Ziya Paşa’nın “Biz Osmanlıyız, bizde her çeşit insan bulunur..” demesinin üzerinden iki vakit geçmedi.. Televizyon dizileri “esas oğlan” bulamaz oldu.. Hükümet adamları uyuyor mu?
Azıcık kıyısından köşesinden bulaştığım için biliyorum..
Televizyonlara hizmet veren “dizi sektörü” ağır bunalımda..
Yok.. Aklınız hemen fesatlığa gitmesin.. Öyle “Para ödenmedi.. Tahsilat yapılamadı..” türünden akçalı bir bunalım değil bu..
Oyuncu sıkıntısı var..
Dizilerde her türlü oyuncuya ihtiyaç var ama asıl dert başrol oynayabilecek “jön” dediğimiz erkek oyuncu bulabilmekte..
***
Bizim memlekette nüfusun yarısı köşe dönme hayali kurar, öbür yarısı da televizyona çıkmak için yanıp tutuşur..
Buna rağmen dizilere “cast” hizmeti veren şirketler, yapımcılara kakalayabilecekleri erkek başrol oyuncusu bulamıyorlar..
“Bundan belki oyuncu olur..” diye ele geçen kim varsa zaten şu anda bir dizinin canına okumakta..
Yeni TV dizisi projelendirecekler içinse uzun bir kuyruk var..
BÜNYE ŞAŞIRMIŞ
Yılda seksene yakın televizyon dizisi sezon açıyor..
Kimi batıyor, kimi çıkıyor.. Sezon içinde de bir sürü yeni dizi plânlanıyor..
Eeee? Bu kadar diziye en azından bir yakışıklı erkek oyuncuyu nereden bulacaksın?
Bizim yiğitlerin ortalama tipi belli.. Boydan tasarruflu.. Enden esnemeye müsait.. Bacak ve kollar kalın..
Antropolojik evrimimiz bir yerlerde kazaya uğradığından çoğunluğun sırtından başlayıp ayak bileğine kadar uzanan aşırı kıllanma hali var..
Yazıyı okuyanı çıkar diye onları incitmek istemiyorum ama aynı kıllı derinin davardaki benzerine post diyoruz..
Bir gariplik de kafa nahiyesinde..
Haydi eskinin insanı “bilimsel beslenme” diye bir kavramdan habersizdi..
Yeni yetişen gençlerin anneleri bu konuda iddialı oldukları halde sonuç fiyasko..
Oğlan çocukları eskilere oranla daha boylu poslu ama otuz beşine varmadan kafalarında saç kalmıyor..
Kaşlar “Malabadi Köprüsü” gibi bitişik.. Surat yüznumara süpürgesi gibi kıldan simsiyah..
Vücutlar soğuğa karşı “post” korumasında..
Her tarafını kıl basmış bünyenin tek mahrumiyet bölgesi kafanın tepesi..
Gençlerin yarısının kafayı usturaya vurdurup kendilerine Hollywood’un mevta starlarından “Yul Brynner” şekli yapması bu sebepten..
***
Şimdi gel.. Televizyon dizilerine oyuncu bulan “Cast Şirketi” olarak yapımcılara hizmet ver..
Eli ayağı düzgün, kaşı gözü yerinde kim varsa bir diziye star oldu..
Çaresiz yapımcılar, cast şirketlerinden gönderilen erkek fotoğraflarına bakıp seçim yapmaya çalışıyor..
Jürileri de o prodüksiyonda çalışan kızlar..
“Kızlar bakın bakalım.. Bundan oyuncu olur mu?”
Eğer fotoğrafın başına üşüşen kızlar, objektife bön bön bakmış oğlandan bir elektrik alabiliyorlarsa o kişinin televizyon bahtı açılıyor..
GELEN GİDİYOR..
Bizim gazetenin televizyon haberleri paşası Memed Güler ile bir hesap yaptık..
Dizi sektörüne her sezon kırk, elli yeni başrol oyuncusu giriyor.. Çoğu gürbüz, semiz, sağlıklı çocuklar..
Yılda kırk, elli yeni başrol oyuncusunun girdiği bir sektörde, üç dört yıl içinde onca insan birikeceğinden bu sıkıntının yaşanmaması lazım..
Lakin ön kapıdan giren, dizi biter bitmez sektörün arka kapısından çıkıyor..
Neden mi?
Gelenlerin yüzde doksanı “sıfır yetenek”de ondan..
Eskiden Yeşilçam’a adam arandığında Ses Dergisi yarışma yapardı.. Kızlardan ve erkeklerden ilk üçe girenlere film çevirme şansı verirlerdi..
O sayede kazanılan oyuncular da sektörü yılllarca idare ederdi..
Bir Kadir İnanır, bir Salih Güney, bir Tarık Akan sinemaya öyle kazandırıldı..
***
Allah için yetenekli çıktılar da öyle barındılar..
Şimdi ismini vermeyeyim alınır.. Benim zamanımın jönlerinden biri vücut olarak biraz ince yapılıydı..
İnce yapılı ne? Resmen soyunduğunda kemikleri sayılıyordu..
O vitaminsiz tarzan görüntüsüne rağmen mayoyla oynamaktan çekinmezdi..
Bir filmde partneri Neriman Köksal’dı.. Bilen bilir.. Neriman Hanım, iri kesimli Diyarbakır Kalesi’nin kapısı gibi bir kadındı..
Filmde kemikleri sayılan jön dereden çıktı.. (Niye deniz kenarı değilse?) Mayolu Neriman Köksal’a öyle bir sarıldı ki!
Kıracaktı dev gibi kadını..
KIZLARDA İŞ VAR
İşte oyunculuk o bir yetmiş boy ve elli kiloluk kiloluk vücutla seyirciye “Zaloğlu Rüstem Pehlivan’ı seyrediyormuş..” duygusu verebilmektir..
Yeni jön adaylarından bu yeteneğin yarısı bile çıkmıyor..
Haaa! Kızlara lafım yok.. Okura ayrımcılık yapıyormuşum gibi gelecek ama gerçek böyle..
Onlar kesinlikle erkeklerden daha yetenekli..
Aradaki fark çocukluktan belli oluyor.. Kızların erken konuşması bu farkın işareti..
Bırak erken konuşmalarını.. Kendilerini ifade ederken kulandıkları uzun ve düzgün cümleleri oğlanlar ancak ortaokul çağlarında kullanabiliyor..
Tek marifetleri, ihtiyaç duyulduğunda “amcalara pipilerini göstermek..” olan oğlanların kamera önünde tıkanmaları beni şaşırtmıyor..
***
“Cast Şirketleri” erkek oyuncu bulacağım diye manken ajanslarından başlayıp, konservatuar öğrencilerine kadar her yeri talan ettiler..
Neredeyse eli yüzü düzgün motosikletli kuryelerin bile çetelesini tutacaklar..
Tahminim o ki yapımcılar suratları Alain Delon’unki gibi “çizgi roman kesimli” jön bulmaktan umudu kesecek..
Benim gibi toparlak yüzlü erkeklerin dünyasına açılacaklar..
Kendimden biliyorum.. Cahil kadınlar benimki gibi yuvarlak yüzlü erkekleri sever..
İşte o zaman dizilerde yeni bir reyting patlaması yaşanacak..
İşaretlerini görüyorum.. Beni bile haftada en az iki diziden arıyorlar..
Bu yazı toplam 0 defa okundu.