Daha önceki yazılarımdan anlamış olacağınız gibi 13 yaşındaki yeğenimle beraber harikulade bir yaz beraberliği yaşıyoruz. Sadece o ve ben.. Gecikmiş teyze yeğen ilişkisini tesis etmeye çalışıyoruz.
İkimizde de fazla kilo var. Şöyle diyeyim: O benden (38 yaşındaki teyzesinden yani) bir beden daha geniş. Alarm zilleri çoktan çalmış durumda. Dedim el ele vermezsek tarihe tombalak teyzesiyle tombalak yeğeni olarak geçeceğiz: Bu işe bir dur demenin zamanı geldi.
10 gündür evi zayıflama kampına çevirdik. Koşu bandı salona baş köşeye getirildi. Step aleti onun hemen yanına. Yardımcı kuvvet olarak Manita Bey bize bir adet ayaklı vantilatör de aldı. Çılgın bir tempoda kilo vermeye çalışıyoruz.
Bir çocuğu zayıflatmaya çalışmanın ne kadar zor bir şey olduğunu bilmem bileniniz var mı.
Öncelikle adınız “canavar teyze”ye çıkıyor. Anında! Hiç ne yediriyorsun, ne yapıyorsun diye sormak yok. “Ne yani aç mı bırakıyorsun kızı? Aman tanrıaaam!”
Ulan 13 yaşında bir kız aç bırakılır mı hiç? Tabii ki aç bırakmıyorum. Büyüme çağında böyle bir salaklık yapacak değilim herhalde. Tam tersi. Günde 6 öğün falan yiyoruz. Ama nedir? Dondurmasız, pastasız, patatessiz, makarnasız, pizzasız, hamburgersiz, kızartmasız, smootiesiz, çiğ böreksiz, panesiz uzun lafın kısası sağlığa zararlı ve şişmanlatıcı ne kadar şey varsa onlarsız bir sağlıklı beslenme programı çerçevesinde. Evde ne kadar doğru beslen kitabı varsa (ki emin olun az buz değil) hepsini indirip yeniden okudum.
Kolay mı? Değil. Çünkü bir de bunu eğlenceli yapmak zorundasın ki havlu atmasın. Beraber pazara gitmeler, Ayşe kadın fasulyeyi beraber ayıklayıp beraber pişirmeler, salatanın yüz on çeşidini yapmalar, bezelye güzellemeleri, semizotu şahanelemeleri, ev yapımı meyve suyu mütehassıslığı, yoğurttan dondurma mühendisliği...
Diyet lafını kullanıyoruz. Diyette değiliz zaten. Sağlıklı beslenmedeyiz. Ama gel de bunu komşulara, arkadaşlara, arkadaşların annelerine anlat...
“Günde iki külah dondurma tüketmeyen çocuğa çocuk denir mi alaaaşkına” introsuyla krem karamel üzerine dondurma getirip 10 günlük çabanın altını rahatlıkla oyabiliyorlar mesela. Bütün o ikna turları, açıklamalar, sabah yürüyüşleri, akşam gezintileri, Kuruçeşme parkındaki fitnes aletlerinde (belediyemize sonsuz teşekkürlerimi sunarım bu vesileyle) teyze yeğen rekabetiyle yapılan mekikler falan balon olup uçuyor.
Dondurmasız çocukluk geçmez tabii ki. Ama günde 2 taneden haftada bir taneye indirmek diye de bir şey var.
Sorum şu: Benzer deneyimi yaşamış olanlarınız var mı? Ne yapmalı, ne yapmamalı? Kendimden nefret ettirmeden nasıl devam edilebilirim buna?
Bu yazı toplam 9 defa okundu.