ÇAKIL TAŞI- LOZAN POLEMİKLERİ
Tomris Erdem

ÇAKIL TAŞI- LOZAN POLEMİKLERİ

Bu içerik 1090 kez okundu.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Lozan Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur” sözünden kısa bir süre sonra, “Lozan Antlaşması bir hezimettir” açıklaması kafaları bir hayli karıştırmış durumda.

Bence her iki durumda doğrudur. Fakat suçlamakta adil değildir.

Bağırsak duyulabilecek yakınlıkta olan Ege adalarının, Lozan antlaşması ile kaybedildiğini ve bunun bir başarı olamayacağını belirtiyor. Oysa Ege adaları, Balkan Savaşı’nda 08 Ekim 1912 de İtalyanların işgali ile başlamış, burada yaşayan Türk jandarması ve Türk mahallelerindeki baskı ve zulümler artmıştır. Bu savaşın korkunç sonuçları ile birlikte adalarda İtalyanların öncülüğünde Yunan işgali başlamıştır.

Osmanlı donanması hazırlıksız yakalanmış, yıllarca tersanelerde kullanılmadan bekleyen donanma gemileri ve kısıtlı imkanlar ile duruma müdahale edememiştir. Oysa İngiltere’nin desteklediği ve güçlendirdiği Yunan donanması hiçbir güçlük çekmeden adaları işgal eder. Osmanlı Devleti’nin bunu kabul etmesi mümkün değildir ve bütün uluslararası alanda bu işgali tanımadığını sık sık belirtir. 30 Mayıs 1913 tarihinde imzalanan Londra Anlaşmasında taraflar anlaşamamış, Rusya adaların bir kısmının Türklere bırakılmasını savunmuş, İngiltere ve diğer devletler buna itiraz etmiş, adaların geleceği Lozan antlaşmasına kadar İtalyanların hakimiyetine bırakılmıştır.

Şartlar böyle iken Lozan’da adaları geri alabilir miydik? Uluslararası antlaşmalarda masada her zaman güçlü olan Avrupa ülkeleri adalar konusunda Yunanistan lehine baskı kurmakta hiçbir sakınca görmez. Atatürk’ün heyete “Misak-ı Milli sınırlarının kabul ettirilmesi konusundaki sıkı ısrarlarına rağmen Lozan’ın 15’inci maddesi gereği 13 ada İtalya’ya devredilmiş sonra da 1947 Paris Antlaşması’nda silahsızlandırma koşulu ile Yunanistan’a devredilmiştir.

Balkan Savaşı’nda İtalyanların ve Yunanlıların işgal ettiği adaları, Lozan Antlaşmasında Türkiye’ye geri vermesini istemek kanımca hayali bir düşüncedir. Ya yeni bir savaşa gireceksiniz ve bu savaşta kaybetmeniz durumunda elinizde hiçbir şey kalmayacak ya da parçalanmış bir imparatorluğu toparlamanın yoluna gideceksiniz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Lozan Antlaşmasının biteceği günler yaklaşırken konuyu gündeme getirmesi manidardır. Belki de adaları yeni bir antlaşma ile karasularımızın doğrultusunda adil olarak paylaşabileceğimizin sinyalini mi vermek istiyor? Eski bir atasözünün de dediği gibi “Dünya her gün yeniden kurulur”.

Güzel yarınlarda buluşmak umuduyla..

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500