ÇAKIL TAŞI - SEÇİM YARIŞLARI
Tomris Erdem

ÇAKIL TAŞI - SEÇİM YARIŞLARI

Bu içerik 808 kez okundu.

Türkiye, tarihinin en ağır uluslararası krizini yaşamaktadır. Hollanda’nın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'yı, Türkiye konsolosluğuna sokmamasıyla patlak veren kriz, Türkiye açısından kabul edilebilir bir düzeyde değildir. Öncesine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaşanan gerilimle birlikte, son yaşanan olaylar iki ülke arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirmiştir.

Hollanda dün yapılan seçimlerde oy oranlarını yükseltmek için, ülkelerinde yaşayan yabancı kökenli Hollanda vatandaşlarını iç siyaset malzemesi olarak kullanmak istedi. Yabancı ve Müslüman düşmanlığının Avrupa’da giderek artan taraftar bulması, gelecek yıllarda bu ülkelerde yaşayan yabancıların oldukça zor günler geçireceğinin belirtisi sayılabilir. Avrupa açısından ise, yaşlanan bir nüfusa sahip AB ülkelerinde, aşırı sağın yükselmesi, kendi oluşturdukları medeniyet çıtasının aşağı çekilmesine doğru evrileceği endişesini taşmaktadır. Bu AB ve bölge ülkeleri açısından oldukça tehlikelidir.

Hollanda’ya iki ayrı nota verilerek resmi yazılı özür talebinde bulunuldu. Karşılığı anında geldi. Hollanda başbakanı özür dilemeyeceğini belirtti. Başbakan yardımcısı Lodewijk Ascher ise “Türkiye’nin bu söylemi devam ettirmesi halinde, ilişkilerde yumuşama olmayacak.” dedi.

Nato Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise, Türkiye ile Hollanda arasındaki krizin aşılması için taraflara tansiyonu düşürme çağrısı yaptı. Bu adil bir yaklaşım olmaktan çok uzaktır.

Avrupa Birliği, Türkiye’ye, Hollanda ve diğer AB ülkeleri ile ilişkileri kötüleştirecek aşırı söylem ve eylemlerden kaçınması çağrısında bulundu. Ancak aynı AB cumartesi gecesi yapılacak olan barışçıl eylemlerde yaşanan insanlık ayıbı olaylar için hiçbir eleştiri getirmemektedir. AB değerlerine taban tabana zıt bu uygulamalar, yabancı düşmanlığına yönelik söylemler, seçimde kazandırabilir fakat tarihi süreçte kaybettirecektir.

Yaşanan olaylar normal ötesidir. Atlarla, köpeklerle vatandaşlara saldırılması, özgürce seyahat hakkının kısıtlanması, maslahatgüzarın tutuklanması, bakanımıza yapılan diplomatik nezaketin dışında, anlaşılması olanaksız tavırlar kabul edilemez. Hollanda’nın resmi özür dilemesi, yaşanılan devlet itibarının zedelenmesi durumunu karşılayamaz. Bir an önce çok daha ciddi yaptırımların uygulamaya sokulması gerekmektedir.

Eğer gereken ciddi bir karşılık bir an önce verilemez ise, iktidarda kalma yolunu, Türkiye’yi gözden çıkarmak olarak hesaplayan Hollanda, seçim yarışına girecek olan diğer Avrupa ülkelerine de cesaret verici olacaktır. Uluslararası çerçevede tüm yasal haklarımızı kullanmalıyız. 

 

Güzel yarınlarda buluşmak umuduyla...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500