Tartışma sürüyor
Siyaset, kusurları büyüteç altına alır; pireyi deve yapar. Bu bakımdan, siyasetçi, konuşmasına itina etmelidir.
Dengir Mir Fırat, "travma" tartışmasını daha ileriye taşıdı; iki kişi arasında sohbet anında kullanılabilecek bir üslubu gazetecilerle paylaştı: Önce, "Beni eleştirenler, devrim kanunlarını okumuşlarsa, eşek gibi anırırım" dedi. Sonra, "Meclis kütüphanesinden devrim kanunlarını almaya başladılar; birkaç eşeği eşeklikten kurtardım" şeklinde konuştu.
Fırat, nazik bir insandır. Acaba, olumsuz gelişmeler sinirini mi bozdu? Yoksa, boğazın dokuz boğum olduğunu mu unuttu?
Eşeğe dair
Eşek, her ülkede bizdeki gibi aşağılayıcı bir anlama sahip değil. Mesela Amerika Birleşik Devletlerinde, Demokratlar, 1870'de Thomas Nast'ın karikatüründen esinlenerek, Eşek amblemini aldılar; daha önce horozu kullanıyorlardı.
Demek ülkeden ülkeye hayvanların ifade ettiği anlamlar da değişebiliyor. Amerika'da, "Fil" de Cumhuriyetçilerin amblemi. Oysa Türkiye'de, "fil gibi olmak" pek makbul sayılmaz.
Eşekten söz açılınca, aklıma Ziya Paşa'nın bir beyti geldi. "Bed asla necabet mi verir hiç üniforma / Zerdüz palan ursan eşek yine eşektir." (Kötü asla asalet mi verir üniforma / Altından semer taksan eşek yine eşektir)
Şair Eşref'in de eşek üzerine bir şiiri var. Eşref, vilâyete çağrılır. Kapıda beklerken valinin "O kadar ince eleyip sık dokumayın. Millet eşektir pek anlamaz" dediğini duyar. Çok üzülür. Cebinden çıkardığı bir kâğıda şu satırları yazıp, odacıyla valiye gönderir ve vilâyeti terk eder: "Millete eşek diyen eşek herif bilmez mi ki, sadrazamlar da, valiler de milletten çıkar."
Muasır medeniyet
Mehmet Ali Kışlalı, vesayet rejimini içine sindiren, hatta tavsiye eden bir meslektaşımız. İlker Başbuğ ile Tayyip Erdoğan'ın görüşmesini yorumlarken, Başbakana bir uyarıda bulunuyor: "Türkiye'de anayasal rejimin ihlâl edildiği havasının sürmesi, Türk Silâhlı Kuvvetleri için ciddi bir tedirginlik unsurudur. Başbuğ nasıl bir üslûp kullanmıştır bu ciddi kaygıyı Erdoğan'a anlatmak için bilinmez ama, konuşmasının en önemli bölümünün bu konuyla ilgili olması gerektiğine kuşku yoktur. İlker Paşa'nın, mesajlarını, genelde kolay anlaşılmayan kalıplar içinde verdiği bilinir. Umarız Erdoğan, bunca deneyiminden sonra asker üslubuna alışmıştır. TSK'nın, anayasada yazılı olan şekil ve ruhu ile mevcut koşullar içerisinde, ülkenin varlığını muhafaza etmekten başka vazifesi olmadığını Erdoğan'ın anlamasında sayısız fayda vardır..."
Son örneğini Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin kararında gördüğümüz şekilde, Batı tam da bu "vesayetçi" zihniyete karşı çıkıyor. Ne yazık, Tanzimat'tan beri Batılılaşmanın öncülüğünü yapan OsmanlıTürkiye eliti, Atatürkçülüğü, rayından çıkararak dogmatik bir öğretiye dönüştürdüğü için "Muasır medeniyetin" uzağına düştü.
Bu yazı toplam 4 defa okundu.