bin liralık Sayısal oyna ki o zaman üzüleyim..
Oğlanı direkte, kendi haline bırakıp gitim..
Sanırım bu yazıdan feyz alma niyetinde olan kızlar varsa ne demek istediğimi anlamıştır..
İyi bir koca adayı bir direğin tepesine de tünemiş olabilir.. Maça bakacağım diye damdan dama zıplıyor da olabilir..
Bir sonraki yazıda koca beğenmekte zorlanan kızlar için Fener-Cimbom derbisinin hallerini anlatacağım..
Bu arada “kaşkol yazısı” öbür güne kaldı.. Eee! Ne yapalım?
Bizim fikirler de ayar tutmuyor.. Demek ki akıl ördeğimiz yine kıçın kıçın daldı..
Bu yazı toplam 32 defa okundu.