02 Aralık 2008 Salı 16:30
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Selahattin Duman
Davasını bilmeyene şahit olma durumu..
04 Ağustos 2008 Pazartesi
Selahattin Duman   e-posta : sduman@gazetevatan.com

Köşe yazısını okumadığım için üzerimde telefon marifeti ile baskı kuran..

Hatta “Okusana ulan it oğlu it..” mesajı çekecek kadar kişisel hak ve tercihlere saygılı biri olan Hasan Cemal’in hallerini iki gündür takip ediyorum..

Takip ediyorum dedimse “Ergenekon tarzında” değil.. Gazete okuru olarak..

Evet.. İtiraf ediyorum.. Eve düzenli olarak Milliyet gazetesini de almaya başladım.. Sebebi mi? Ben de bilmiyorum..

Belki de ailece taşıdığımız “bilinçsiz tüketici geni..” yüzündendir..

Alıyorum işte..

***

Milliyet de enteresan gazete.. Resmi Gazete’nin hafta sonu eki olsa Milliyet olurdu..

Gazetenin bir tarafı Bonopartist..

Diğer tarafı tek parti Türkiyesi’nin Hakimiyet-i Milliye’si..

Bonopartistliği “evraka olan” bağımlılığından.. Her şeyi kâğıt üzerine zaptetme merakından..

Bugün “bürokrasi” diye yakındığımız illetin yüzde sekseni bize Fransa’dan ithaldir..

Durup durup cumhuriyetin yenisini kuran Fransa’nın kâğıda bağımlılığı Napolyon döneminde başlamış..

Napolyon’un iki yüz sene önce bizzat kendi el yazısı ile kaleme aldığı ceza yasasını bile sekiz on yıl önce kısmen değiştirdiler..

Biz de gitmişiz.. Bonapartçıların kâğıt bağımlılığına takılmışız.. İşte bu bağımlılığın medyadaki tek kalesi Milliyet’tir..

RAPOR DA YOKMUŞ..

Hani önceki gün Konya’da korkunç bir olay yaşandı.. Kız Kuran Yurdu’nda patlama oldu.. On sekiz çocuk hayatını kaybetti..

Faciayı bütün gazeteler gereken hassasiyetle verdiler.. Hissiyatlarını başlıklara çıkardılar..

Aynı faciayı bir de Milliyet’in sunuş şekline bakın..

“İhmal ve ölüm..” manşetinin altında şöyle bir alt başlık vardı..

“Bir vakfın kaçak Kuran kursu olarak kullandığı yurt gaz patlamasıyla çöktü. Kız öğrencilerden 17’si öldü.”

Başlığın tanımlayıcı kısmı son cümlede..

“Binanın deprem ve itfaiye raporu da yoktu..”

Ne demek istediğimi anladınız mı?

Binanın kaçak olduğunu zaten beyan etmişsin.. Ne diye “deprem ve itfaiye raporu da yoktu” cümlesi ile asıl dehşet verici olan budur, der gibi yapıyorsun?

Altını çizmek istediğim mantık bu..

Bürokratik evraktaki eksiklik Milliyet için insanların topluca ölmesinden daha vahimdir..

Hasan Cemal ağabeyimin içine daldığı “demokrasi tartışmasında” da bu böyledir..

Parti kapatılması mı? Şekil hayatın önünde gider.. Zarf, mazruftan önemlidir..

Ampul Partisi’nin kapatılmaması da keyfini iyice yerine getirmiştir..

***

Önce Dışişleri adamı ile birlikte çektirdiği fotoğraflara baktım..

Yaşlanmayacak, bizler kırk yıl sonra hayatta olmayacağız.. O yine “lütfen biraz demokrasi..” diye yazacak.. Yüzü de aynı kalacak..

Aşağı yukarı böyle tarif ettiğim Hasan Cemal’in değişmeyecek dediğim yüzündeki bütün kaslar zevkten gevşemişti..

Çankaya adamı ile çektirdiği fotoğrafta da öyle.. Son yıllarda Hasan Cemal’i bu kadar mutlu görmemiştim..

Demek ki demokrasimiz bir şeye benzemiş..

GEL DE YAZMA..

Şu ceza kanununun hükümleri biraz gevşese, biraz demokrasiye uysa oturup Türkiye’nin demokratlaşma tarihini yazacağım..

Hasan Cemal’i de taaa dedesi Cemal Paşa ile birlikte olayın eksenine koyacağım..

Lakin ceza yasalarından yılıyorum.. Bir de okurun bana inanmama ihtimalinden.. Yazdıklarımı yalanlayacağından değil..

Bir televizyon kanalı için komedi dizisi yazdığımı düşünmeleri ihtimalinden..

Nereden başlayacağımı da biliyorum.. Tarih derslerinde “Hürriyet Kahramanı” diye bellediğimiz zatın Sultan Abdülhamid’e verdiği jurnallerden..

Sürekli küfür edip, muhalefet yaptığı padişaha oğlunu evlendirirken mektup yazıp izin istemesinden..

Sebebi de oğlunun düğün masraflarını düşmanı olduğu, zalim ilân ettiği padişahın kesesine yıkma gayreti..

***

Cumhuriyet’in ilk demokrasi denemesi Çankaya’nın sponsorluğunda gelişen Serbest Fırka olayıdır..

1929 yılında İzmir’deki parti mitingine yüz bin insan katıldı.. Babalardan biri dokuz yaşındaki oğlunu Fethi Bey’in ayağına yatırıp kurban etmek istedi..

“Kurtar bizi.. Oğlum sana feda olsun..” diye bağırarak..

N’olmuştu altı yılda? Nasıl olmuştu da bir baba çocuğunu kurbanlık koç gibi kesmeyi göze alacak kadar şirazendesinden çıkmıştı?

Kurtulmak istediği, vatanı altı yıl önce düşman çizmesinden kurtaranlar değil miydi?

HER ŞEY AYKIRI

Hepsinden önemlisi kurtarıcı diye bellenen zat bir dönemin ajan-provokatörü değil miydi?

Bunu Hasan Cemal yazmaz.. Yakın resmi tarih de yazmaz..

1908 meşrutiyetinde Avrupa’daki firari Jön Türkler birer ikişer döndüler..

İttihat Terakki’ye karşı “Fedakâran-ı Millet” derneğini kurdular..

Bizim kurtarıcı zat o kuruluşa İttihatçı ajanı olarak sokuldu..

Derneğin mührünü çaldı.. Sahte ihtilâl bildirisi hazırlanıp altına o mühür basılınca çarşı karıştı.. Yirmiden fazla insan tutuklandı..

Dernek filan kalmadı..

Buyurun size jurnalci hürriyet kahramanından sonra ajan-provokatör demokrat..

***

Üç beş gün önce Çetin ağabey, hem de Milliyet’teki köşesinde tatlı tatlı anlatıyordu..

İzmir Suikastı sonrası idam edilen Maliyeci Cavit Bey’in neden asıldığını merak etmiş..

İsmet Paşa’ya Meclis’teki odasında sormuş.. O da tatlı tatlı anlatmış..

“Kendine bir çiftlik al.. Siyasetten çekil, dedim.. Dinletemedim.. Arkadaşlar da kızdı ceza tertip etti..”

Tertip edilen ceza da eline cetvelle vurma değil.. İple asma..

İsmet İnönü bunları Çetin Altan’a anlattığında memleketin o günlerdeki birinciye gelen demokrasi umuduydu..

Şimdi orta yerde bir Fethi Bey, bir İsmet Paşa da yok.. Hasan Cemal ağabeyim demokrasiden neden bu kadar umutlu?

Onu merak ediyorum..

Bu yazı toplam 10 defa okundu.
Puan Verin : puanpuanpuanpuanpuan
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş...
            Son Yazıları     Yazara ait son 100 adet yazı.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Dolar1.58581.5934
Euro2.00522.0149
Hava Durumu
Istanbul
Anket
Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirsiniz?
 AKP
 CHP
 MHP
 DTP
Güv.Kodu