Vizyon değişikliği
İlk kuruluşunda komünizmi hedef alan Kontrgerilla, 1999'da vizyon değiştirdi. "Kemalist devrimleri" korumak üzere iki düşman belirledi: Bölücülük ve şeriat.
Görünüşte bu hedef, Türk Silâhlı Kuvvetleri'ne atfedilen "cumhuriyeti koruma ve kollama" göreviyle de uyum içindeydi. Ama hadise bu kadar masum değildi. Hedefe, laikliği kaldırmayı amaçladığı düşünülen AK Parti ile, bölücülük suçlamasına muhatap olan DTP konuldu. Bir yandan Türkiye, Iraklı Kürtlerle savaşa tutuşturulmak istendi, bir yandan "laiklik elden gidiyor" havasını yaratmak amacıyla şiddet eylemleri organize edildi. Ümraniye'de Danıştay saldırısında kullanılan bombaların meydana çıkması dönüm noktasıydı.
İddianamenin gecikmesi eleştirilere yol açıyor ama, olay Türkiye'nin bin yıllık derdi ve bu aydınlanıyor. Biraz sabırlı olmayız.
Mc Carthy'cilik mi?
Bir iddiaya göre, hükûmet, "laik cumhuriyet sevdalılarını", Ergenekon perdesi altında tutukluyor. Böylece, kendisini engellemeye çalışan muhaliflerini tasfiye ediyor. Buna da 1950'lerdeki ABD referansıyla "Mc Carthy'cilik" diyorlar.
28 Şubat sürecinde, Mc Carthy'cilik örneklerine, muhafazakâr kesim şahit olmuş ve bu benzetmeyi sık sık dile getirmişti. Soğuk savaş döneminin ilk yıllarında, Amerika'da komünist yaftası yapıştırılarak birçok aydının suçlandığını, pek çoğunun da baskılardan kurtulmak için yurtdışına kaçtığını biliyoruz. 28 Şubat'ta "gizli niyet" okuyup, "Bunlar şeriat devletini kurmak istiyor" diye insanları fişleyenler, şimdi tutmuşlar, Ergenekon soruşturması dolayısıyla Mc Carthy'yi hatırlatıyorlar.
Demek darbe teşebbüsleri hayali; orada burada ortaya çıkan bombalar hayali; Tayyip Erdoğan ve arkadaşları bir savcıyı kafakola almışlar, laik cumhuriyet yanlılarını teker teker tasfiye ediyorlar!!! Üstelik, bu komploya, Batı dünyası da alkış tutuyor.
Yargıyı siyasallaştıran birileri var ama, bunu yapan mevcut iktidar değil, iktidar gücünü elinden bırakmak istemeyen bürokratik zihniyet. Telefon kayıtlarında ve ele geçen psikolojik harekât belgelerinde bu durum, tartışılamayacak kadar açık görünüyor.
Dink davası ve Ergenekon
Hrant Dink'in başına gelenler, sizce gizli bir tertibin işareti değil miydi? Devlet içinden birileri, katillerle işbirliği yapmadılar mı? Amaç Hrant Dink'i mi öldürmekti, yoksa onun şahsında Ermenilere gözdağı mı vermekti? Hatta Batı ile aramızın açılması mı isteniyordu? Yoksa Hrant Dink, Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'in yetimhaneden alınan bir Ermeni olduğunu yayınladığı için mi cezalandırıldı?
Bu iddia, 6 Şubat 2004'te Agos gazetesinde çıktı. Her nedense aradan iki hafta geçtikten sonra, 21 Şubat'ta, Hürriyet gazetesi, söz konusu habere sütunlarında yer verdi. 22 Şubat'ta Genelkurmay Başkanlığı ve ayrıca Ege Ordu Komutanı Hurşit Tolon (Ergenekon davasından gözaltına alındı) Dink'i ağır bir dille suçladı. Dink, 23 Şubat'ta İstanbul'da vilâyete çağrılarak uyarıldı. 24 Şubat'ta birkaç gazete ve malum köşe yazarı, Hrant Dink'in 13 Şubat'ta kaleme aldığı eski bir yazısının içinden cımbızla bir cümlesini çektiler: "Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermenilerin, Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur." Bu cümle, Dink'in kastını aşan bir şekilde sunuldu. 35 gün sonra da, bazı sivil toplum örgütlerinin müracaatı üzerine, Hrant Dink aleyhine, "Türklüğe hakaretten" dava açıldı. Dink, iyi seçilmiş bir kurbandı. Bir yandan Ermenilere gözdağı, bir yandan Batı ile ülkemizin arasını açacak bir dava! Oh ne alâ, ne alâ!!!
Olaylara bütünlüğü içinde baktığımızda, çarpık bir zihniyetin, sözde Kemalizm'i koruma adına, sözde milliyetçilik adına, nelere tevessül edebileceğini daha iyi görüyoruz. İşte Ergenekon, önü kesilmezse, bu çarpık zihniyeti tasfiye edecek önemli bir operasyondur.
Zamanlama
Ergenekon tutuklamaları, öyle bir zamana denk getirilmiş ki, Başsavcı'nın sözlü mütalâasının yaratacağı etki sınırlanmak istenmiş. Sanki, Abdurrahman Yalçınkaya'nın açıklamaları büyük sürpriz yaratacak ve ilgi çekecekti! Yalçınkaya, ilk iddianamesini verdi; ek iddianamesini de verdi. 1 Temmuz'da, eski iddialarını tekrarladı. Bence, "İddianame gölgelenmek isteniyor" diyenler, aslında, Ergenekon'un önemini gölgelemeye çalışanlardır.
Bu yazı toplam 6 defa okundu.