Ahalinin olimpiyat ateşi ile imtihanı!
Olimpiyat meşalesini yollara düşüren kollektif aklımız, bu işin de hakkını verdi.. Her halde o meşale tarih boyunca sadece İstanbul yollarında trafikte mahsur kalmıştır.. Olimpiyat ruhunu taşıyan milyonlarca insanla beraber..
İş bu yazı saat 17.00’den 18.25’e kadar Zincirlikuyu Mezarlığı’nın kapısının önündeki mevkide mahsur kalan bir İstanbul sürücüsünnün ruh halinin yansıması değildir..
Cümle İstanbul ahalisinin sahip olduğu “ortalama olimpiyat ruhunun” gramaj olarak tesbitidir..
Zincirlikuyu’nun girişindeki özlü sözü defalarca okumak “olimpiyat ruhu” taşıyıp da olimpiyat meşalesi yüzünden trafikte mezarlığın önünde mahsur kalanlara iyi gelmiştir..
“Küll-ü nefs-ül zayikat-ül mevt..”
YANİ ABİ NE?
“Bütün nefisler ölümü tadacaktır..”
Türkiye Olimpiyat Komitesi’ne, onun aklına uyup meşaleyi geçireceğim diye İstanbul trafiğini saatlerce kesen hükümet adamlarına..
Saray Muhallebicisi’ne servis yapan kamyonlar hariç Fatih trafiğini her türlü araca kesecek kadar pratik akıl sahibi olan İstanbul Belediyesi’ne..
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı unvanını yeterli bulmayıp; çevreye verdiği rahatsızlık için diktiği her özür tabelasının altına “Mimar” sözcüğünü ekleten Muhterem Kadir Topbaş’a..
Huzurlarınızda yüzlerce kez teşekkür ediyorum..
Bizi trafikte tevkif ettikleri için..
Özellikle de şahsım adına; Zincirlikuyu Mezarlığı mevkiinde tevkif edildiğim için teşekkür ediyorum..
Sebep?
“Küll-ü nefs-ül zayikat-ül mevt..” ayetinin Türkçe mealini defalarca okuma ve böylece hayatın anlamını düşünme fırsatı verdikleri için.. Bir ölümlü olarak sağlığımda kabir azabını defalarca tattırdıkları için..
***
Olimpiyat Meşalesi’nin insana geçit vermeyen İstanbul trafiğinin tam ortasından geçirilmesine itirazım yok..
O meşale taaa Petersburg’a kadar götürülecekse bizim de katkımız olmalı..
Köprüler kesilmeli, trafik durmalı.. Gerçek nüfusu kesinlikle belli olmayan İstanbul’un olimpiyat ruhuyla dolup taşan insanı o meşaleyi alkışlamalı..
TESTİN SONUCU
O meşale kaldırımdan da koşturulabilirdi.. Bir trafik ekibi onları takip eder.. Bilemedin üç beş polis arabası da güvenliği sağlar..
Karşıdan karşıya geçişlerde müdahale edip meşaleyi, kimsenin ruh sağlığı ile oynamadan menziline ulaştırabilirlerdi..
Yapmadılar..
Çünkü amaç meşaleyi menziline ulaştırıp, üç beş yabancı olimpiyat adamına şov yaparken İstanbul ahalisinin sinirlerini ve olimpiyat ruhunu test etmek..
Test başarılı oldu..
İstanbul ahalisi, muhtemel bir olimpiyat adaylığına en azından Halkalı’daki Olimpiyat Stadyumu kadar hazır olduğunu gösterdi..
O stadyum da aklımızın harika bir göstergesidir..
Senede ancak dokuz, on maç salimen oynanabiliyor..
Mazallah bir atletizm şampiyonası yapılsa orada, hiç bir derece geçerli sayılmaz..
Öyle bir rüzgâr var ki.. Gençliğimde yüz metreyi 11.6’da koşmuştum.. O rüzgârı arkama alayım yine koşarım.. On bir küsur değilse de on iki küsur saniyede..
Yüz küsur milyon dolar para harcanmış.. Hem de doların dolar olduğu yıllarda.. İşe yaramaz bir tesisimiz olmuş..
Laf da söyleyemiyorsun..
Olimpiyat Komitesi tekmil üzerinize geliyor.. En iyisi susup, sırıtmak..
***
Gelelim teste..
Trafik kilitlenmiş.. Araçların şoförleri birer ikişer dışarı çıkmış..
Olimpiyat meşalesinin ateşine destek olmak için birer de cıgara yakmışlar.. O cigaraların dumanını toplamak mümkün olsa, yarattığı bulut meşalenin menzili St. Petersburg’dan görülür..
Herkes birbirine soruyor..
“Trafik niye tıkanmış?”
“Olimpiyatın şeyi var ya.. O geçiyormuş..”
Daha samimi bir vatandaş yandan konuşmaya katılıyor..
“Neyi geçiyo laa..”
“Meşalesi.. Meşalesi..”
“O meşalenin anasını avradını (.....) !!!”
MADALYA AVCISI
Yukarıdaki temsili cümlenin sonunda parantez içinde yer alan ve yazının savcılık takibatına uğramaması için nokta nokta bırakılan boşluğu da artık siz doldurun..
“Çiçekli, böcekli..” cevaplar kabul edilmez..
Bir buçuk saate yakın kilitli kaldığım noktadan ahalimizin olimpiyat ruhunu gözleme şansım oldu..
Bu arada önü arkası araç dolu trafikte geri geri giderek taaa Etiler’e kadar ulaşmanın, oradan da Bebek’e inmenin hesabını yapan iki sürücünün tartışması ilginçti..
Onlar aralarında tartışırken ben yolu inceliyordum..
“Geri geri..” tartışmasının yapıldığı yerde, onların aracı ile arkalarındaki araç arasında en fazla yarım metre boşluk var..
Gerçi kaldırım boş..
Lakin minibüsün eni iki metre, otomobilin ki ise bir buçuk metreden fazla..
Diyelim ki üç beş aracı geriye sevkedip manevra alanı buldular, bir şekilde kaldırıma çıktılar..
Her otuz metrede bir dikili elektrik direklerini nasıl halledecekler?
Beni bu problemlere cevap bulamadıkları halde “Bebek’e inelim mi?” diye aralarında yarım saat tartışlamarı çarptı..
***
Sonunda Bebek’e ulaşabileceklerine karar verdiler.. Ancak kaybedecekleri zamanı göze alamadılar..
“Onlar didinirken ya trafik açılırsa?”
Bu sorunun cevabı net olmadığı için “imkânsızı imkânlı kılacak” projeden vazgeçildi..
İşte bizdeki kalkınma potansiyelinin dinamiği budur..
Akla sığmayanı hayata sığdırmak çabası..
Dün hükümet adamları İstanbul’da bunu başardı..
Trafiğin zaten yürümediği bir kentte meşaleyi trafiğe soktular..
Kaldırımdan götürebilecekleri ateşi, trafikte götürmeyi denediler.. Hem meşale gecikti hem hayat felç oldu..
Bana göre bu da bir olimpik başarıdır.. Hele gelecekte akıl oyunlarının olimpik sporlar kategorisin alınacağı varsayıldığında..
Madalya bırakmayız kimseye..
Bu yazı toplam 8 defa okundu.