Ekonomik Krize Mi Sürükleniyoruz?

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ekonomik Krize Mi Sürükleniyoruz?
Bu içerik 1173 kez okundu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Ekonomik kriz uyarısında bulunan Böke, "Ülkenin bir ekonomik krizin kıyısında olduğunu vurgulamak ve kamuoyunu aydınlatmak amacıyla sizlerle birlikteyiz. Tek adam rejimi çılgınlığı sürerse kıyısında bulunduğumuz bu reel sektör krizi, seri halde ve kolaylıkla bir mali krize ve bununla birlikte bir bankacılık krizine gidebilecek durumda. Bahsettiğim ne 1994 krizi ne 2001 krizi ne de 2009 krizi gibi değil. Bu tam olarak bir reel sektör krizi. Bugün işaretler bize aynı sinyalleri veriyor. Son haftalarda karşı karşıya kaldığımız bu durum, malesef hükümetin dediği gibi geçici bir süreç değil. Bunu yalnızca siyasi kimliğimle söylemiyorum. Bunu yaşamını ekonomistliğe adamış ve mesleği hakkında konuşan bir kadın olarak sizlerle paylaşıyorum. Kafalarını kuma gömenlerin çok gecikmeden kafalarını kumdan çıkartmaları gerek. Geçen hafta açıklanan işsizlik tablosu Türkiye'de yeni bir rekor sinyalleri veriyor, işsizlik yüzde 11, 3'ü bulmuş. 3 milyon 493 bin kişi, çalışmak istiyor, iş arıyor fakat bulamıyor. 2 milyon 514 bin kişi, iş de aramıyor. Türkiye'de 6 milyon 7 bin kişi ise çalışmaya hazır durumda. Türkiye işsizliğe ilişkin 6 senelik işsizlik rekorunu kırıyor. Bu yıl yalnızca yarım milyon kişi işsiz kalmış" dedi.

"MEVZU AMERİKA'DA YAPILAN SEÇİMLER DEĞİL"

Selin Sayek Böke Türk Lirasında yaşanan değer kaybına ilişkin Böke: "OHAL'in uzatılması siyasi riski arttırıyor. Ekonomimizi kötüleştiriyor. Türk lirasında yaşanan değer kaybının rekora koştuğu günlere baktığınızda asıl sorunun ne olduğu açıkça görünüyor. Başkanlık tartışmasının gündeme geldiği gün en büyük değer kaybı yaşanıyor. AB ile, batı ile gerginliklerin yaşandığı gün yaşanıyor. Türkiye'deki büyük risk iktidarın ta kendisidir. Hükümetin öne sürdüğü gibi sorun Amerika'daki seçimler değil. Öyle olmadığının en büyük kanıtı, Türk lirası'nın kendisine benzer para birimlerine kıyaslandığında daha çok değer kaybetmesinde gibi görünüyor. Kendisine yakın para birimlerinin 2 katına kadar değer kaybı yaşıyor. Türk Lirası'nın yaşadığı bu değer kaybı cebinizde dolar olsa dahi hepimizi fakirleştiriyor. Türkiye'nin kısa sürede ödemesi gereken, 167. 8 milyar dolar gibi bir borcu var. Bu borç hepimizin borcu. Şirketler borçlu, yani o şirkette görev yapan işçiler de o şirketin borcuna ortak. Bu borç Türkiye'nin borcu. Bu borç Türk lirası değerini yitirdikçe çok daha pahalı hale geliyor. 2016 başında ödememiz gereken toplam borcun TL değeri, 493 milyar liraydı. TL'nin değerini yitirmesiyle bugün ödememiz gereken borç, 570 milyar TL."

"AKP'NİN KURDUĞU DÜZENİN SONUCU"

"Türkiye'ye para girişi olmuyor. Hatta gelen para olduğu gibi çıkıyor. Çıkamayan da çıkmak için fırsat bekliyor" dedi. Böke, konuşmasına şöyle devam etti: "Musluklarımız artık kurudu. Türkiye'nin dış finansman gereksinimi, yıllık 200 milyar dolardan fazla. Finasmana duyulan ihtiyaç arttıkça, hem de finasman bulmanın oldukça zor olduğu bir dönemde arttıkça, TL'nin değer kaybı da artarak hızlanacaktır. Kaynak sağlanmayınca ekonomik sistem duruyor. Musluklar kurumakla kalmıyor, para da Türkiye'de tedirgin. Bu AKP'nin bilerek kurduğu düzenin sonucu. Finansal piyasalarda zorluk dövizle sınırlı değil, geçtiğimiz haftalarda devlet borçlanmak üzere piyasaya gitti. Kendi kağıtlarına Türkiye Cumhuriyeti Devleti müşteri bulamadı. Geçen hafta gerçekleştirilen hazine ihalesinde, hazinenin kapısını çalan kimse olmadı. Hazine borcunu sonunda kamu bankalarına sattı. Hem de son zamanlarda ödeyemediği kadar yüksek bir faizden. Bankalar zor durumda değilmiş gibi gösteriliyor fakat bilançolarında gözükenin çok çok ötesinde riske sahip olduğunu artık herkes biliyor."

"BAKAN UTANMADAN DOLARINI SATMAYAN VATANDAŞI SUÇLUYOR"


"Ya tedarikçim FETÖ'cülükle etiketlenirse, ya bayime aniden el konursa kaygısı tüm ülkeyi sarmış durumda. Bakkalından Türkiye'de bulunan en büyük şirkete kadar. Kimse birbirine güven duymuyor. Bu sorun hepimizin sorunu. Bu deprem dalgası oldukça büyük. Kurumlara kimse güvenmiyor, birbirleriyle iş yapmıyor. Memur, müdüründen, müdür müsteşarından, müsteşar bakanından şüphe duyuyor. Hepsinin kaygısı ortak ya yarın FETÖ'cüler arasında bu isimler de çıkarsa diye düşünüyor. Kimse hiçbir karara imzacı olmak istemiyor. Bu şekilde ekonomi işleyemez. Bu tablonun farkında bir bakan utanmadan dolarını satmadığı için bu konuda vatandaşı suçluyor. Oysa çare belli, bu çılgın rejim tartışması sona ermeli. Başkanlık ısrarından dönülmeli. OHAL Türkiye ekonomisini kötüye götürüyor. AB ile ilişkiler gerilmeye yönelik değil, toparlamaya, ortak zemin yakalamak amacıyla yeniden kurgulanmalı" şeklinde konuştu

"REFAH İMKANI ŞANGHAY'DA YOK"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Şanghay İşbirliği Örgütüne ilişkin yaptığı açıklamanın sorulmasının ardından Selin Sayek Böke şunları söyledi: " Avrupa Birliği'ndeki ekonomik entegrasyon, dolayısıyla ortaklık yaptığı ülkelerde yaratacağı, refah ve kalkınma imkanı Şanghay denen örgütte yok. Bir kere daha gerçeğin belirtilmediği bir siyasetle karşı karşıyayız. Geleceği inşa ederken dünyayı doğru okuyarak doğru değerlendiren bir iktidara ihtiyaç duyuyoruz şu anda. Bütün dünya ile iyi ilişkiler kuran, yüzünü asla batıdan geri çevirmeyen bir gelecektir. Ekonomik olarak buna ihtiyacımız var."

 

Haber: Tuğba Önkibar
selin sayek böke chp şanghay fetö dolar ekonomik kriz abd seçimleri avrupa birliği işsizlik gündem
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500