23 Çocuk Babası Koca Yürekli Adam

ATV'nin efsane dizisi Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'ın oyuncusu Turgay Tanülkü’nün, koğuştaki arkadaşlarını eğlendirmek için başladığı tiyatro macerası, evlat edindiği 23 çocuğu, yazsa roman olacak hayatı…. İşte Tanülkü’nün ağzından dokunaklı hayatı…

23 Çocuk Babası Koca Yürekli Adam
23 Çocuk Babası Koca Yürekli Adam Tuğba Önkibar
Bu içerik 13493 kez okundu.

ATV'nin efsane dizisi Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'ın oyuncusu Turgay Tanülkü’nün, koğuştaki arkadaşlarını eğlendirmek için başladığı tiyatro macerası, evlat edindiği 23 çocuğu, yazsa roman olacak hayatı…. İşte Tanülkü’nün ağzından yazsa roman olacak hayatı…

1970 döneminde Ulucanlar Cezaevi'nde siyasi sebeplerle hapis yattım, 18 yaşımdaydım. Ve uzunca bir süre işkence gördüm, çocuğum olamayacak kadar ağır bir işkence gördüm. Bizim yaşamımız hep bir dram. Çok mutlu olan bir kesimden değilim.

Liseyi Ankara’da bitirmiştim, hukuk fakültesini kazanmıştım. Bunun yanısıra konservatuar sınavlarını da kazanmıştım. Tutuklanmamın ardiından Ulucanlar Cezaevine gönderildim. O dönemler Ulucanlar şimdiki statüsünden çok değişikti... Cezaevine girdiğimde politik bir duruşum vardı. Bu duruş, nereden olursa olsun beraberinde insanlara saygıyı getiriyordu. Kendimi ve koğuş arkadaşlarımı eğlendirebilmek için fıkraları oynuyordum koğuşun orta yerinde... Koğuşa ufak ufak tiyatroyu sokmuştum. Uzun zaman böyle devam etti. 

O zamanlar şimdiki gibi üç öğün yemek yiyebileceğiniz bir cezaevi değildi Ulucanlar... Koğuş ağası ya da parası olan birileri bir şeyler alırsa, onları yiyorduk. Ben tiyatroyla yarı profesyonel olmuştum. İnsanları güldürüyordum ve yemeğe hak kazanıyordum. O süreç epey zordu. Elektrikler kesiliyordu cezaevinde, suyumuz zaten yoktu...  Annemler beni Almanya'da sanıyordu. Çünkü o dönemlerde radyoda arananlar listesi okunurdu, ismin yakalandıktan sonra listeden çıkardı. Ben yakalandığım için listed adım yoktu. Onlara Almanya'da demişlerdi. Haliyle benim hiç ziyaretçim gelmiyordu. 

Bir gün koğuştan bir arkadaşın ziyaretçisi geldi. Hep beraber hazırladık, saçlarına limonlar sürdük, birisinden kazak ve gömlek aldık ve onu ziyaretçisinin karşısına öyle çıkardık. O esnada içimden dedim ki; "Bir aktör sahneye hazırlanıyor" O zaman tiyatronun farkını içimde hissettim. Güler yüzle ziyaretçine gidersin, bir oyun oynarsın ziyaretine gelenlere karşı... İşimiz şimdi de o değil mi? Belki içten içe kan ağlıyoruz fakat yüzümüz gülüyor. Özellikle çocukların anne veya babalarını cezaevinde ziyarete gelmesi beni çok etkiliyordu. O çığlıkları hiç unutamam. Ben de işkence gördüm fakat o çocukların attığı çığlıklar en büyük işkenceydi. Çocuğumun olmayacağının farkındaydım.

Çocukları kurtarmam lazımdı. Onlar için bir şeyler yapmam gerekti. Yıllar sonra suçumun olmadığı belli oldu. 26 yaşımda çıktım oradan. Tam sekiz güzel yılım bitmişti...  Hayata 26 yaşımdan sonra tutunmaya gayret ettim. Ama çıktığım gün kendime bir söz verdim; cezaevine yeniden gideceğim! 1981 yılında mahkumlarla gönüllü olarak tiyatro yapmaya başladım. Gönüllü olarak gidince idarenin de işine geliyordu. Ders yapıyordum orada. Düzenli gidiyordum cezaevine. Mahkumlardan bir ekip oluşturdum, ilk oyunumuzu o dönemde sahneye koyduk.

Mahkumlarla oyun oynar, galalar yapardım, onların aileleri seyretmeye gelirdi. Çocuklar gelirdi annesini, babasını seyretmeye. Oyun biter, misafirler evine gider, o koca koca adamlar sahneden inerek, ailesinin oturduğu koltukları koklardı (ağlıyor). Tiyatro bir insan kokusudur. Çocuğumun olmadığını ve olamayacağını biliyorlardı. Eşim sağ olsun kader deyip razı gelmişti. 27 senedir evliyim... Bu oyunlar ve galalar sayesinde mahkumların çocuklarıyla tanıştım.

Bir ara naylon torba sattım... Ankara OSTİM'de bir çay ocağı açtım. Oradan kazandıklarımla çocuklara destek olmaya çalıştım. O dönemde TRT'de Ferhunde Hanımlar dizisinde rol alıyordum. O da yetmiyordu. Fakat o para epey güç vermişti bana. Eşimle görüştüm ve çocukları almaya karar verdik. Anne baba çaresiz kalınca çocuklar sokağa ve suça mecbur kalıyor.

Şimdilik 23 çocuğum var. 11'i üniversite öğrencisi, ufaklarım var, ortaokul lisede... Uşak Eşme'de daha ufaklar var, onlar da çoban çocuklarıyla beraber toprağı bilerek büyüyor. Ben ilkokulda köy enstitüsü öğretmenlerinden eğitim aldım. Onlar bana ne öğrettiyse çocuklarıma onu öğretiyorum. Bu sebeple çocuklarımın hepsi tarlayı, ağacı, toprağı bilir. Onlara bir dilim ekmek ver, bağa bırak ne yiyeceklerini bulur.

Ailelerin bazıları çocuklar meslek sahibi olunca aramaya başladı. Bu çok acı. Özellikle kız çocuğu ailelerinin "Ne yapıyorsun?" diye sorması gerekti. Soranlar var da, çok az. İşe girince aramak olmaz, vicdan yapmak olmaz. Erkekler daha bireysel... Sokaktan aldığım çocuklar da oldu, tiner bağımlısı olanlar... Onlar çok kavgacı ve sert çocuklar. Çocuklarımdan biri sürekli karakolluk oluyor. Beyoğlu'nun arka sokaklarında kaldım bir süre... O zamanlar almıştım onları. Karım da kendini bu işe adadı. Anneler gününde 23 tane çiçeği geliyor.Bu çocukların hiçbir beklentisi yok.

Turgay Tanülkü’nün beş evi var, çocuklarına bu evlerde ve halen çalışarak bakıyor. Büyüyerek para kazanan çocukları, daha küçük olanlara yardım ediyor. Böyle böyle geçinip gidiyorlar hep beraber. Karısı da her zaman en büyük yardımcısı olmuş yolculuklarında.

Baba mı diyorlar size diye sorulduğunda ise şöyle cevaplıyor ünlü oyuncu bu soruyu: “Evet baba… Ağır bir laf!”

 

HABERBOX ÖNERİYOR-MUTLAKA OKUYUNUZ

Kayseri'de 'Hız'la Tanışacak

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500