02 Aralık 2008 Salı 21:43
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Selahattin Duman
Fazıl Say gitsin, Seda Sayan kalsın
19 Aralık 2007 Çarşamba
Selahattin Duman   e-posta : sduman@gazetevatan.com

Memleketimiz için hayırlısı budur.. Seda Sayan hem göze hem kulağa hitap ettiğinden ayrıca memleketimizin konuştuğu zaman olay çıkartmayan bir kanaat önderi olduğundan üzerinde tartışma kabul etmem.. Zaten cezai ehliyetim de yok..

Maruf piyanist, bestekâr Fazıl Say bir laf etti, çarşı karıştı..

Lafına katıldığımdan değil şekvam.. Her lafa sazan gibi atlayan bürokrasimizin “dava açma refleksinden” şikâyetçiyim..

Fazıl Say, orta dereceli okullarda müzik derslerinin boş geçtiğinden rahatsız.. Hükümet adamlarının da bu gidişata kayıtsız kaldığını söylüyor..

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan şak diye cevap geliyor:

“Şu tarihler arasında şu kadar müzik öğretmeninin ataması yapılmıştır.. Sizi dava edeceğiz..”

Niye?

Milli Eğitim camiasının hissiyatı incinmiş..

***

Normal bir kafa bu gelişmelerden sonra şöyle akıl yürütür..

Bu Fazıl Say ülkeyi terk edeceğim, diyordu.. Hükümet adamları da kızıyordu.. Terk etmezse her gün bir laf edecek, çarşı karışacak..

Sonuç: Fazıl Say’ın bir an önce gitmesi herkesin hayrınadır..

TÜM KALBİMLE..

Şahsi dileğim ise şudur.. İnşallah Fazıl Say haklıdır.. İnşallah hükümet adamları orta dereceli okullarda müzik eğitiminin ucunu bırakmıştır..

İnşallah bu memlekette “devlet eliyle müzik eğitimi” ebediyen son bulur..

Nedeni kendinden menkûl..

Bizim zamanımızda müzik, beden eğitimi ve resim mecburi dersti..

Rahmetli Atatürkümüz iki vakitte bir “Bu ahali zekidir.. Bu ahali yeteneklidir.. Bu ahaliden biri tüm dünya ahalisine bedeldir..” dediğinden toplumca gaza gelmiştik..

Herkes, herkesin her konuda yetenekli olduğuna inanıyordu.. O zamanın eğitimcileri de okul çağına gelen çocukların hem müzisyen hem ressam hem de komple atlet olabileceği fikrinden giderek müfredatı düzenlemişlerdi..

O kadar yetenekliydik ki haftada bir saat resim, bir saat müzik, bir saat de beden eğitimi dersi yeteneklerimizi patlatmaya yeterliydi..

***

Benim müzik dersi serüvenlerimi devamlı okur bilir.. Mandolin denilen sıradan bir enstrüman üzerindeki notaların yerini belleyemedim ama sopanın değdiği yerde çıkan her türlü sesi yakından tanırım..

Kendi kendimi dövmem mümkün olsa, elime bir sopa alır vücudum üzerinden gam yaparım..

Dinleyenlerin de gözleri dolu dolu olur..

NE TÜRKÜ AMA..

Ortaokulda üç sene mecburi müzik dersi gördük.. Ben eğitime doyamayan bir kişiliğe sahip olduğumdan şahsım için bu süre beş yıla çıkmıştı..

Yakın silah arkadaşım ve maestrom bestekâr Kemal Yıldırım da benim gibidir..

Beşer yıl müzik okuduktan sonra elimizde “Koyun gelir yata yata..” bir de “Farfara filli ya filli..” türküleri kaldı..

“Farfara filli ya filli..” türküsünün normal şartlarda Türkiye’yi Eurovision’da temsil etmesi lazım..

Arkası “Çığrık benim bel benim.. Kâhyam mıdır el benim..” laflarıyla geliyor ki söylendiğinde Avrupa’nın her milletini durduğu yerde oynatır..

Eğitim sistemimiz kırk elli sene böyle gitti.. Bizim okullardan bir Mozart, bir Beethoven çıkmadı.. Çıka çıka Küçük Emrah çıktı..

Küçük İbo da ekürisi..

Onun için müzisyen olanları bir kenara ayırın.. Geri kalan yetmiş milyonun içinde İstiklâl Marşı’nı hatasız söyleyebilen on kişi çıkmaz..

***

Resim dersleri de böyleydi..

Çocuğu doğuştan Bedri Baykam kabul eden sistem yüzünden herkes potansiyel ressam olarak görülürdü..

Derse girerdin.. Önüne bir çanak koyarlar, bunun resmini çiz derlerdi..

Çizemedin mi yandın..

Eğer hocanın nakısına çattınsa sınıfta bırakır.. Öldür Allah geçirtmez.. Yasalar da müsait.. Hocaya o yetkiyi vermiş..

Yani isterse kafadan gayri müsellah bir resim hocası senin eğitimine o yıl son verebilir..

HARİKA ÇOCUK..

Haydi resim dersini mecburi tutuyorsunuz.. Çocuğa bari resim tarihi hakkında bilgi verin.. Resim çizemesin ama Van Gogh dendiğinde resimlerini gözlerinin önüne getirebilsin değil mi?

Hayııır.. Bizim çocuğumuz zekidir, yeteneklidir.. Çizdi mi Van Gogh ne ki? Yeter ki istesin..

Yine de resim dersi mecburiyetinin yararsız olduğunu söyleyemem.. Bizlerin ne kadar yeteneksiz olduğunu ortaya çıkarması bakımından ölçüydü..

O yüzdendir ki çöpten adam çizen Bedri Baykam’ı milletçe harika çocuk zannettik..

Haydi biz inandık.. Uçan kuşun kanadından hile sezen koskoca İsmet Paşa’ya ne demeli?

O da Bedri’nin kovboy dergilerinden esinlenme çarpık çurpuk adamlarına baktı..

“Evet bu çocuk bir harika..” deyip oğlanı devletin parasıyla yurt dışına gönderdi..

O devrin Milli Eğitim Bakanlığı’nda gözü pek, yüreği vatan sevgisiyle dolu bürokrat yokmuş..

Eğer olsaydı İsmet Paşa’yı “Türk öğrenim sistemini küçük gördüğü için..” mahkemeye verir, manevi tazminat davası açardı..

Paşa’yı “Bizim elimizde ressam yetiştirecek bir tek öğretmen yok mu da çocuğu yaban ellerine yolluyorsun..” deyip mahkûm ettirirdi..

***

Bereket versin Bedri Baykam sistemi yanıltmadı.. O hâlâ bizim harika çocuğumuz.. Sadece resim defteri yerine halı saha büyüklüğünde tuvaller kullanıyor.. Bir gün mutlaka!

Hükümet adamlarının ellerini, kreatif yetenek isteyen dallardan çekmesi hayırlıdır..

Bunu bir gün Fazıl Say da öğrenecek..

Doğru olan vatandaşı kendi haline bırakmaktır.. Bir dalda gelişmek isteyene el uzatmaktır..

Bu meseleyi böylece hallettikten sonra aklımı kurcalayan tek şey kalıyor..

Her konuda dava açmaya merakımız..

Fazıl Say’ı mahkemeye veren bürokratımız mesela.. Bir başka bürokrat çıksa.. Fazıl Say hakkında komik dava açtığı için o bürokratı mahkemeye verse..

Dava dilekçesine de “Ülkeyi dış dünyada küçük düşürmeye tam teşebbüs..” diye yazsa..

İçim o zaman rahatlar..

Her neyse.. Bayramınız kutlu olsun..

Bu yazı toplam 76 defa okundu.
Puan Verin : puanpuanpuanpuanpuan
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş...
            Son Yazıları     Yazara ait son 100 adet yazı.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Dolar1.59411.6018
Euro2.01632.0260
Hava Durumu
Istanbul
Anket
Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirsiniz?
 AKP
 CHP
 MHP
 DTP
Güv.Kodu