Son yazımda, hatalardan (minik de olsa: bebek ayısı kazağı boyunda) kazak örmüşüm hakikaten.
Erdal Güven aradı Radikal’den.
“Ben de ‘The Jewel Heart’ı çok severim.
Oku, oku; bi haller oldu oğluma.
O kitabın yazarının adı Barbara Helen Berger’di ama” dedi. (Böyle kafiyeli konuşuluyo Radikal’de.)
Şimdi biz içerdeki küçük dolapodacığa yığmıştık; kızımın odası boyandığı için her şeyi. Oraya girip yazarın adına bakamadım.
Kendimden emin (gibi) salladım: Susan Berger diye.
Doğru ismi vermekle kalmıyorum:
Barbara Helen Berger’in 3 (üç) inanılmaz çocuk başeserinin ismini de yazıyorum
a-ha şuracığa:
“The Jewel Heart” (Philomel)
“Grandfather Twilight” (Sandcastle)
“When the sun rose” (Sandcastle)
Sonra dün Hakkı(ş) bey aradı.
“Çocukken sana oyuncak alınan İstiklâl Caddesi’ndeki mağazanın adı Japon Mağazası’ydı” dedi.
Ben de “Tam da öyleydi: vitrini sokağın üstünde, dükkân altta merdivenle inmeliydi” dedim.
Bir o vardı, ara sokakta. Bir de ana caddede büyük oyuncakçı. Tam Galatasaray Lisesi’ne gelmeden. Orada.
Ben bir Miki’ye takılmıştım. Tuhaf bir Miki Maus. Böyle yazıyorum; zira kesin Türk işiydi. Gövdesi saman dolu gibiydi vs.
Git-gel: her önünden geçişte vitrinine takıl. Neden uzun sürdü alınması, bilmiyorum. Ama uzun sürdü. Ve de o tuhaf Miki Maus örneklemesi, daha da değer kazandı gözümde.
Galiba yaşım büyümüştü; artık oyuncak istemek biraz utanç verici kılığa bürünmüştü.
Neyse sonra Miki Maus yatağımın üstündeki haklı yerini aldı. Sonra babamın bir arkadaşının (yaşı benden epeyce ufak kızı) Miki’yi bir gün kucağına alıp burnunun ucundaki siyah topu dişledi.
Ya da ağzına aldı. Ya da işte hem ağzına alıp hem de dişledi. (En fecisi!)
Ben bir obs. comps. ve (korkarım) şımarık olarak; bir soğu bir soğu Miki’den! Derhal verdim o Miki’yi. İyi halt ettim!
Hâlâ o tuhaf mı tuhaf/içi saman/kıyafetleri çuha kumaş Miki’yi özlerim.
Ama tek çocuk olunca oyuncaklar paylaşmak için de olmuyor. Ben sevmezdim/sevmedim paylaşmadım da hiçbir zaman oyuncaklarımı başkalarıyla.
Oyuncaklar herhalde mana yüklü halleriyle, benim gizli seremonilerimi yönetmek için odamdaydılar.
Miki’nin burnunun kirletilmesi bir ‘desecration’ hadidesiydi anlaşılan ve Miki gönderildi!
Tabii kimsenin çocuğunun böylesine acayip olması şart değil. Yani üremenize engel teşkil etmesin çok rica ederim, benim çocukluk anılarım.
Sonra Can Çocuk’tan bir düzine kadar şahane okuma öncesi kitabı, eve gönderildi. Meğer Behiç Ak oradan çıkartıyormuş artık kitaplarını.
Can Göknil’le, Sevim Ak da öyle.
Diyelim Okulöncesi Çocuklar Âlemi Kitapları arasında bir inci olan Behiç Ak’ın ‘Doğumgünü Hediyesi’. Hiç sözü yok kitabın. Buna karşılık çok hoş bir hikâyesi var.
Çevir çevir anlat. Anlat, anlat çevir.
Yine kızıma okuduklarımdan bir diğer favori: Can Göknil’in ‘Kuyruksuz’u filan.
Bu kitaplara kavuşmak yani, iyiydi.
Ama ayrıca işte Yapı Kredi’nin artık durduruldu mu bilmediğim o serisinden, yabancı yazarların kitapları ‘Elmer’, ‘Kedi de kedi’, ‘Sinirli Sinan’ kızımın da, benim de favorilerimizdendi. Bunları da bayilerinizden, gırtlaklarına filan sarılarak isteyiniz. Bebekçocuğunuz varsa ve Anne+Baba Orangutan kadar yalnızsanız cangılda.
Dr. Seuss’un bütün kitaplarını; ‘The Cat in the Hat’in yazarı hani. Önermezsem,
ayıp edeceğim. Onun için Dr. Seuss da yazıyorum buraya.
Ama kızımın nasıl mutlak favorisi Pinokyo idiyse Kitaplar Âlemi’nde Okumaöncesi; Türk yazarlarından/çizerlerinden mutlak favorimiz Feridun Oral’ın bir kitabı vardı ki!
O kitap üstüne kitap tanımam.
Aynen Barbara Helen Berger’inkiler gibi.
Sanki Feridun Oral Bebekalemi denilen Âlem’e ışınlanmış uzayın sonsuzluğunda.
Öyle dünyaüstü bir yerde yazmış+çizmiş: efsunlu bir çocuk kitabı. Adı: ‘Böğürtlen
Cini ve Sarı Gaga’.
Bulursanız, dilerim bulunuyordur kolayca, MUTLAKA alın ve defalarca okuyun bebekçocuğunuza.
Bu kitap okunmalara mahsus, okunmaya değer bir çocuk hikâyesi. Sonra da en az 30-40 kitabı (yine açgözlü bir sayı: sözümona indirilmiş) saklayın bebekoğlunuzun/kızınızın.
Nelerin okunduğunu HatırlamaÖncesiZamanlar’da, sonradan görüp hayalmeyal hatırlaması- ya da öyle zannetmesi için.
O sihirli zamanlardan bir avuç çakıltaşı.
Büyülü kıyılardan küçük avuçlarıyla topladığı.
Bu yazı toplam 5 defa okundu.