05 Aralık 2008 Cuma 12:10
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Selahattin Duman
Tinerci köşe yazarı tehlikesine dikkat!
12 Nisan 2008 Cumartesi
Selahattin Duman   e-posta : sduman@gazetevatan.com

Allah her gazeteye köşe yazarının da hayırlısını nasip etsin.. Köşe yazarı var, iş bitirir.. Köşe yazarı var gazete batırır.. Yönetim Kurulu Başkanı olduğumdan beri artık “yazar çizer” olayına böyle bakıyorum.. Şimdi başımıza bir de “Tinerci Köşe Yazarı” modeli türedi..

Tinerci Köşe Yazarı” modeli diye bir şey olur mu diye sormayın bana..
Halit Ziya Uşaklıgil’in hani dokuz yüz doksan iki sayfalık hatırat kitabı var ya! Adı “Kırk Yıl..”
Onu alır kafanıza ekleştiririm.. Pekmezinizi akıtırım..
Bu yeni bir moda.. Tinerciyi biliyoruz.. İpini koparmış varoş çocuğu.. Baliyi koklar, tineri çeker..
Kafa olur bir dünya.. Sonra yollarda bulaşacak adam arar..


***


En olmadık yerde karşınıza çıkar.. Sizi terörize etmek için iki elini birleştirip, hohlayacakmış gibi yüzüne götürür..
Böylece karşıdakine “Ne yaptığımı bilmez durumdayım ona göre..” mesajı verir.. Sonra talebini iletir..
İlk cümlesi kibarcadır..
“Abi bir sakal at bee..”
Eğer aldırmazlığa verirsen tinerci saldırganlaşır..
Saldırıya geçmeden önceki son cümlesi “Versene lan goduğumun çocuğu..” olur, zaten film de orada kopar..

PİYADE DİYETİ..

Almışım başımı yürüyorum.. İstikamet Taksim Meydanı..
Bir şeyi protesto ettiğimden falan değil.. Giyebildiğim son pantolonun son düğmesi, vücuttan gelen iç basınca teslim oldu olacak..
O pantolon da gitti mi işin yoksa çiçekli bermudayı giy, işe öyle gel.. Koskoca gazetenin dünya durdukça şanı yürüyesi bir yönetim kurulu başkanı olarak yazı işlerine türkü ol..
Fırsat bulup zırt pırt yürümem bu sebepten.. Leyla Umar’ın Toronto diyetine inat “tabanvay diyeti” ile zayıflayacağız..
Yürürken tempo da yapıyorum.. Ter yavaş yavaş deri üstüne çıkmış.. Soluk hızlanmış..
“Dııt.. Dıııt.. Dııııt” diye bir ses.. Cep telefonundan.. Açtım baktım mesaj gelmiş..
“Bugünkü yazımı okudun mu?”
Yolda dikilip cevap niyetine “Heee okudum.. Çok meraklıydım..” diyecek halim yok..
Telefonu cebe attım, vitesi değiştirip yola devam ettim..
Üç beş dakika geçmedi, bir dıtlama daha geldi..
“Bugünkü yazımı mutlaka oku..”
La havle vela kuvvete illa billahi..


***


Şişli Camii’nin oralardaydım.. Telefonun “dıtlaması” cebimden taştı.. Durdum, soluk soluğayım..
Artık merak da etmiyorum.. Mesajın içeriğini biliyorum.. Yine de baktım..
“Kardeşim okusana şu yazıyı..”
Elinden kurtuluş yok.. Tinerciyi gördün mü uzaktan yolunu değiştirip, belâyı başkasına musallat edersin.. Veya cebinden bir beşlik çıkarıp toka edersin.. Bu o türden bir belâ değil..

MESAJLI TAKİP

Bende de inatlaşma geni vardır.. Biri üzerime üzerime geldi mi o işi yapacaksam bile aykırılığım tutar..
Tepki vermeden oturduğum yerde eşelenir, kendi kendime öfke yaparım.. O yüzden telefon açıp durumumu anlatmadım, yürümeye devam ettim..
Tam da beklediğim gibi bir sonraki mesaj daha üç yüz metre yol almadan geldi..
“Hâlâ okumadın mı yazımı?”
Diğer mesajlardaki hırçınlaşma hali gitmiş, üslup yumuşamış.. Rikkat kalbim “dur” dedi..
Durdum, bir duvar dibine çekilip cepten cevabi mesajımı yolladım..
“Dışardayım, yürüyüş yapıyorum.. Eve gider gitmez okuyacağım..”
Bence iyi bir cevap..
Tinerciye “Valla bozuğum yok.. Olsa vermez miyim?” der gibisinden barışçı bir mazeret..
Bu mesaj beni on dakika rahat ettirdi.. On birinci dakika başlarken yenisi geldi..
“Eve gidemedin mi daha?”
Gidemedik.. Kıçımızdaki turbo motor arıza yaptığından kendimizi itekletiyoruz..
Tövbe estağfurullah.. Ulan senin yazına da.. Köşenin haysiyetine de.. “Lütfen biraz..” diye başlayan beylik final cümlene de..


***


Bu nasıl bir inat? Bu nasıl bir ısrarcılık? Bu nasıl bir yapışma?
İlla ki o yazıyı bana okutacak.. Artık ne yazdıysa.. Köşeye kuş mu kondurdu acaba?
Şahsen yılmasına yıldım.. Teslim olmaya, boynumu tinerciye uzatmaya hazırım..
Ne var ki hava kararmış.. Büfelerin çoğunda gazete neyim kalmamış..
Bulsam bir gazete.. Elektrik direğinin dibine dikilip okuyacağım, derdi neymiş anlayacağım..

CİNNETLİK YAZAR

O arada yeni mesajı geldi..
“Ulan pezevenk..” diye başladığı için on sekiz yaşından küçük okurlarımın ruh halini düşünerek tamamını yazmıyorum..
Lakin bir yandan da adamdaki kararlılığı takdir etmiyor değilim..
Her köşe yazarı, kendini okutmak için bu kadar ısrarcı olsa grubun gazeteleri tirajlarını ikiye katlardı..
Bu örneği Ertuğrul Özkök’e anlatacağım.. Artık onun da yönetim kurulu başkanı sayılırım..
Mesajları göstereceğim.. Gruba bir tamim yayınlasın.. Her köşe yazarı okurunu bizzat takip etsin.. Medyaya hareket gelsin..
Taksim Meydanı’na girdim, cepteki telefon bir kez daha “dıtladı..” Baktım mesaja..
Artık belli ki karşı tarafın da sinirleri bozulmuş..
Mesajında “Ulan it oğlu it.. Oku diyorum şu yazıyı..” diye saydırıyor..


***


Ertuğrul Özkök’e bunu da söyleyeceğim.. Köşe yazarları okurlarını cepten takip ederken ağızlarını bozmasınlar..
Burası çok önemli.. Gazeteler üç beş okuru elinde tutacak derken, köşe yazarları kırıcı olmasın..
Diğer ayrıntılarla kafanızı yormak istemiyorum.. Eve gittim, biriken diğer mesajlara bakmadım bile..
“Oku” diye tutturulan yazıyı ancak bugün elime aldım..
O yazının içeriğini ve mesleğe “Tinerci Köşe Yazarı” modelini getiren şahsı yarın kaleme alacağım edebi risalemde anlatacağım..
Tabii kendi kendini gaza getirip evimi basmazsa.. Beni telef etmezse..
İşin ucunda “Tinerci Köşe Yazarı” modelinin ilk kurbanı olmak da var ama tehlikeyi göze alıyorum..
Gazetecilik böyle bir iş işte..
Bu yazı toplam 4 defa okundu.
Puan Verin : puanpuanpuanpuanpuan
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş...
            Son Yazıları     Yazara ait son 100 adet yazı.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Dolar1.56451.5720
Euro1.97441.9839
Hava Durumu
Istanbul
Anket
Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirsiniz?
 AKP
 CHP
 MHP
 DTP
Güv.Kodu