Başbuğ: Erdoğan Cemaate Hep Mesafeliydi

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, TSK ile ilgili son gelişmeleri ve Fırat Kalkanı Operasyonu'nu bir röportajda değerlendirdi.

Başbuğ: Erdoğan Cemaate Hep Mesafeliydi
Bu içerik 777 kez okundu.

15 Temmuz’un üzerinden geçen zamanda kafanızı hâlâ kurcalayan büyük soru işaretleri var mı?
 
- Çözemediğim soru şu: 15 Temmuz olayı dün karar verip ertesi gün icra edilecek bir operasyon değil. Bir yapılanma var, bunu herkes biliyordu. Darbe teşebbüsünde bulunabileceği yazıldı. 8-8.5 aylık bir hazırlanma süreci var. İstihbarat örgütlerimiz bu çalışmaları nasıl tespit edememiş? Yalnızca MİT değil, Emniyet İstihbarat, Jandarma İstihbarat...
 
Normali haberdar olmaları mıdır?
 

- Haberdar Olmamaları gayritabii bir durum. MİT KCK’nın içinde ajan bulundurdu. FETÖ’nün içine nasıl girememiş? En son bir subay MİT’e geliyor da biraz istihbarat elde ediliyor. Bunu hâlâ çözemedim.
 
Diğer soru işareti ne aklınızdaki?
 
- Askeri lise, harp okulu, sınıf okulu, kurmay olursa akademi, 10 yılın üzerinde bir eğitimden bahsediyoruz. Biz bu insanların düşüncelerini nasıl değiştirememişiz? Generaller bile var, Özel Kuvvetler’deki olayı hatırlayalım.
 
HEPSİ FETÖ ÜYESİ DEMEK MÜMKÜN DEĞİL, BÜYÜK BİR KISMI...
 
Tutuklananların hepsi FETÖ’cü mü sizce?
 
- Ana iskelet bunlar, hiçbir tereddüt yok. Fiili hareketleri var.
 
Emirlerin Gülen’den geldiğine yönelik delil bulunacak mı sizce?

 
- Deliller çıkacak tahmin ediyorum. Ama hepsi FETÖ üyesi demek mümkün değil. Büyük bir kısmı... 15 Temmuz gecesi biraz tereddütlü hareket edenler var, Cemaat’in içinde olmayan ama müdahaleye sıcak bakan bir grup var. Sonuncusu da ne olduğunu anlamadan kendilerini olayın içinde bulan, hatta aldatılan bir grup... 
 
Komuta kademesinin o günkü reaksiyonu ve ifadeleri eleştirildi, herkesi tatmin etmedi.
 
- Komuta kademesi demokrasinin yanında durdu. Darbe hareketine karşı pozisyon aldılar, tartışması yok. Bunun hakkını vermemiz lazım. Ama 15 Temmuz gecesini daha iyi yönetebilirler miydi? Evet.
 
Hangi noktalarda?
 
- Detaya girmeyelim. Mutlaka onlar da alınması gereken tedbirleri düşünüyorlardır.
 
Emir subaylarının, yaverlerin FETÖ’cü oldukları yıllarca anlaşılmamış. Siz 2006’da Kara Kuvvetleri Komutanı iken özel kalem müdürünüzü göndermişsiniz. Ne görmüştünüz?
 
- Evet, Şener Topuç. İstanbul’daki bir toplantıyla ilgili bilgileri bilgisayar üzerinden gönderdiğini öğrenmiştim sanırım. Bunu bilgisayar üzerinden Ankara’ya niye gönderirsin? Gizli bir toplantıydı. Onu o görevde ikinci yıl tutmadım. Kesin hüküm verecek durumda değilim ama bir gerçek var, şu anda tuğgeneral ve tutuklu.
 
Sizi şaşırtan isimler var mı tutuklananlar arasında?
 
- İkinci Ordu Komutanı Adem Huduti mesela. Çok kimse aynı düşünceyi taşıyor. Belki de suçsuzluğu ortaya çıkar. En azından ümit ediyorum.
 
Kamuoyunun yeni tanıdığı isimler ama orduda sizler bu insanlarla bir ömür geçirmişsiniz. 30-40 sene...
 
- İşin sırrı bu zaten... Genelkurmay’ın MİT’ten tamamen kopması çok kritik... Mesai kaçta başlıyor? 9’da. Akşam 5’e, 6’ya kadar. Karargâh ve birliklerde berabersiniz. Oralarda ‘istihbarata karşı koyma’ diye yapılanmanız var. Sorun şu: Görev bitti, çantasını aldı, nizamiyeden çıktı. Bu noktada bizim hiçbir yetkimiz yok. TSK’nın böyle bir yapılanmaya ihtiyacı var. Amerikan, Alman ordusunda bu var: “Kişisel soruşturma”. Nerede? Kışla ve karargâh dışındaki yaşamda. Bunu kimse anlamıyor.
 
AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı’nın siyasi sorumluluğu var m MİT’e epey dikkat çekiyor hatta “Biliyor ama vermiyordu” diyorsunuz o dönemler için. Neden vermiyordu?
 
- Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızma 1970’li yıllarda başlıyor. 1992’ye kadar etkin bir mücadele veriyor TSK. Çünkü MİT Müsteşarı’ndan bilgi akışı var. Ama 1992’den sonra MİT Müsteşarı sivilleşiyor ve bilgi akışı kesiliyor. Benim komuta zincirinde olduğum 2002-2010 arası bize MİT’ten tek bir kişiyle ilgili Cemaat bağlantılı bilgi gelmedi.
 
Neden acaba?
 
- Resmi koymamız lazım. AK Parti 2002’de iktidara geldiği zaman kendi bürokrasisi yoktu. Bürokrasinin bir kısmı ülkücü-milliyetçi, bir kısmı sosyal-demokrat, liberaldi. Bunlarla işbirliği yapmayı düşünmedi. Cemaat’in müthiş bir gücü vardı, “Ona dayanacağım” dedi. 2002-2007 arası AK Parti ile Cemaat’in ‘işbirliği’ dönemiydi. TSK ile direkt çatışma yoktu. Burada özel bir nokta var: Tayyip Erdoğan Cemaat’e sıcak değildi, hep mesafeliydi. Ama işbirliği yapmıştır. 2007-2011 ise ‘tam ittifak’ dönemiydi. Yani TSK’ya karşı icra edilen komplolara destek...
 
İttifakın hedefi bu muydu?

 
- Tam müştereklik, tam ittifak, komplolara tam destek var, bunda hiçbir tereddüt yok. “Ne istediler de vermedik” süreci. Ben bu süreçte görev yaptım. Öyle bir dönemdi ki, neyi nasıl yapacaksınız yani! Bu dönemde gerek AK Parti’nin gerek Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi sorumluluğu var, onu açık söyleyeyim. Zaten kendisi de özür diledi. “Yanlış yaptık, aldatıldık” dedi.
 
Nasıl bitti bu ittifak?
 
- 2011 seçimleri, dershaneler olayı, 3 Temmuz-Fenerbahçe olayı, benim tutuklanmam... Arkasından MİT  Müsteşarı’nın ifadeye çağrılması Sayın Erdoğan için alarmdı, “Sıra bize geliyor” dedi. O noktada ‘savaş’ dönemi başladı. Sayın Erdoğan tek başına savaştı, yanında fazla adam olduğunu zannetmiyorum.
 
Yanındaki pek çok isim karşı tarafa mı yakındı?
 
- Aynı şeyi ben yaşadım. En büyük komplolarla karşı karşıya kaldığımız dönemde kendisine dedim ki “Bu tehdit bugün bize, yarın size”. Cevabı şu oldu: “Komutanım, sen bunları çok büyütüyorsun”. Bana bunu dedi. 2012-2016 arası Sayın Erdoğan, Cemaat tehdidiyle ilgili bangır bangır bağırırken etrafındakiler yüzüne söylememiş olabilir ama arkasından “Ya, bu işi çok büyütüyor” demişlerdir. Doğru mu?
 
Olabilir.
 
- Aman Allahım, 15 Temmuz’dan sonra bütün Türkiye uyandı! “Çok büyütüyorlar, böyle tehdit olur mu” diyenler bugün Cemaat’in en büyük karşıtı oldular. Onlara da söyledim: Bari bundan sonra konuşmayın. Susun bari, ayıp oluyor. Kimin nasıl baktığını, kimin nasıl destek verdiğini Türk milleti biliyor. Birdenbire 15 Temmuz akşamı mı anladınız? Bari 16 Temmuz’dan sonra konuşmayın, köşenizde durun. Susmak da bazen asalettir.
 
 
ASKER ÜZERİNDE ‘SİVİL VESAYET’ Mİ KURULUYOR?
 
Ordu bugün ne durumda?
 
- Çok ciddi bir travma yaşadı. Zorluklara rağmen yüreğine taş basıyor, görevini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. İşte Cerablus operasyonu... Bu harekat travmanın biraz azaltılmasında etken midir? Elbette. Ama imkân kabiliyetlerini aşan durumlar var.
 
Ne gibi?
 
- Ciddi şekilde bir pilot zafiyeti var. Bir pilotu kaç senede yetiştiriyorsunuz! İçinde bulunduğumuz coğrafyada yarın ne olacağı belli değil. İstanbul’daki birlikleri, Ankara’daki zırhlıları boşaltıyorsunuz. Ama Türkiye olağanüstü bir durumdan geçiyor. PKK’nın büyük şehirlerde yapabileceği eylem riski yok mu?
 
Ne yapabilir PKK?
 
- Birinci Ordu Komutanı olduğum zaman İstanbul’da 17 yerde aynı anda eylem vardı. Bu tür bir olaya polis, jandarma yetmeyebilir. İstanbul’a aslında TSK’nın tümünü getirsek yetmeyebilir, devasa bir yer. Ama en kötü senaryoları düşünerek asgari kuvveti bulundurmak mecburiyetindesiniz. Çatışma ortamı oluşursa bazı yerlerin kontrolünü kaçırabiliriz.
 
Böyle bir şey olabilir mi?
 
- Yöneticiler en kötü senaryoları düşünmek zorundadır. Darbeleri kurumlar yapmaz, kişiler yapar. Kurumları yıkmayın. Akıncılar Üssü’nü kapatıyorsunuz. Hava Kuvvetleri için bilmem nereden Ankara’ya gelmek kaç dakika sürer? Akıncılar Üssü’nde milyarlık tesisler var, o da ayrı bir konu. Yarın öbür gün kim kullanacak, nasıl kullanacak, bilmiyorum. Ama boşaltarak ordunun yaşadığı travmayı hafifletiyor musunuz yoksa büyütüyor musunuz? 30 Ağustos’ta Anıtkabir resimlerini görüyoruz, insanı tedirgin ediyor.
 
Nasıl izlediniz tanksız, uçaksız 30 Ağustos törenlerini?
 
- Askerler kontrolden geçmiş filan... Güvenlik tabii ki olmalı ama göstere göstere yapmayın. Kuvvet komutanlarının derdest edilirken görüntülerinin yayımlanması da olacak iş değil. FETÖ’nün yaptığı çirkin işler seviyesinde. O gece Genelkurmay Karargâhı’nda bağırıp çağıran sivil bir grup var. Orası Mareşal Fevzi Çakmak’ın karargâhı, tarihi, kutsal bir yer. Kimse hesap sormuyor!
 
Hükümetin orduya güven sorunu var gibi. Genelkurmay Başkanı olmak için kuvvet komutanı olma şartı kalkıyor.
 
- Yasada zaten böyle bir şey yok. Necip Torumtay kuvvet komutanı mıydı? Kara Kuvvetleri’nde bir saat tutun isterseniz, biter. Süre yok. Necdet Özel Jandarma Komutanı’ydı. Çok kısa bir süre Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getirildi.
 
Neden büyük değişiklik olarak sunuluyor?
 
- Bütün orgeneral ve oramirallere diyorlar ki: Ben herhangi birinizi seçebilirim.
 
“Nasıl davrandığınıza bağlı...”
 
- Orasını sen söylüyorsun. Elbette son söz siyasi otoritenin... Ama niye aleniyete döküyorsunuz? Diyoruz ki ortada haklı gerekçe yoksa teamülleri bozmayın.
 
Kurumun bir şekilde ayakta kalması için mi?
 
- Evet. ‘Askeri vesayet’i kaldıralım derken asker üzerinde ‘sivil vesayet’ mi kuruluyor? Yüksek Askeri Şûra’nın yeni yapısı bunu gösteriyor. Dört asker, sekiz sivil var.
 
Sivil vesayet diye bir şey olur mu?
 
- Vesayet kendini yönetemeyen bir kuruma vasilik yapmaktır. Asker kendini idare edemiyor diyerek, askeri şûrayı değiştiriyorsunuz, 4’ü 8 yapıyorsunuz, Milli Savunma Üniversitesi kuruyorsunuz. Bunları sivil vesayetin tesisi olarak görüyorum.
 
SURİYE’DE SİYASİ ÇÖZÜM OLMADAN TÜRKİYE’DE TERÖR BİTMEZ 
 
Fırat Kalkanı akıllı bir hamle miydi?
 

- Gerekli hatta geç kalmış bir operasyondu. Suriye dört parçaya bölünmüş durumda. Esad’ın hâkim olduğu bölge, IŞİD bölgesi, Özgür Suriye Ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri bölgesi ki ana unsur PYD... PYD’yi kim komuta ediyor? 
 
Kim?
 
- Bahoz Erdal gözüküyor. Birkaç yıl evvel PKK’nın silahlı gücü HPG’yi komuta eden kişiydi. Kimse kafasını kuma gömmesin... Ama ABD için ilk hedef IŞİD, sonra El Nusra. 
 
PYD ile onlara karşı ittifak içinde.
 
- PYD’nin gücü 40 bin civarında. Ama iki milyon kişilik alanı kontrol ediyor. Amerikan hava desteğiyle... Amerika laik bir devlet yönetimini ve İslam’ı kullanan terör örgütlerinin temizlenmesini istiyor. 
 
Rusya ile bilek güreşi de var mı?
 
- Rusya da “Birinci hedefim IŞİD” diyor. En yakın müttefiki Esad. Limanı, hava üssü gibi Akdeniz’deki kazanımlarını korumak istiyor. Bir de Çeçen tehdidi var. Ciddi sayıda Çeçen militanını orada etkisiz hale getirmeyi hedefliyor. Rusya ile Amerika genel hatlarda beraber hareket ediyor aslında, çatışma ihtimali görmüyorum.
 
Türkiye nerede duruyor?
 
- Kilis, Karkamış bombalanıyor. Sınır güvenliğimiz şu anda yok. Mülteci sorunu ve Kürt koridoru sorunu var. 17 Ağustos 2013’te Abdullah Öcalan “Suriye’de bizimkiler başaktör olacak. Özerk bölgeler kurmalıyız” dedi. 3-4 ay sonra Cezire, sonra Afrin’de özerk bölge ilan edildi. Buna ses çıkarmadık. Kırılma noktası YPG’nin (PYD’nin askeri kanadı) Kobani’yi IŞİD’den geri alması oldu. PYD “İlk defa kontrolümüzde bir toprak olacak” diye düşündü. Irak’ı kendi toprağı olarak görmüyorlar çünkü orada Barzani’yle sürtüşme var. Ama Suriye’nin kuzeyi doğrudan PKK’nın kontrolünde.
 
Bu bir tehdit mi Türkiye için?
 

- Zaten Irak sınırında Barzani ile sınırdaşsınız. O da bağımsız devlete dönüşürse bir güvenlik sorunu. Ben öyle görüyorum. Buradaki PKK’nın siyasi oluşumu daha da berbat. Türkiye bunu Tel Abyad alınınca gördü. Bu koridora operasyon yapacağız derken, 21 Temmuz Suruç, ertesi gün Ceylanpınar ile terör sarmalına girdi. Korkarak söylüyorum, Suriye’de siyasal çözüm netleşmeden Türkiye’deki terör olaylarının bitmesi zor. 
 
Fırat Kalkanı operasyonu nereye kadar gider?
 
- Kısa kapatalım derseniz Mare’ye gidebilir. Ama güvenliğinizi tam sağlamaz. Derinlik için ya Menbiç’e inecektiniz ya Elbab’a... Orası 20-30 kilometrelik bir mesafe. Esad rejimi için önemli olan Halep. Rusya buna göz yumabilir. Konuşulmuş bile olabilir Rusya’yla. 
 
Amerika ne der?
 

- Çatışma istemezse YPG’ye Fırat’ın doğusuna çekilme baskısı kurabilir. YPG Fırat’ın doğusuna geçerse o güvenli bölge ÖSO’nun kontrolüne geçer- tabii TSK desteğinde-. 
 
Bölgede Kürtlerin eli ne kadar güçlü? 
 
- Cezire ve Kobani’nin yüzde 50 civarı Kürt, yarısı değil. Hatay’a bitişik olan Afrin ağırlıklı Kürt ama Cerablus, Menbiç, Elbab’ı da alırsa nüfus oranı yüzde 30’lara düşüyor. Demografik olarak hak iddia edebilecek pozisyonda değil. Ama Şam’da ve Halep’te bir milyon Kürt var. Onları getirip değiştirebilirler.
 
Kürt unsurlarla çatışmadan dostça ilişkiler kurulamaz mı?

 
- ‘Kürt unsurlar’ değil, PKK. İdarecisi PKK, bunu unutmayın. 
 
PYD IŞİD’den daha öncelikli bir tehdit midir? 
 
- Evet çünkü IŞİD pek kalıcı gözükmüyor. Belki yıllar alacak fakat varlığını uzun süre devam ettirmesi olası değil. Bir noktadan sonra mutlaka tasfiye edilecek.
 

 

Haber: Tuğba Önkibar
15 temmuz darbe mit kck fetö cerablusisuriye rusya ilker başbuğ gündem
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500