Hüseyin Çapkın
Oğuz Kağan Köksal, Adana Valisi'ydi. Hüseyin Çapkın da, Adana Emniyet Müdürü.
Daha önce "halkı rahatsız eden, kentin huzurunu bozan" pek çok olumsuzluk kısa sürede sona ermişti.
"Ne oldu, nasıl oldu" diye Adana'ya gitmiş, araştırmıştık.
***
Hüseyin Çapkın "özel ekipler" kurmuş.
"Kaldırım mühendisi" misali, boşta gezen 2'li, 3'lü gruplar...
Atatürk gibi, Çakmak gibi "kalabalık caddelerde" Milli Piyango bileti, Sayısal kuponu, telefon kontorü, tarak satanlar...
Kuyumcu ya da dershane önlerinde veya kavşaklarda gelip geçeni seyreden genç kızlar...
Kahvelerde okey oynayan ya da yol kenarında mısır, simit, şalgam satanlar...
Öğrenmiştik ki "çoğu polis."
Oğuz Kağan Köksal, Adana'dan "Bursa Valiliği'ne" atanınca...
Hüseyin Çapkın'ı da "beraberinde" götürdü.
Çapkın "Adana modelini" hemen uygulamaya başladı.
Otogar'da, Heykel civarında, Kapalıçarşı'da, Çekirge'de "sakız satan, Milli Piyango bileti satan" genç kızlar...
"Ayakkabı boyacıları..."
Saç sakal birbirine karışmış, "amaçsız dolaşan" insanlar...
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı demişti ki:
- Bunların bir kısmı polis.
***
Oğuz Kağan Köksal daha sonra "Bursa'dan, İzmir Valiliği'ne" atandı. Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın'ı da "İzmir'e götürdü."
Çapkın "yine özel ekiplerini" kurdu. Kimi gece yarısı "sarhoş görüntüsünde..."
Kimi sabahın köründe "simitçi kılığında..."
***
Emniyet Müdürü'nün "kendisi" ise... Bazen gündüz, bazen gece "başında bir kasket" kentin en olmadık yerinde "korumasız... Yalnız başına."
Adana'da da böyleydi, Bursa'da, İzmir'de de.
***
Oğuz Kağan Köksal, İzmir Valiliği'nden "Emniyet Genel Müdürlüğü'ne" atanınca...
"İkilinin" yolları ayrıldı.
Oğuz Kağan Köksal "Ankara'ya geldi."
Hüseyin Çapkın "İzmir'de kaldı."
***
Ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü "boşalınca..."
Hüseyin Çapkın'a "İstanbul yolu göründü."
***
İyi tanırız "çalışkandır, dürüsttür."
"Medyada görünme heveslisi" değildir.
İlişkileri "mesafelidir."
Futbola "meraklıdır."
Kadrosuna "özgüven aşılayan", görev âşığı bir emniyetçidir.
***
İstanbul "zor bir kent."
Hüseyin Çapkın'ın daha önce Emniyet Müdürlüğü yaptığı illerdeki başarısını, İstanbul'da "taçlandırmasını" bekliyoruz.
Andıç... Rapor... Sahte... Gerçek... "Meclis göreve!.."
Siyasette "zehir hafiye" diye ünlenen, eski İçişleri bakanlarından Dr. Faruk Sükan'ın "1991'de yayınladığı" bir kitap var:
"Başbakan Adnan Menderes'in Meclis Konuşmaları... 1950-1960."
Kitabın "Önsöz"ü Aydın Menderes'ten.
***
Adalet mekanizmasında birtakım "yanlış işler" olmuş.
Ve bazı hâkimler "25 yılı doldurmadan" emekliye sevk edilmişler.
Muhalefet "kıyameti koparmış."
Ve TBMM "sorunu" ele almış.
***
Muhalefetin (CHP), ağır toplarından (Nüvit Yetkin) hükümete "neden böyle yaptınız" diye sormuş.
Başbakan, isterse Adalet Bakanı'na "çık, muhalefetin sorusunu yanıtla" diyebilir.
Ama Başbakan Menderes "ben konuşacağım" demiş.
***
Menderes'in konuşmasından (13 Mayıs 1957) iki cümle:
- Nüvit Yetkin arkadaşım biraz şikâyetamiz olarak bahsediyor... Şikâyet etmesinler, biz böyle elim bir mecburiyet karşısında kaldık.
***
Başbakan'ı "elim bir mecburiyet" karşısında bırakan "durum" nedir?
Adnan Menderes "yüce Meclis'in her şeyi bilmesini" istiyor.
Hiçbir olayın "gölgede kalmamasını" savunuyor.
Ve "ayrıntıya" giriyor.
"Rüşvet... Suçüstü" gibi (yargıya intikal etmiş... Hikâyesi uzun) bir konu.
***
Menderes'in konuşmasının başında, muhalefetten bir milletvekili (Muammer Alakant), Başbakan'ı "protesto ediyor." Genel Kurul'dan çıkıyor.
Ama sonra "geri dönüyor."
Adnan Menderes'in konuşmasından:
- Biraz evvel buradan asabiyetle giden Muammer Alakant'ın tekrar avdet etmiş olduğunu ve protestosundan vazgeçtiğini memnuniyetle müşahede etmiş bulunuyorum. (Alkışlar)
Menderes'in "üzerinde çok hassas olduğu" nokta şu:
Meclis'in her şeyi bilme hakkı var.
Muhalefet hiçbir konuda şüpheye düşmemeli... Muhalefeti bizzat aydınlatmalıyım.
Elim (acı... Acıklı) de olsa, gerektiği zaman bazı kararları almalıyım, alacağım.
***
Adnan Menderes'in "hassas olduÄŸu" bir baÅŸka nokta:
"Gerekli zamanda, gereken şeyi yapmazsak yarın bu millet, hükümet için ne der Meclis için ne der?"
***
Dr. Faruk Sükan'a rahmet, Aydın Menderes'e sağlık ve uzun ömür dileyelim.
Dün "kitabı" karıştırdıkça, "pek çok yerinde" aynı hassas noktaya kilitlendik:
"Önemli bir sorun mu var, mutlaka TBMM'nin bilgilendirilmesi... Meclis'in el koyması" gerekiyor.
TOBB-İKV, "vizesiz Avrupa" için el ele
Dün İstanbul'da İKV'nin (İktisadi Kalkınma Vakfı) toplantısı vardı.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da oradaydı.
1. İKV "vizesiz Avrupa" konusunun üzerine ciddi olarak eğiliyor.
2. TOBB da "vizesiz Avrupa" konusunu "sürekli gündeminin" içine aldı.
***
Rifat Hisarcıklıoğlu dün bize dedi ki:
* Önümüzdeki günlerde, İKV Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Ankara'ya gelecek.
* Vizesiz Avrupa konusunda çalışacağız.
* Bugüne kadar yapılanları ve izlenecek yol haritasını Haluk Hoca ile birlikte size anlatacağız.
***
Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı.
Üniversitede de "vizesiz Avrupa" konusunda çalışmalar yapan bir bilim adamı.
***
Milyonlarca Türk'ün "hakkını aramak için" yürütülen hukuk mücadelesine "TOBB'un ve İKV'nin" destek vermesi çok önemli gelişme.
Teşekkürler Prof. Kabaalioğlu.
Teşekkürler Hisarcıklıoğlu.
Bu yazı toplam 83 defa okundu.