İddianameden anladığıma göre bu teşkilatın finans anlayışı bozuk.. Para işlerine akılları ermiyor.. Çektikleri fiyatlar, bu memleketin en güvenilir sektörlerinden biri olan mafyacılıkta bile denge bırakmaz.. Allahlarından bulsunlar..
İddianame gösteriyor ki bu dava sürerken Cumhuriyet Tarihi’nin en eğlenceli günlerini yaşayacağız..
İşaretler ortada..
Davanın seyrine “adalete yardımcı olmak üzere” ben de bir katkıda bulunayım..
Bizim Gündoğan’da bir avukat arkadaş var.. Yol üzerinde kokoreç tezgâhı kurmuş.. Gelene geçene “Kuzu Kokoreç” satıyor..
Ekmek parası..
Hukuk üzerinden hak aramak bu memlekette para etmediğinden kokorece meyletmiş..
***
Kokorecin ana maddesi olan bağırsak derin bir nesne.. Kuzunun taaa derinliklerinden, iç organlarının altından çıkıyor..
Mide de derin bir organ ama bağırsak ondan da derin..
Nitekim bu derinliği birileri fark etmiş.. Daha doğrusu derin devlet ile derin kokoreç ham maddesi arasında bir paralellik olabileceğini düşünmüş..
Geçtiğimiz yılın Aralık ayında bizim avukat arkadaş hooop içeri..
ERGENEKON MU?
Amanın! Nedir bu içeri alış? Hükümet adamlarına bir yanlış mı yaptık?
İçeri alanlardan cevap yok, onun yerine anlamlı bir suskunluk eşliğinde mânâlı mânâlı baş sallamalar var..
Sadece kulaktan duyum..
Senin kokoreç yaptığın bağırsağın uzantısı taaa Ergenekon’a kadar gidiyor..
Avukat arkadaşın bildiği, kendisini şu maruf Ergenekon meselesinden içeri aldıkları..
“İçeri almak..” dedimse öyle üç günde, beş günde salmacasına değil.. Tam altı aylığına..
İlk duruşma için gün tam altı ay sonrasına verilmiş.. Duruşmada hakim bakmış bizim kokoreççi avukata..
Galiba bir de savcı beye yan yan bakmış.. “Bunu niye getirdiniz?” gibisinden..
Savcı Bey de “Bunu ben bilemeyeceğim.. Belki mübaşir bilir..” dercesine sağa sola boş bakınca hakim hükmü vermiş..
“Kokoreççi avukatın salıverilmesine..”
Altı ayın hesabını kim mi verecek? Bizde öyle bir gelenek yoktur.. Boş boş konuşmayın..
***
İddianame açıklandı..
Dikkatle arandım.. Kokoreç tıkınma yoluyla rejimi şey etme durumu yok.. Bu altı aylık beyhude hapislik nereden çıktı öyleyse?
İhtimal yoldan geçen birinin canı kokoreç çekti.. Ekmek arası yaptırdı.. Üzerine kekiği, baharatı döktürdü..
Ya tadını beğenmedi malın.. Ya fiyatını..
Eğer o “yoldan geçen biri” memleketin ağır abilerinden biriyse, ağız tadının bozulması ile birlikte ihbar dilekçesini kaleme aldı..
Bizde yazının ayarı yoktur..
Kalemi eline aldın mı uçar gidersin.. Aklına geleni ekleştirirsin..
Cumhuriyet gazetesine iki kıytırık bomba atılması için “beş yüz bin dolar teklif edildiği..” iddiası gibi..
YA SAYI SAYMAMIŞ..
Yukarıdaki ara başlığı bunu iddianameye ekleştiren için söylüyorum.. Lafın gerisi “Ya da dayak yememiş..” şeklindedir..
İki bombaya beş yüz bin dolar..
Hem de İlhan Selçuk imzalı el yazısı talimatla.. Tövbe tövbe..
N’oluyoruz kardeşim?
Bu memlekette adamı ayağından vurmanın raici bin ile beş bin lira arası.. (Kaynak gazete haberleri..)
Kurşun kalçaya çıktı mı tarife katlanıyor.. Neden dersen, dizden yukarısı atışların cezası da katlandığından..
Adam öldürme işini taşeron usulü yirmi binden hallediyorlar.. (Tabii adam medyatik değilse..)
Birden fazla adam öldürtene gurup indirimi yapılıyor..
Eğe fatura, fiş istemezsen on beş bine yapacak olanı da bulursun..
O zaman iki bombaya beş yüz bin dolar fiyat teklif etmek nasıl bir anlayışın sonucudur..
Eğer bu fiyatı İlhan Ağabey vermişse, köşesinden bunun mantığını açıklasın..
Şunun da cevabını versin..
İki bombaya beş yüz bin dolar teklif ediliyor da neden Cumhuriyet çalışanları bu sektörün en az maaşlarını alıyor?
***
O iki bombayı neden Mustafa Balbay’a attırmamışlar?
Ya da Toktamış Ateş’e..
Hem provokasyon yapılmış olur hem de iş ucuza kapatılacağından paranın çoğu cepte kalırdı..
Unutulmasın.. Lenin bile “İşten artmaz dişten artar..” demiş..
Koskoca Stalin bile yokluk günlerinde davaya para sağlamak için banka soymuş, yol kesmiş..
Kendine de “Koba” diye fiyakalı bir nick name almış..
Eğer Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi bu işler için taşeron tutup, sağa sola yüz binleri saçsaydı Ekim Devrimi’ni yapmaya güç mü yeterdi?
İlhan Selçuk’tan bunların cevabını acele isterim..
AKÇALI İŞLER..
Ergenekon denilen teşkilatın yapılanmasında da gariplik var.. Özellikle de akçalı işler kafamı karıştırıyor..
Temsil on üç ay cezaevinde neden yargılandığından habersiz yatırılan ve mahpushaneye dikey girip yatay çıkan Kuddusi Okkır’ın durumu..
Rahmetli iddianameyi görecek kadar yaşayamadı.. Belki yaşasaydı adı “teşkilatın finansörü” olarak geçecekti..
Allah’ın rahmetine kavuştu.. Bir de baktık ki cenazesini kaldırmak için belediye adamlarından yardım istenmiş..
Hani finansördü?
Doğruysa paralar nerede?
Kişisel tahminimi “davaya katkı için” yazıyorum.. Anladığıma göre bu Ergenekon Teşkilatı para meselelerinde çok savruk..
Hesap kitap bilmiyorlar..
***
İki bombaya beş yüz bin dolar..
Orhan Pamuk’u ölü veya diri getirene yedi milyon lira..
Hükümet adamlarının başında dikili duran seyrek bıyıklı asabi adamın (Allah esirgesin) başını getirene beş milyon..
Hesap bunun neresinde?
Özellikle de Orhan Pamuk için niye yedi milyon lira? Nobel kazandığı için mi? Romanında boncuk mu var?
Sonuca geliyorum..
Bunlar doğruysa.. İç piyasada rakamlar uçmuş, denge bozulmuş.. Teşkilatın finansörü içerde bir deri bir kemik ölüyor..
Dışarıda beş yüz bin dolara bomba atacak adam bulunamıyor..
Bunlar İlhan Ağabey’in işleriyse yatacak yeri yok demektir..
Yarın karısını öldürmek için adam tutacak bir koca bu rakamları görecek.. Cinnet geçirip bütün aileyi temizleyecek..
İstedikleri böyle bir kaos muydu acaba?
Bu yazı toplam 13 defa okundu.