04 Eylül 2010 Cumartesi 01:19
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Soli Özel
Üç taraflı stratejiler (1)
02 Şubat 2010 Salı
Soli Özel   e-posta : sozel@htgazete.com.tr

HAVA pırıl pırıl güneşli. Eksi 10’lardaki soğuğa rağmen Stockholm tüm güzelliğiyle insanı yürümeye davet ediyor.
Yollar tertemiz, eski şehir müthiş çekici.  German Marshall Fund, TÜSİAD, Koç Holding ve İsveç Dışişleri Bakanlığı’nın katkılarıyla başlatılan ve üç yıl sürecek Üçlü Strateji Grubu toplantılarının ikincisi için
Stockholm’deyiz.  İsveç AB içinde Türkiye’nin üyeliğini çok ciddiye alan bir ülke. Bunun sağlanması için hem entelektüel hem somut katkıda bulunmak,
süreci canlı tutmak için elinden geleni yapıyor.
Katılımcılar arasında AB, ABD ve Türkiye’den gelen, tartışılacak konulara hâkim akademisyen ve gazeteciler, halen aktif veya emekli diplomatlar, siyasetçiler var.
Ekonomik dinamikler de dahil olmak üzere, belirli temalar üzerinden Atlantik İttifakı’nın geleceği ile Türkiye’nin ittifak içindeki ve bölgesindeki siyasetleri tartışılıyor. 2010 yılından itibaren tüm dünyanın yeni bir düzenin yapı taşlarını yerleştirmek üzere hummalı bir faaliyet içinde olduğu buradaki tartışmalardan da anlaşılıyor. Zaten böylesi üçlü bir tartışma ortamının yaratılması, buna gerek duyulması bile yeni arayışların varlığıyla bağlantılı.
Irak ve Afganistan sonrasında Türkiye’nin çevresindeki gelişmelerin, ABD, AB ve NATO’nun misyonlarını yeniden tanımlama gereğinin sonucu böyle bir program.
Önceliklerin tespit edilmesi, bakış açılarının nasıl yakınlaştırılacağı üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Ki buna bağlı olarak yeni stratejiler
oluşturulsun. Yeniden tanımlama söz konusu olduğunda Türkiye’nin yeri ve işlevini gözden geçirmek de gündemin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Türkiye yeni dönemde daha başat roller oynayabilecek bir ülke. Bu nedenle kendi bakışını, çıkarlarının ne olduğunu müttefiklerine daha iyi anlatması ve onlarla diyalog içinde olması gerekiyor.
Soğuk Savaş döneminden farklı olarak söyleyecek sözü de daha fazla. Tarihsel deneyiminin, stratejik ve kültürel bağlarının getirdiği birikim giderek daha fazla önem kazanıyor. Uzun vadeye yönelik olarak 2000’li yılların başlarından çok farklı değerlendirmelerle gündemin belirleneceği anlaşılıyor. Terörizm meselesi, inmesi gereken boyutlarda ele alınacak.

Buna karşılık siyasal ve sosyal gelişmelerin kontrol edilememesi sonucu ortaya çıkabilecek riskler ve tehlikelere karşı hazırlıklı olmak gerekecek.
Batı ittifakı açısından önemli olan meziyet gelişmelerin tümünü öngörebilmek değil. Zaten bu pek mümkün de gözükmüyor. Daha ziyade sorun ortaya çıktığında birlikte hareket etmeyi başarabilmek. Bunun için de ortak bakış açısının belirlenmesi lazım.
Tehditlerin ve risklerin farklılaşması Batı ittifakının dünya ile kurduğu ilişkide duruşunu ve söylemini değiştirmesini de gündeme getiriyor.
Benzer şekilde dünyadaki ekonomik ve siyasal güç kayması da yaklaşımın değişmesini dayatıyor. Ancak gene açıkça görülüyor ki, Batı’nın ve özellikle de ABD'nin çizdiği çerçeveye uymak istemeyenlerin kendi projeleri yok.
Yani Çin veya Hindistan veya Rusya dünyaya bir düzen ve onun kurallarını sunacak imkânlara sahip değiller.
Obama kendi döneminde bu geçişi yönetmek zorunda.
Başarılı olabilmesi için öncelikle Amerikan ekonomisini toparlaması gerekiyor. Ardından da sırtındaki yükleri azaltması.
Birliğin Durumu konuşmasında Obama Irak’tan mutlaka çekileceklerini söyledi. İki günlük tartışmaların ışığında ABD’nin Afganistan’dan da en geç iki yıl içinde çekileceğini sanıyorum. Zira ABD ancak bu
adımları attıktan sonra yeniden güç toplamaya başlayabilir.

Bu yazı toplam 35 defa okundu.
Puan Verin : puanpuanpuanpuanpuan
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş...
            Son Yazıları     Yazara ait son 5 adet yazı.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Hava Durumu
Istanbul