05 Aralık 2008 Cuma 10:05
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Hasan Cemal
Tahran’dayım ama aklım kapatma davasında...
02 Ağustos 2008 Cumartesi
Hasan Cemal   e-posta : h.cemal@milliyet.com.tr

İran’ın vurulması bütün bölgeyi ateşe atar diyorlar da...

Tahran’dayım ama aklım kapatma davasında...

TAHRAN

Gölgede kırk derece sıcakta, kliması doğru dürüst çalışmayan külüstür bir arabada, buram buram ter döküp bunalırken, hele bir de trafiğin orta yerinde sıkışıp kalmışsan, n’aparsın?..
Hiç!
Kaderine küser beklersin. Kim dedi sana yazın bu vakti, cehennem sıcağında Tahran’a git diye...
Meslek aşkı mı?..
Meslek aşkıysa, Ankara’ya gitseydin, Anayasa Mahkemesi’nin kapısına. Umum Neşriyat Müdürü daha çok memnun olabilirdi.
Ben de tam böyle yapıyordum ki, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın ofisinden hiç hesapta olmayan bir davet geldi Tahran için.
Aklım çelindi. İran ve Ortadoğu... Bütün dünyanın bıçak sırtında izlediği nükleer sorun... İsrail ve Amerika’daki İran’ı vuralım lobisi... Ve Bağdat’tan birkaç hafta sonra bu kez Tahran... Türkiye’yi damardan ilgilendiren konular değil mi?..
Elbette öyle. Yalnız bizi değil, yalnız bölgeyi değil, bir anda tüm dünyayı ateşe atabilecek, el yakan konular...
Ama yine de kapatma davası bir yana, dünya bir yana... Biz hep kendi derdine yanmış bir ülke değil miyiz?..
Ben de böyle dedim.
Ancak Babacan’ın ofisinden gelen esintiler, “Merak etmeyin, perşembeden, cumadan önce belli olmaz karar; biz de o zamana kadar dönmüş oluruz Ankara’ya” diyordu.
Salı sabahı erken Dışişleri Bakanı Babacan’la birlikte Ankara’dan Tahran’a uçarken, tabii aklımızda yine kapatma davası vardı.
Ancak konumuz İran’dı, nükleer sorundu ve Türkiye’nin bu çerçevede son iki aydır taraflar arasında (bir yanda İran, öbür yanda Amerika, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve bunlara ek olarak Almanya) üstlendiği kritik roldü.
Şu sıralar İran’la öteki taraf arasında, üstelik bu kez Amerika’nın dahil olduğu bir diyalog kapısının aralandığı söylenebilir. İran’a bir paket sunulmuş durumda. Üç aşamalı bu paketin üçüncü aşamasında, İran’ın uranyumu zenginleştirme programını dondurması, buna karşılık Amerika dahil karşı tarafın da İran’a yaptırımları kaldırmaya başlaması öngörülüyor.
Kimine göre bu süreç, İran’la Batı -ya da Amerika- arasında bir ‘büyük pazarlık’a da kapıyı açabilir.
Toplam altı yedi aylık bir süreci kapsayan bu paketi Ankara’nın da olumlu karşıladığı anlaşılıyor. Bu yolda yoğun bir diplomatik trafiğin odağı olmuş durumda Türkiye...
Ama birkaç haftadan oluşan ve yakınlarda noktalanacak olan ilk aşama henüz bitmiş değil. İkinci aşamaya geçilebilecek mi?
Söylemek zor. İkinci aşamaya geçmek için, ilk aşamada, İran’ın uranyumu zenginleştirme ünitelerine yenilerini eklemekten kaçınması, buna karşılık İran’a yönelik yaptırımların da dondurulması gündeme gelecek. İran bu adımı atabilir mi?
Belirsiz.
“İran, mevcut uranyum zenginleştirme ünitelerine yenilerini eklemeyi durdurur” yanıtı henüz kulaklara çalınmıyor.
Bunun için de tehlikeli, tedirgin bir bekleyiş var. Ankara da öyle. Dışişleri Bakanı Babacan bu kaygılı havayı dağıtmak için de bir buçuk günlüğüne Tahran’a gelmiş durumda.
Dün Dışişleri Bakanı Muttaki’yle, Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ve Nükleer Başmüzakereci Celili’yle görüştü. Bugün gerçekleşmesi beklenen Cumhurbaşkanı Ahmedinecad görüşmesi de dün yapıldı.
Ankara, taraflar arasında ‘diyalog kapısı’nın açılması için uğraş veriyor.
Eğer bu kapı açılmazsa, bir yandan Amerika ve İsrail’deki “İran’ı vuralım lobisi”nin eli güçlenirken, daha doğrusu, Irak’tan sonra bir de İran çılgınlığı ihtimali yaklaşırken, diğer yandan İran’a bugünkünden çok daha ağır yaptırımlar gündeme girecek.
Ankara haklı olarak ikisini de istemiyor. İki gelişme de bölgesel ve küresel açıdan son derece olumsuz gelişmeler...
Başbakan Erdoğan’la bu yakınlardaki Bağdat ziyareti sırasında sohbet ederken, İran’ın vurulması gibi bir ihtimalin ne kadar sakıncalı, ne çok açıdan riskli olduğuna değinmişti.
Babacan da farklı düşünmüyor. İran’a bir saldırının bölgeyi cehenneme çevirebilecek sonuçları sır değil. 200 doları vurabilecek ham petrol fiyatlarıyla ve terör dalgasıyla küresel yansımaları da aklı başında olanlarca hesap ediliyor.
Ama bu ihtimal var. İsrail de giderayak Başkan Bush da vurabilir İran’daki nükleer tesisleri... Dün sabah Tahran’a uçarken okuduğum, New York Times’taki bir yazının giriş cümlesi şöyleydi:
“İsrail’in gelecek dört ila yedi ay içinde İran’ın nükleer tesislerine saldıracağı neredeyse kesin...”(*)
Bu konu hayal değil.
Bu konu yalnız aba altından sopa göstermek için kullanılmıyor. Yani İran’ın vurulması ihtimali gerçek gündemin bir yerlerinde duruyor.
Babacan’ın Tahran ziyareti bu nedenle önemli. İran’ın karşı tarafın paketinin hiç olmazsa ilk aşamasına evet demesi ve diyalog kapısının aralanması, bütün bölgeyi bir anda ateşe atabilecek bir çılgınlığın önüne geçebilir, en azından erteleyebilir. İşte bunun için Tahran’dayım ama aklım Ankara’da, kapatma davasında...



* Ortadoğu’da Nükleer Savaş Çıkabilir; Benny Morris; İsrail’deki Ben Gurion Üniversitesi’nde Ortadoğu tarihi profesörü; New York Times, 18 Temmuz 08; çevirisi Radikal, 22 Temmuz 08, s.10

Bu yazı toplam 7 defa okundu.
Puan Verin : puanpuanpuanpuanpuan
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş...
            Son Yazıları     Yazara ait son 100 adet yazı.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Dolar1.56451.5720
Euro1.97441.9839
Hava Durumu
Istanbul
Anket
Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirsiniz?
 AKP
 CHP
 MHP
 DTP
Güv.Kodu