AB'den Sert Türkiye İlerleme Raporu

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun aday ülkelere ilişkin senelik değerlendirmeye yer verdiği ilerleme raporları bugün yayımlandı.

AB'den Sert Türkiye İlerleme Raporu
Bu içerik 685 kez okundu.

değerlendirmeye yer verdiği ilerleme raporları bugün yayımlandı. 

102 sayfadan oluşan Türkiye İlerleme Raporunun ilk sayfalarında, darbe teşebbüsünden bahsedilerek, olay esnasında 241 kişinin yaşamını yitirdiği , 2 bin 196 kişinin ise yaralandığı, Türk Hükümeti'nin tüm Türk siyasi yelpazesi ve toplumun da verdiği destekle darbenin üstesinden gelindiğine dikkat çekildi. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve diğer ana demokratik standartlarda geriye dönüş olduğu ifade edildi. Raporda, "Son bir yılda özellikle yargı bağımsızlığı konusunda gerileme kaydedilmiştir. Bu durum, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından daha da kötüleşmiştir" denildi.

Hükümetin darbe teşebbüsünden "Gülen Hareketini" sorumlu bulduğu vurgulanan raporda, "Gülen Hareketinin" terör örgütü ilan edildiği söylense de, 'terör örgütü' şeklinde bir ifadeye yer verilmedi.

Darbe teşebbüsünün ardından OHAL ilan edildiği ve sonrasında da 3 ay uzatıldığı vurgulanarak, çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle devlet memurlarının ihraç edildiği, medya kuruluşları dahil olmak üzere şirketlerin kapatıldığı ve önemli sayıda kişinin gözaltına alınarak tutuklandığı belirtildi. 


 
Kanaltürk değil, Habertürk yazıldı

'FETÖ'yle ilişkili olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Koza-İpek grubunun medya kuruluşları arasında Habertük Televizyonu da yer buldu. 

Memurların devlete sadakati

"Memurlar ve devlet arasında sadakat ve güven ilişkisi olması gerek” denilen raporda, bunun aksi durumunda alınması gereken tedbirlerin bireysel ve şeffaf bir biçimde gerçekleştirilmesi gerektiği dile getirildi. Bu hususta, hükümetten temel hak ve hukukun egemenlik alanlarında en üst standartlara uygun davranılması istendi.

HDP'lilerin tutuklanması

Hukukun üstünlüğü ve temel haklara dair birtakım düzenlemelerin Avrupa standartlarına uygun olmadığı belirtilerek, "Mayıs ayında önemli sayıda milletvekilinin dokunulmazlıklarının iptali ve eş başkanlar dahil HDP üyelerinin tutuklanması ciddi  bir kaygı konusudur. Güneydoğuda yaşananlar, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en önemli sıkıntılardan biridir" denildi.

Önemli sayıda seçilmiş yerel yöneticinin terör gerekçesiyle açığa alındığı ya da görevden uzaklaştırıldığı ya da tutuklandığı vurgulanarak, Güneydoğu'daki problemin sadece siyasi süreç yoluyla çözülebileceğine dikkat çekildi.

Yargı

Yargı konusunda, özellikle de yargı bağımsızlığı konusunda, gerileme kaydedildiği iddia edilerek, "Yüksek mahkemelerin yapısı ve niteliğine dönük aşırı sayılabilecek değişiklikler endişe oluşturuyor ve tüm bunlar Avrupa standartları için uygun değil. FETÖ ile ilişkili olduğu gerekçesiyle hakim ve savcıların görevden alınmaları, bazı durumlarda ise tutuklanmaları sürdü. Bu yaşananlar, temmuz ayındaki darbe teşebbüsünün ardından daha da kötüleşti. Hakim ve savcıların beşte biri, görevden alınarak bunların mal varlıkları donduruldu" değerlendirmesi yapıldı.

İfade özgürlüğü

İfade özgürlüğünde iste, önemli bir şekilde gerileme görüldüğü savunularak, "Bu konudaki yasanın, özellikle de ulusal güvenlik ve terörle mücadele hükümlerinin, seçici ve keyfi uygulanması, ifade özgürlüğünü olumsuz şekilde etkiliyor. Gazeteciler, yazarlar ve sosyal medya kullanıcılarına dönük devam etmekte olan ve yeni davalar, akreditasyonlarının iptal edilmesi, çok sayıda gazetecinin tutuklanması ve çok sayıda medya kuruluşunun darbe girişiminin ardından kapatılması ciddi endişeye neden oluyor. Toplanma özgürlüğü, kanunda ve uygulamada aşırı derecede sınırlandırılmaya devam etti" denildi.

Yönetim

Raporun yönetim başlığının altında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın aktif bir halde önemli iç ve dış politika konularına karıştığı öne sürülerek, başkanlık sistemine geçişle ilgili yapılan tartışmaların arttığı eklendi. 

Terörle mücadele

Raporun terörle mücadele kısmında ise, Türkiye'nin çokça kez PKK ve IŞİD'in saldırılarına hedef olduğu, AB'nin bu saldırıları kınadığı kaydedildi.

Türkiye'nin terör eylemleri karşında özsavunma hakkı olduğunun altı çizilirken bu konudaki önlemlerin orantılı olması gerektiği de eklendi. Türkiye'nin terörle mücadelede konusunda önceliği PKK'ya verdiği, IŞİD'den kaynaklı terör tehdidini de kuvvetli bir şekilde ele aldığı ifade edildi.

Türkiye'nin 2014 yılında IŞİD'e karşıt bir şekilde oluşturulan uluslararası koalisyona katıldığı anımsatılarak, "IŞİD'in terör saldırılarını müteakiben, Türkiye, uluslararası koalisyonla olan işbirliğini kuvvetlendirdi ve Suriye'deki IŞİD hedeflerine hava saldırıları ve Fırat Kalkanı adıyla kara operasyonu başlattı. Bunun yanısıra İncirlik üssünün, Koalisyon güçleri tarafından kullanılmasını öngören ABD ile yapılan anlaşmayı sürdürdü. Terörizmin finansmanıyla mücadele konusundaki metodlarını geliştirdi" denildi.

Hükümetin PKK'ya karşı önemli  bir askeri kampanya sürdürdüğü, PKK'nın AB'nin terör listesinde yer edinmeyi sürdürdüğü dile getirilirken, Türkiye'nin Terörle Mücadele Kanunu'nun kapsam ve tanımı bakımından Avrupa müktesebatına uygun olmadığı ve uygulanmasının ciddi endişelere yol açabileceğini savunuldu. 

Sığınmacılar 

Türkiye'nin, Suriye, Irak ve diğer bölge ülkelerinden gelen ve sayıları 3 milyonu aşan mültecilere benzeri görülmemiş biçimde  insani yardım sağlamayı  devam ettirdiğini belirtilerek, AB ve Türkiye arasında 18 Mart'ta yapılan anlaşmanın, beklentilerin  çok büyük bir bölümünü karşıladığı, fakat bu  başarının kırılgan olmayı sürdürdüğü belirtildi. . Bu mevzuda ülkemiz’den şunları yapması istendi: "Önümüzdeki sene  Türkiye özellikle, Avrupa Birliği-Türkiye anlaşmasının uygulanmasını sürdürmeli, Avrupa Birliği-Türkiye Geri Kabul Anlaşmasının bütün maddelerine uymalı, kişisel verilerin  güvenliğine ilişkin  yasayı Avrupa standartlarına yükseltmeli, terörle mücadele kanunu ve uygulamasını, Türkiye'nin terörle mücadele kapasitesini  azaltmaksızın, Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi ve AB müktesebatı ve uygulamaları sınırları içinde yeniden yapılandırmalıi." Vize serbestisinin tam olarak  uygulanabilmesi  için Terörle Mücadele Kanununda değişiklik de dahil  olmak üzere 7 adet eksik  kriter bulunduğu belirtildi. 

Dış Politika

Dış politika  konusunda Raporda eleştirilen konuların yanı sıra pozitif  gelişmelere de yer verildi. Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm arayışına  ilişkin  görüşmeleri desteklemeyi sürdürdüğünü  belirtilerek, Ankara'nın bu meseledeki taahhüdü ve bağlılığının hayati önemini korumaya devam ettiği  yazıldı. Avrupa Birliiği ve Türkiye dış politikalarının uyumu konusunda önemli  gelişme er kaydedildiği belirtilerek, Suriye'de Türkiye'nin muhalif gruplara verdiği desteği  sürdürdüğü, Suriyeli sığınmacılara insani yardım sağladığının da  altı çizildi. Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin hızla  normalleştirilmesine de değinilen raporda, " Rus jetinin düşürülmesinin  ardından, iki ülke arasındaki ilişkilerin  çok ciddi  bir şekilde bozulmasından sonra, Türkiye ve Rusya arasında haziran ayında bir barış süreci başlatıldı. Rusya kademeli olarak, Türk ekonomisini olumsuz etkileyen geniş çapta  ekonomik ve diplomatik yaptırımlarını azalttı. Suriye krizinin  çözümüyle ilgili görüş farklılıklarını en aza indirmek amacıyla Türkiye ve Rusya arasında Ortak Suriye Mekanizması kuruldu. Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Putin arasında 10 Ekim'de İstanbul'da yapılan  23. Dünya Enerji Kongresi marjında  önemli bir toplantı gerçekleştirildi." ifadesine yer verildi. İsrail ve Türkiye arasındaki olumsuz  ilişkilerin de haziran ayında düzeldiği  belirtildi.  

Bölgesel İşbirliği

Bölgesel işbirliği başlığı altında ise  Türkiye'nin Yunanistan ve Bulgaristan ile göç sorunundaki işbirliğini artırdığı, Batı Balkanlardaki devletler ile kuvvetli bağlarını sürdürdüğü ve onların NATO ile Avrupa Birliği'ne katılma çabalarına destek verdiği belirtildi. 

Türkiye Ekonomisi

Türkiye'nin yüksek bir  seviyede gelişmiş ve çalışan bir piyasa ekonomisi olarak değerlendirilebileceğine dikkati çekilen raporda, Türkiye'de kamu finansmanının sürdürülebilir gidişatta olduğu belirtildi. Türkiye ekonomisinin dış borçlar dolayısıyla  finansal belirsizlikler, küresel yatırımcıların ülke değiştirmesi ve siyasal  riskler karşısında kırılgan durumda olduğunun altı çizildi. Türkiye'nin AB'deki rekabete ve piyasa güçlerine uyumlu kapasiteye ulaşabilmek için iyi hazırlıklı olduğu hatırlatılan raporda, özellikle enerji sektörü liberalleşmesinde ilerleme kaydedildiği belirtildi. Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle ekonomik ve ticari uyumunun  çok yüksek  düzeyde olduğu ve daha da yükseldiği hatırlatılarak  birliğin  5’inci büyük ticaret ortağının Türkiye olduğu belirtildi.

Haber: Tuğba Önkibar
ab ilerleme raporu türkiye habertürk hdp fetö ekonomi yargı bağımsızlığı terörle mücadele gündem
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500