YouTube üç gün kapalı kaldı.. Vücut elektriğimiz öyle arttı ki bastığımız yer çatırdamaya başladı.. Kendimizi ifade edecek yer bulamayınca böyle asabi oluyoruz işte.. Yasaklarla masaklarla germeyin bizi..
Gazeteye geldim.. Bizim kattakilerin yüzü gülüyor..
Sebep ararken aniden aklıma geldi..
Yönetim Kurulu Başkanı olarak muhasebeye “Ocak 2012’de ödenmek üzere herkese benden birer maaş ikramiye..” yazısı yazmıştım..
Acaba 2008 anladılar da erken ödeme mi yaptılar, diye şüphelendim..
Değilmiş.. “YouTube” adındaki site yeniden açılmış, ona seviniyorlarmış..
***
Benim internetle pek alâkam yok.. Toksik Kültür ve Biyosantrizm konularındaki danışmanım Kemal Yıldırım’ın da yoktur..
Daha doğrusu alâkası yokmuş süsü veriyor..
Ama biliyorum ki internete girebilmek için adamını arıyor.. Bir bulsa dalacak âlemlere..
O yüzden “YouTube” dükkânının kapatıldığından haberimiz olmadı, dolayısı ile açılmasını da kaçırdık..
ASLINDA NE OLDU?Köşe yazarlarından sorumlu editörümüz Aytekin Hatipoğlu, böyle üç bilinmeyenli konulardaki ilk başvuru noktamızdır..
İyi insandır.. Pipo içer, yazı okurken yanına sokuldun mu dik dik bakar..
YouTube meselesini ona sordum.. Tam da soracak zamanı bulmuşuz..
Aytekin Hocam, LG marka yeni bir dizüstü bilgisayarı almış.. Başına dikildiğimde onun parçalarını keşfetmeye çalışıyordu..
Koca bir koli getirmişler.. İçinde iki deliyi birbirine bağlayacak kadar çok kordon var..
Bir de mânâ veremediğimiz bir aparat..
Aşağıdan bilgisayarcılar da geldi.. İki gözlü siyah metal aparatın ne işe yaradığını çözemediler.. Benim tahminim kül tablası..
Yazı yazarken cıgara içiyorsun ya.. Yandan bir düğmeye bastığında bu nesne çıkıyor..
Otomobillerdeki kül tablası gibi..
Fikrimizi söyledik, Aytekin Bey ikna olmadı.. Fikrimizin zayıflığından değil.. Kafayı bilgisayarın çantasına taktığından.. Koca LG firması bundan bir çantayı esirgemiş, ona içleniyor..
Bizde biri yeni bir mal aldığında başına dikilip yalakalık yapılır.. Örf ve adetlerimizdendir..
Adam ikinci el pazarından Serçe otomobil alır.. Yanına gittiğinde “Abi bu Porche ile kapışsa geçer değil mi?” diye sorarsın..
Mal sahibinin egosu şişer.. Biz de egosuna katkıda bulunmak için “Bu LG bilgisayar Likit Gazla mı çalışıyor?” diye sorduk..
Heee deyip kafa sallasa “İyi akıl etmişsin.. Çok ekonomik şey olmuş valla..” cümlesiyle işin gerisini getireceğiz..
***
Tutturamadık.. Hemen konuyu çevirip “YouTube” meselesini sorduk..
Başından dehler gibi anlattı..
Anladığım şu.. Bu “YouTube” halka açık bir site..
Buraya girmeyi başaranlar bu sitedeki video klipleri seyrediyor, fikir beyan etmek bahanesiyle internet üzerinden birbirlerine küfür ediyor..
Küfür ayıp bir şey.. Lakin öte yandan da ruhun yelpazesi.. Küfürü basan rahatlıyor.. Yani böyle siteler vatandaşın gazını alıyor..
YASAK BİZEYMİŞTabii küfürün faydalısı da var faydasızı da.. Özellikle dış mihrakların desteklediği düşmanlarımız bunu bize karşı kullanıyor..
Bizim ahalide sinirlerin zayıf olduğunu bildiklerinden ikide bir tutup Atatürkümüz’e küfür ediyorlar..
Bir hokkabazlık icat edip Atatürk’e uyguluyorlar.. Rezillik..
Ne var ki görmezden gelmekten başka yapacak bir şey yok..
Dünya o küfrünün etrafında dönmüyor ya!
Bizimle aynı kafadan olmayan gayyur bir savcımız haklı olarak hislenmiş..
Mahkemeye bir yazı yazıp “YuoTube” dükkânına girip çıkmayı yasaklatmış..
Eğer Atatürkümüz’e sövenler içerden olsaydı bu yasak çok işe yarayacaktı..
Gel gör ki küfürbazlar dışarıda, küfürden dolayı incinenler içeride.. Yasak da içeride..
***
Dışarda olanlar canları istediğinde siteye girip Ata’ya nasıl küfür edildiğine bakarak keyifleniyorlar..
Bizimkiler aynı siteye giremediğinden adamlara cevap bile yetiştiremiyor..
Diyeceğim o ki bulduğumuz çare çok parlak ancak bize faydası yok..
Nitekim yasağın kalkması işe yaradı.. Bizim katın sakinlerinin bile yüzünü güldürdü..
BİLGİ ERİŞİMİ..Böyle internet işlerinde yasakla masakla uğraşmamalı..
Bizim halkımız bilgiye susamış bir halktır.. İnterneti de bu amaçla kullandığından üç beş günlük yasaklar bile onu etkiler..
Yasaklamak, ahalinin kültürünü besleyen hayat damarlarından birini kesmek gibidir..
Bunu yasak süresince gazeteye okurdan gelen sorulardan anlıyorum..
Vatandaş internete dalıp cevap bulamayınca haliyle bize yönleniyor..
“Neymiş o kadar merak ettikleri?” diye sormayın..
Konular başkasına göre çok hayati olmayabilir.. Ama adamın aklını kurcalıyorsa önemlidir!
TÜBİTAK’ın internet sitesi var mesela.. Oraya gelen sorular bile bizim insanımızın ne kadar “araştırmacı ruha” sahip olduğunu gösteriyor..
Temsil meraklılardan biri “Leyleklerin hamileliği ne kadar sürer?” sorusuna takmış..
Öbürü “Hayvanlarda da kızlık zarı var mı?” diye soruyor..
Sizin de aklınızda bulunsun.. Eşeğin kızlık zarı varmış.. Ama onlar eşek olduklarından “bakirelik” kavramını pek takmıyorlar..
***
Soruları didiklerken birine ben de güldüm..
“Sorum kısa ve net.. Uzaylı diye bir şey var mı?” diyor..
Ne yapacaksa uzaylıyı.. Belki de “Satılık otomobil.. Uzaylıdan.. Çok temiz..”
diye ilân verecek..
Kurum uzay meselesinde yan toplara çıkmayıp “Bilmiyoruz” karşılığını vermiş..
Bana sorsalardı “Tanıştığımıza memnun oldum..” derdim..
Bu konuda Dishy Dergisi ne yazacak çok merak ediyorum.. İnternet Tava’dan okur öğreniriz..
Bu yazı toplam 33 defa okundu.