|
|
A plus dayakları
26 Haziran 2008 Perşembe
Mutlu Tönbekici e-posta : mutlu.tonbekici@gmail.com
|

Üç dört gün önceydi. Gülşen Yüksel arka arkaya iki dayak haberi yaptı. Ece Erken ve Ayşe Özyılmazel’in kocalarından/sevgililerinden dayak yemiş olabileceğine dair haberlerdi..
Umarım yememişlerdir. Umarım pis bir dedikodudan ibarettir. Kızları tanımıyorum etmiyorum ama gerçekse üzülürüm. Dayak yiyen her kadın için üzüldüğüm gibi onlar için de üzülürüm.
Ama işte memleketin münasebetsiz gerçeği: Beyaz, kara, kırmızı, eğitimli, cahil, şehirli, köylü, varoş, entel, A plus, Z minus fark etmiyor, Türk kadınları ha bire dayak yiyor. Ha bire ha bire ha bire. Bunların çoğunu ne anneler babalar biliyor, ne kardeşler, ne arkadaşlar, ne de polis. Belki Hintli, belki Alman kadınları da yiyordur bilemiyorum ama bildiğim memlekette çekirdek çitlemek kadar yaygın bir alışkanlık kocaların karılarını dövmeleri veya buna benzer kötü şeyler yapmaları.
Bir tokattan, bir itelemek, bir kakalamaktan söz etmiyorum. Bayağı bildiğiniz, yıllarca süren sistematik işkencelerden söz ediyorum.
Ve evet bayağı bildiğiniz entelektüellerden söz ediyorum. Ve bu üst katınızda, yan apartmanınızda oturan pek saygıdeğer, pek sevdiğiniz, pek hayranlık duyduğunuz prof. amcanız, doç. ağbiniz, öğretim görevlisi kardeşiniz olabiliyor.. Oluyor.. Görüyoruz.
İlişkiler nasıl bu raddeye geliyor anlamak güç. Gözler, ruhlar nasıl bu kadar kararıyor, bu kadar kapkaranlık hale gelebiliyor kavramak mümkün değil. Ama oluyor. Köylünün, varoşlunun B planı yok, yiyecek günlük sopasını, ölmediğine şükredecek (cinayete kurban giden kadınların büyük bir çoğunluğu kocaları tarafından öldürülüyor) tamam ama entel / eğitimli kadının var! B olmazsa, C, o da olmazsa D planını kurabilir! O zaman nasıl oluyor da oluyor? Hakikaten nasıl?
Bir yerde bir hata var. Belli. Evlilik kurumunda mı, bir türlü tesis edemediğimiz ayrılık kurumunda mı.. Bilemiyorum...
Kadınlar mağdur, tamam, yalan değil, fakat sormadan da edemiyorum: “Çektiren” kadar “çeken” de kabahatli değil midir?
Zira ayrılmasını beceremeyen bir milletiz. A, B, C, D grubu, entel, dantel, kıro, keko fark etmiyor.
Yaygın bir ruh hastalığı bu. Ayrılamamak. Eşinden, ortağından, annesinden, babasından, işinden, çocuğundan, koltuğundan, partisinden, köşesinden...
Ayrılmasını bilemediğimiz için sonu birbirini öldürmeye kadar giden delibozuk ilişkiler içindeyiz. Kim daha erken kalkarsa..
Kim daha iyi plan yaparsa...
Terk etmek ile öldürmek arasında DA bir şeyler vardır, medenileşmenin birinci koşulu budur, esas bunu öğretsek çocuklarımıza...
Bu yazı toplam 5 defa okundu.