06 Eylül 2008 Cumartesi 08:10
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Perihan Mağden
Recep İvedik mevzuu
28 Haziran 2008 Cumartesi
Perihan Mağden   e-posta :

Intro: AyçaŞen Lost seyrede seyrede kafayı lost’layıp aynen LostAdası’na kapanmış Hayırsever Okur! Yanında da Memo ve Memo’nun arkadaşı Tan, 2 esir çocuk olaraktan.

Zaten EsasGaste’ye geçti diye delirium tremens’lenmelerini de zafer tak’lanmak şeklinde okumaktayız. Gün içeri, gün dışarı.

Beni en çok 2 sübyanın nasıllığı ırgaladı. Böylesi bir ‘emergency’ (ambulans çağırma) olayında yapılması gerektiği üzre, atladığım gibi Halk Otobüsü’ne 52 saat süren ada yolculuğuna çıktım. (Üstüne 3 saat de salla gidiyosun LostAdası’na.)

Gelişme: Halk Otobüsü’ndeki ‘oku bütün Türk gazetelerini+üstüne Tracey Emin’in ‘Yaban Vatan’ adlı (Popcore’dan çıkmış) kitabını nihayetle’ yolculuğum esnasında; aa! şeyi koymazlar mı televizyon sinemasına: Şahan’ın ‘Recep İvedik’ filmini.

Ben ‘Dikkât Şahan Çıkabilir’in hastası olduğumdan ve de Ş. Gökbakar’ın bi nevi Türk jenisi/dünya çapında 1 yetenek olduğuna inandığımdan, feci kötülediler ya filmi-

Gidip izlemedim sinemalarda.

Kalbim kırılmasın/Şahan’dan soğumayayım/gençtir güzeldir daha bi sürü doğrudüzgün iş yapacaktır/koparmayalım bu fidanın başını diye diye.

Kazın Ayağı: Ve fakat işte Yıldızların Konumu+Kader-Kısmet+Umulmadık Güçler Bileşkesi: otobüste giderken LostAdası’na doğru ‘Recep İvedik’ tam karşımda.

Ben de “Seyrederim; inceldiği yerden kopsun” oldum. Zira ben kaderci biriyim Hayırsan Okur. Hatta bi keresine kaderimi verip koyu pembe bi leğen almıştım bi RomanBüyücü’den. (Ayçaşen’le görüşüyor olmanın da etkisinde kalmak gibi sakıncaları oluyor.)

Filmi İzlemekteydi: Sizi düşşş kırıklığına (hatta Tan’ın ön dişinin biri kırık) uğratacağım için yüz binlerce özür diliyorum. Ama bu habire ‘Gipsy Kings’ dinleyip onların şahane bi grup olduğunu düşünmek gibi bir şey. İşte benim böyle yanlarım da var. Bana ne ulan! Ben harbiden filme bayıldım. Gülgülgül, gözlerimden yaşlar boşaldı en az 4-5 kerre.

Halkın Tepkisi: Tam yanımdaki türbanlı hanımla da birbirimizi azdırmış olabiliriz. Ama otobüsün birkaç sırası Bağyanlar Kısmı gibiydi ve öylesine çok güldük ki, kaderin bir araya derlediği kadınlar olaraktan- bu kadar olur!

Harbiden komik bir film. Küfürlü/müfürlü de gelmedi bana, siyaseten yanlışçı da. Ama ben Tourette Sendromu’nun pençelerinde kıvranan biriyim. (Yani: küfür eşiğim yüksek.) Ayrıca siyaseten yanlışçı olabilirlikten de hiçbir zaman imtina etmedim. (Tüüü kaka.)

Alnınızı Karışlarım: Ayrıca ne kadar kokoz varsa filmle ilgili ‘böööööğh/öööğhh’ yapan ne sinemadan anlarlar, ne hayattan. Asıl mühimi Türkler’de mizah anlayışı Antartika’da hava koşulları gibi. Bozuluyor, bozuluyor; kutup ayıları soluğu İzlanda’da alıp vuruluyorlar.

Bu filmle (Beyaz Yelek’i filan göklere çıkartanların) ne alıp verdiği (veremedikleri) olduklarını harbiden anlamadım. Çok içten, candan, matrak ve postmortem bir Türk Komedisi- Gülmekten gözümü yaşartan herrr şeye taparım arkadaş!

Comparative Study: ‘Borat! Borat!’ dedik, cidden televizyon parçalarına tapmaktaydım. Gittik de Sacha Baron Cohen’in sinema filminde NE bulduk? ‘Borat’ o kadar sıkıcı, o kadar belden aşağı, o denli nafile yere irrite ediciydi ki, ikinci yarıyı izleyemeden zor kaçtık bir arkadaşımla.

Küfür kâfir ve siyaseten yanlışçılık kaşıklanması artı oğlan çocuk iğrençlikleri elleştirmek peşindeyseniz ‘Borat’a bakın.

Ayrıca bazen (çok da hoş şekillerde) siyaseten yanlışçılığın hicvi siyaseten yanlışçılık sularında seyrederek yapılır. Ve de siyaseten doğruculuk da hicvi yapılması gereken bir ‘şey’, bir sıkıntı/daraltma pınarı zaman zaman. İtiraf edelim.

İdeal Seyirci: Hem çok güldüm ve de beğendim filmi. Hem de sonunda Sibel (esas kız) Recep’in çocukluğunun kayıp arkadaşı/aşkı olduğunu anlayıp ‘Recep!’ derken gözlerim yaşardı havaalanında. Temiz duygulandım.

Yani kahkahaysa kahkaha, 2 damla gözyaşıysa sonunda: onu da yaptık. ‘Şahane 1 film!’ demek isterim. Budur mesele.

LostAdası’nda Ayça çocuklara filmi yasaklamış. “Çok küfür var. Çok gey’lik var” oğlan çocuğu annesi debdebeleri içinde bulup onu, çocukları azad ettim. Habire “kuzu mu yedin/eşek mi yedin/ötün mü yosunlandı” diye taptıkları satırlar var. Indragandileyip gandileyip özgürce söylüyorlar. Bana.

Sonuç: Şimdi adadan ilk askeri denizaltıyla kaçmayı planlamaktayım.

Recep İvediklenmiş Çocuklarla da Ayça baş etsin. Ben özgürleştirici görevimi ifa ettim.

Bu yazı toplam 8 defa okundu.
Puan Verin : puanpuanpuanpuanpuan
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş...
            Son Yazıları     Yazara ait son 39 adet yazı.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Dolar1.23621.2422
Euro1.76131.7698
Hava Durumu
Istanbul
Anket
Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirsiniz?
 AKP
 CHP
 MHP
 DTP
Güv.Kodu