05 Aralık 2008 Cuma 11:58
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Selahattin Duman
Türkbükü plajında rekabet havası yok
20 Temmuz 2008 Pazar
Selahattin Duman   e-posta : sduman@gazetevatan.com

İstanbul’un sayfiyesi Bodrum bu sene gaz kesmiş.. Geçen yazın tadı yok!

Yüz otuz beş binlik kışlık nüfusu yaz geldiğinde bir milyonu aşan bir turistik bir ilçe neden mi hız keser?

Gözü kör olsun paranın..

Para olmadı mı ne benzersiz coğrafyanın tadı kalır ne de medyanın sallamasıyla “sabahlara kadar çılgınca eğlenen belde..” imajının..

Parası olan harcar..

Parası olmayan bir dürümcüye konuşlanır.. Elinde dürüm, masasında ayran eğlenmeye koşuşturanları seyreder..

***

Şu ana kadar güzelikler âleminin kraliçesi Bodrum’un hakkını verebilen bir kişi çıktı karşımıza ve biz onunla gurur duyuyoruz..

O kişi Süreyya Yalçın hanım, benim canımdır..

Bir eyyamdır ortalarda görükmüyordu.. Amerika’da hazırlık kampındaymış..

Hani Mili Takım, Avrupa Şampiyonası öncesi Almanya’da mı ne hazırlık kampına gitmişti.. İşte o da öyle yapmış..

“Bu yıl Bodrum’un şampiyonu ben olacağım..” deyip Amerika’da kampa girmiş..

TEN DEĞİŞİMİ

Türkbükü plajına bir çıktı, bu kadar olur hani..

Derisi suda fazla kalmış kösele gibi karardığından derhal fark edildi..

İstanbul’dan koştura koştura Türkbükü’ne gelen ne kadar peynir tenli kadın varsa, cümlesini hasetten kararttı..

O daha Türkbükü’ndeki şezlonguna yayılmadan tevatür çıktı..

Kimisi Amerika’da solaryuma yattı diyor.. Kimi yazı başka zaman yaşayan bir yerde “hazırlık kararması” yaptığını söylüyor..

Benim tahminim başka..

Kızda para çok.. Bence boyuna göre bir mikrodalga fırın yaptırdı.. Günde iki vakit içine girip, kendisini Çorum leblebisi gibi kavurdu..

“Bu yaz Bodrum’un hakkını bir tek o verdi..” derken, çifte kavrulmuş tenine bakıp konuşmuş değilim..

Şekil olarak da hazırlığı dört dörtlük.. Bir “plaja iniş..” bavulu düzmüş, bu kadar olur..

Millet meraklı..

Bir giyimlik kıyafet ve takılarının hesabını tutmuşlar.. Yirmi dört bin küsur Amerikan Doları yapıyor..

Bizim parayla otuz bin lira..

***
Rakam kafanıza sığmadı değil mi? Tek tek saydıracaksınız şimdi bana..

Gözüne Dior güneş gözlüğü takmış ki plaja inenler için olmazsa olmazdır.. Hem cool takılacaksın hem de kimler bana bakıyor, diye renkli camların arkasından etrafı tarassut edeceksin..

Dior gözlük bin iki yüz elli dolar.. (Çakmasını Aksaray’da on liraya satıyorlar..)

Plajda “haşema” ile dolaşacak hali yok ya kızın.. Gitmiş Roberto Cavalli’den bikini almış.. Üç bin dolar..

(Akşamları Mecidiyeköy meydanında tezgâh açıyorlar.. Yerli Roberto Cavalli bikiniler on, bilemedin on beş lira..)

PAREO MESELESİ

Takısız olmaz.. İncik boncuk setlerinin Avrupa’nın ünlü tasarımcılarınca dizilmişini seçmiş.. Markasını bilemedik..

Yuvarlak hesap bin dolar..

(Türkbükü plajında yan yana duran boncuk tezgâhları var.. Meraklısı beş liradan başlayarak kendini istediği gibi donatabilir..)

Çantası Balenciaga.. (İnşallah doğru yazmışımdır..)

Bildiğiniz pazar çantası ama marka olduğundan sahibine Kraliçe Elizabeth’in heybesini taşıyormuş duygusu veriyor..

Balenciaga çantanın bedeli beş bin dolar.. (İlk kez satın alanlar için kullanma kursu ücretsiz veriliyor..)

Burada küçük bir ayrıntıya dikkat çekeyim.. Balenciaga çantanın en pahalısı üç bin dolar diye geldi kulağıma..

Doğruysa kızı kazıklamışlar demektir..

Sıra geldi Süreyya Hanım benim canımın giydiği pareo denilen ince çaputa..

Bu peştamal kesimi ince çaput kadınlık âlemi için vazgeçilmez bir şeydir..

Kadınlar bunu denizde çimerken kullanır.. Denize gidene kadar bellerine sarar, tam suya atlayacaklarında çıkarırlar..

Denizden çıkar çıkmaz da yerden alıp kuşanırlar..
 
***
Pareo’dan beklenen hizmet, denize giren kadın kişinin vücudunu gizli röntgencilerden koruması değildir..

Asıl görevi kadınlığın gizli düşmanı “selülit” denen şeyle mücadeledir..

Ne yazık ki bilim dünyası “gen ayıklama işine” kendisini fazlaca kaptırdığından “selülit ile mücadeleyi” gevşek tutuyor..

Böyle olunca da bu illet, kadınlığın poposunda keyfini sürüyor..

Süreyya Hanım benim canımın kullandığı pareo ise Roberto Cavalli tasarımı olup bin beş yüz dolar..

(Fiyata itirazı olan peştamal kullansın.. Tahtakale’de on lira..)

AYAKTA HALHAL

Devam ediyorum.. Ayağına taktığı Swarovski taşları ile süslü halhalı iki bin beş yüz dolar olarak hesaplamışlar.. Yakışır..

Halhal önemlidir..

Ferrari gibi, Maseratti gibi ultra lüks otomobillerle rekabet eden gözü kara Şahin için çelik jant neyse, kendini bilen bir genç kız için de halhal odur..

İkisi de ikinci el pazarında fiyat artırır..

Kızcağızın giydiği Gucci terliğe iki bin yüz dolar fiyat biçmişler, abartılı buldum.. Bence yedi sekiz yüz doları geçmez.. Altı üstü terlik yani..

(İsteyen Ceyo giyer.. İsteyene Migros’ta yedi liraya terlik var..)

Son olarak yine Roberto Cavalli karşımıza çıkıyor.. Elbise niyetine sattığı tunik dokuz bin beş yüz lira..

Bunlar bir giyimlik..

Ertesi gün, güneş gözlüğü dahil hepsinin değişeceğini bileceksin..
***

Bodrum’daki bu yaz tat eksikliğinin sebebi bu.. Süreyya Yalçın tek tabanca kaldı.. Medyamız da konusuz..

Kızın rakibi yok..

Balenciaga çantanın karşısına plaja kadar getirdiği Migros torbası ile çıkanları rakip saymıyorum..

Eda Hanım benim canım, İstanbul’da tasarım yapıyor.. Boncuk diziyor..

Ship Ahoy iskelesindeki “devremülk şezlongu” kimbilir kimlerin elinde kaldı.. Belki de bir Alman turist yayılmıştır oralara..

Özetle rekabet yok..

Olmayınca da eldeki malzemeden yerli Paris Hilton yaratma gayretinin tadı olmuyor..
Bu yazı toplam 1 defa okundu.
Puan Verin : puanpuanpuanpuanpuan
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş...
            Son Yazıları     Yazara ait son 100 adet yazı.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Dolar1.56451.5720
Euro1.97441.9839
Hava Durumu
Istanbul
Anket
Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirsiniz?
 AKP
 CHP
 MHP
 DTP
Güv.Kodu