05 Aralık 2008 Cuma 11:54
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Mutlu Tönbekici
Başkalarının hayalinde yaşamak denir ancak buna
20 Temmuz 2008 Pazar
Mutlu Tönbekici   e-posta : mutlu.tonbekici@gmail.com

Memlekette ne olup bittiğini herhalde bir Allah’ın kulu anlamıyordur. Tutuklanan tutuklana, felaket bir toz duman. Karşı darbe mi yapılıyor, yoksa darbelerin hukuk dışı olduğu demokratik ülkelerde yapılması gereken midir bu en ufak bir fikrim yok.

Dün yana yakıla bir lise arkadaşım aradı. “Mutlucuğum sen işin içindesin bilirsin. Neler oluyor memlekette? Hangi gazeteyi okumamız lazım? Kim doğruyu söylüyor? Batıyor muyuz yoksa çıkıyor muyuz?”

Ah! Beni kiminle karıştırdı kim bilir.. Ben nerede işin içindeyim?!? Kıyısında köşesinde dolanıyorum mevzuların. İşin kötüsü: Herkes öyle. Öyle olmadığını iddia edenler DE.

Okuyoruz tabii. En çok TARAF gazetesini ki bana yana yakıla telefon eden arkadaşım nasıl oluyorsa ilk defa duyuyordu ismini. Kodlamak zorunda kaldım. Trabzon, Ankara, Rize, Antalya (bir Ankara’ya daha tahammül edemedim) Fatsa...

Ah bu nasıl bir memleket böyle? “Erken kalkanın darbe yaptığı ülke” diye bir tanım vardı benim çocukluğumda. Bir takım Latin Amerika ve Afrika ülkeleri için kullanılırdı. 20 yaşın altındakiler zinhar duymamıştır.

Ben bunu antika bir laf sanıyordum. Tedavülden kalkmış. Böyle değilmiş meğer.

Böyle değildi bizim hayallerimiz. En azından benim. Bu yaşıma geldiğimde bu ülkenin hâlâ bir Muz Cumhuriyeti kıvamında olacağını/olabileceğini hayal etmemiştim doğrusu. Gelenin darbe, gidenin cinayet işleyebileceği, yapmayı akıl edeceği, yapınca da bundan gurur duyabileceği...

Hrant Dink mahkemesi rezaletini izliyorsunuz tahmin ediyorum. Bu nasıl bir gözü dönmüşlük? Tuvalet penceresinden bağırmalar, slogan atmalar... Mahkeme ile alenen dalga geçmeler, “yok beni Cenifer Lopez aradı” diyebilmeler... Ve buna müsaade etmeler...

Mahkemelerimiz ne zamandır böyle hababam sınıfı tadına geldi? Bu nasıl bir ekstra larç durumu böyle? Atışmalar, itişmeler, kakışmalar, hakimle dalga geçmeler?

Hayır. Hayal ettiğim ülke bu değildi. Ben belli ki başkalarının hayalinde yaşıyorum.

Çok üzücü..

*****

Sessizlik noktaları

Bugünkü tavsiyeler biraz matrak. Emre Tekgür göndermiş...

“Merhaba, gürültüden maalesef kurtuluş yok. Hollywood tarzı bir cevap olsun: Kaçabiliriz ama saklanamayız. Benim önereceğim yerler öyle tatil yerleri, oteller falan değil. İETT otobüsleriyle gidilebilen, sıradan, hiçbir özelliği olmayan yerler.

* Uğur Mumcu Mahallesi otobüs son durakları.

* Burgazada’daki Sait Faik Müzesi’nin balkonu.

* Esenler Carrefour’ın otoparkı (Otogara dönük olan tarafı)

* Maltepe’deki M1 alışveriş merkezini Praktiker’e bağlayan küçük köprünün altındaki otobüs durağı.

* Anadolu Feneri - Rumeli Feneri

* Sarıyer’e giden sahil yolu (Sadece hafta içi günler).

* Beyazıt Kütüphanesi (Kimse uğramadığı için sessiz).

* Bostancı sahilindeki herhangi bir otobüs durağı.

* “Lost Room” dizisindeki otel odası. (Tamam bu sonuncusu saçma oldu, kabul..)”
***

Dürtünce mektuplar yağmur gibi gelmeye başladı. Eyvallah. Süper tavsiyeler geliyor. Hepsini yazacağım. Bu sonunda “Türkiye’nin en sessiz noktaları” diye bir kitaba dönüşecek gibi bir his var içimde. Hadi bakalım! (Bu arada Park Orman’a tekrar gittim. Müziğin sesini son derece makul bir seviyeye indirmişler. Artık benim yazım yüzünden mi yoksa başkaları da mı vızıldadı bilmiyorum ama şu an iyi. Hafta sonunu bilemem tabii...)
Bu yazı toplam 6 defa okundu.
Puan Verin : puanpuanpuanpuanpuan
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş...
            Son Yazıları     Yazara ait son 100 adet yazı.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Dolar1.56451.5720
Euro1.97441.9839
Hava Durumu
Istanbul
Anket
Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirsiniz?
 AKP
 CHP
 MHP
 DTP
Güv.Kodu