Bir hastanemizde yeterli sayıda kuvöz yokmuş; bebekler patır patır ölüyorlarmış.
Çok büyük bir isyan!
Ve hepsi AK Parti yüzünden.
Yani ‘Nerde bu devlet? Nerde bu hükümet?’ Kemalist İsyan İmitasyonları.
Geçenlerde de Güneydoğu’da 1 Vali Yardımcısı gitmiş/basmış bir hastaneyi. Nasıl azarlıyor doktorları/çalışanları. Anahaberlerde izliyor.
Nasıl olur da kan tahlili için para isterlermiş? Fakir Baba elinde bir tüp kanla zira, soluğu
Vali Yardımcısı’nda almış. Müşteki. Kızgın. Elinde bir tüp yaratıcılık kanı.
Sonra hakikatlerin ‘öyle’ olmadığı ortaya çıktı. Ve Gariban Baba’nın (elinde kan tüpü) eşinin 13 yaşında olduğu ve ikinci çocuğunu doğurduğu.
Kuvözlerde ihtimamla bakılması gereken çok çok özel bebekler de, hep suni mahsuller.
Suni döllenme. Başka kadınların yumurtaları. Kiralanan rahimler. Ödünç spermler. Kimyevi birleşmeler.
Bir hanım Bodrum Bilmemne Hastanesi’nde 58 YAŞINDA ikiz doğurmuş. Kameralara gülümseyecek hali yok.
Yorgun. Bitkin. Yaşlı, zaten.
Artık Hıncal Uluç gibi tipler 60 yaşlarının ‘orta yaş kuşağı’ filan telakki edilmesini istiyorlar. Hep beraber 100-150 yaşlarına
kadar Osman Müftüoğlu sayelerinde yaşayacaklar. Kafkasya’nın, Japonya’nın
dağ köylerinden olmadıkları halde.
Çünkü: Hırslıyız. Açgözlüyüz. Açıkgözüz. Bizzzz: Mutlaka çocuk sahibi olmalıyız!
18 yıl, 28 yıl denedik olmadıysa; başka kadın yumurtaları ve kocamızın çok kıymetli spermlerinin bileşimiyle. 58 yaşında yorgun argın, bezgin, kameralara ikizlerimizle (on yaşına geldiklerinde bizim 70’e varmamıza 2 kalmış olacak) gülümseyebiliriz. İkizlerden biri bir kilo sekiz yüz on gram, diğeri iki kilo üç yüz gram.
İki bebek anca bir bebeğin ağırlığı ediyorlar. Kolayca taşır, güçlükle bakarsın.
Dokuz buçuk ay filan karnında bebek taşımaya muktedir kadın kalmadı. Yedi aylık, yedi buçuk aylık bebekler pırtlatıyorlar.
Sonra gelsin kuvözler!
Yaşamının ilk iki-üç ayını anne karnının sıvıları içinde değil de, hastane kuvözlerinde geçirmiş bebeklerin/çocukların/ilerde erişkinlerin mütemadi sağlık sorunlarıyla boğuşması ‘mukadderat’ değil, açgözlü/muhteris ana-babalarının ‘tercihi’ değil mi?
Doğa/Allah: Kimi sorumlu görüyorsanız bazılarımıza çocuklama yeteneğini bahşetmeyerek bir denge gözetiyor muhakkak.
Ruhsal/fiziksel/çevresel bir denge.
Ama şimdi Seda Sayan’ın mutlaka Onur Şan’dan bebeklemesi gerekiyor. Çok bebek özledi! Yetişkin bir oğlu olduğu halde, hem de.
Kendine/kitlesine doğurganlığını/kadınlı-
ğını/anneliğini/zenginliğini yeniden kanıtlaması gerekiyor. Beş-on yıl içinde torunu kollarında olacak oysa.
Bu, Bebekleme İhtirası yani, hem bir Gençlik/Gençleşme Israrı, hem de Kapitalizmin Oyunu. Bastırıp parayı o ya da bu yöntemle çocukları olacak! Şart bu.
Sonra da kuvöz sayısı yeterli değil diye kıyameti kopartamazsın kardeşim devletin hastanesinde.
Sosyal devlet, sosyal adaletle mümkün.
Sosyal adalete kavuşmak için parmağını kıpırdatmamış olanların, sosyal devletleri varmış gibi bağırıp çağırmaları en az illa billa çocuklama hırsları kadar ‘tutarlı.’
Hayat boyu sağlık sorunlarıyla boğuşmaları kaçınılmaz Kuvöz Bebekleri.
Bir de tabii ennnn iğrendiğim grup olarak; hamilelik boyunca bir on kilo almayı, bebeklerinin karınlarında yeterince beslenip gelişebilme imkânlarını sağlamayı dahi zul sayan Açgözlü Anoreksik Karılar Grubu var.
İşte İngiltere’den taze açıklandı: On kilo almak şart! Kiraz yutmuş gibi ufacık karınlarla, blucinlerle, bikinilerle ‘Hamileyim. Ama hiç kilo almadım’ pozları vermek şart değil. Hem de hiç.
Çocuk sağlıklı doğmaz. Hayatı boyunca sağlıklı olmaz.
“Ben ona kiviyle ıstakozu püre yapıp yedirdim,” değil.
Senin karnında dokuz buçuk ay boyunca beslenmesi doğru dürüst ŞART! ŞART! ŞART! Ve hiçbir şeyle bunun: bu sürenin/anne karnı koşullarının telafisi mümkün değil.
Karnında bu süre içinde DAHİ bebeğini tutamayacak kadar meşgulsen/güzelliğine düşkünsen/narsisistsen ve dangalaksan; zaten ürememen, bencil genlerini hayat boyu sağlık sorunlarıyla boğuşacak bir bebeğe geçirmemen, en güzeli.
Angelina Jolie, Batı Basmacılığı’nın beklediğinden bilmemkaç hafta sonra doğum yaptı. Pırtlatayım bunları/bi nevi düşüreyim/sezaryenle aldırayım/kopartayım içimden de setlere koşuşayım- O DAHİ yapmadı. (Ki, para basıyor saniye itibariyle.)
Peki öbür denyoların NE acelesi, NE meşguliyetleri var? Hamilelik süresince geçecek
o sayılı ve vahim günleri/haftaları DAHİ bebeklerine çok görüyorlar!
Ben gençlik/gençleşme/genç kalma hırslarından da bezdim, tiksindim artık. Kitle liderslerinin.
Her nevi suni yöntemle yumurtlama açgözlüğünden/her imkân mubah açıkgözlüğünden de feci sıkıldım. Yoruldum.
Hastane/doktor isimlerini feci anonslayarak esasında; 58’inde ikizleyenlerin, bilmemkaçında üçüzleyenlerin, üç-beş kilo alarak Kuvöz Bebekleri dünyaya getirenlerin habire açık ya da latan reklam kampanyalarını yürüten Medyalama Organları’ndan da bezdim.
Suni çocuk yapmaya o kadar teşneysen, kuvöz masraflarını da göze alacaksın. Hayat boyu çocuğun sağlık sorunlarıyla boğuşmayı da.
Yeterince insan yok mu dünyada? Yok tabii ki. Ama primitif formların üreme/suni imalat inadı, dehşet verici.
Açık ve yakın tehlike!
Bu yazı toplam 3 defa okundu.