ÇAKIL TAŞI - 21. YÜZYILIN  KABUSU
Tomris Erdem

ÇAKIL TAŞI - 21. YÜZYILIN KABUSU

Bu içerik 673 kez okundu.

İstanbul, 22. Dünya Petrol Kongresi’ne ev sahipliği yapmaya başladı.

İnsanoğlunun tekerleği icat etmesi ile başlayan, ilerleyen zamanda da Dünya’yı değiştirebilme ve dönüştürebilme hırsı, tıpkı kelebek etkisi gibi günümüzü, hayatımızı, düşüncelerimizi ve geleceğimizi şekillendirmektedir.

İlerleyen teknoloji sayesinde üretim, ulaşım, haberleşme için geliştirilen makinalar geçmişte yeterli olurken, günümüzde makinalar için gerekenden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır.

 Kullanılan karbon temelli enerjiler iklim değişikliği ve küresel ısınma yaratmakta, eriyen buzullar insanla birlikte bir çok canlı türünü de etkilemektedir. Gelecek yüzyıllarda yaşanamaz bir dünya ortamı ile karşılaşmamız sürpriz değildir. Fakat küresel ısınma dünya için felaket olurken, Arktik Bölge ve Kuzey Kutbu’nda buzulların erimesiyle ulaşılması kolaylaşan petrol ve gaz rezervleri dünya rezervinin % 30 unu oluşturmaktadır.

 Bu alana sınırı olan devletler Kanada, Amerika, Rusya, İsveç, Norveç, Finlandiya, İzlanda, Danimarka arasındaki ilişkiler şimdiden bir satranç oyunu gibi başlamıştır. Gelecek yüzyılda kutup bölgesinin önemi gittikçe artacak, enerji paylaşımları burada yoğunlaşacaktır.

Bilimin insan refahı ve mutluluğu için yaptığı buluşlar, kapitalizmin para hırsı ve durumunu devam ettirmek için verdiği mücadele, enerji kaynaklarına sahip olan ülkelere savaş, karmaşa ve fakirlik olarak yansımaktadır. Devasa tüketim çılgınlığının Dünya’ya pompalanması, daha çok üretimi gerektirmekte, üretim için gerekli enerjinin sağlanması için de bölge ülkelerini yakıp yıkarak ve bu topraklarda yaşayanları göçe zorlayarak insan vicdanını yaralayan sonuçlara sebep olmaktadır. 

Birinci Dünya Savaşı enerji savaşlarının başlangıcı sayılabilir. Ortadoğu’da geniş topraklara sahip Osmanlı İmparatorluğunun parçalanması, küresel güç imparatorluklarının öncelikli  hedefi haline gelmişti.

Halen devam eden bu enerji paylaşım savaşları gelişmiş devletlerin kendi varlıklarını devam ettirebilmeleri için, bölge devletlerinin parçalanmasını ve daha kolay yönetilebilir küçük devletlere dönüşmesini istemektedir. Terör orduları ile bölge şekillendirilmektedir.

Türkiye coğrafyası gereği,  bu süreçte kontrol etmekte zorlandığı, gittikçe hızlanan küresel oyunların tam merkezinde kalmıştır. Enerji koridoru konumunda kalarak güvenliğini bir miktar garanti etmeye çalışsa da bu durum zaman ve gelişmiş ülkelerin çıkarları nedeniyle stabil değildir.

Kıbrıs’ta Doğu Akdeniz petrol ve doğal gaz arama çalışmalarında enerji şirketlerine sırtını dayayan Rum kesimi hiçbir şekilde çözüme imkan tanımamaktadır. Enerji kaynaklarına tek başına sahip olmak isteyen şirketler Türkiye’yi devreden çıkarmak istemektedir.

Enerjide %98 dışa bağımlı bir Türkiye, adeta kurulmuş bir saatin üzerinde oturmaktadır. Enerji çarklarının durdurulması, telafisi uzun yılları alacak korkunç sonuçlara yol açabilir. Kış mevsiminde kesilebilme ihtimali olan doğalgaz, elektriksiz fabrikalar, hastanelerde yapılamayan ameliyatlar, okullar, kesilen internet ve daha bir çokları..  Eğer bir savaş durumundaysan kalkamayan savaş uçakları. Acilen Türkiye enerji sorununu çözmelidir. Yenilenebilir enerji üretiminin arttırılması yanında, ekonomisinin gerilememesi ve ülkeler arası rekabet ortamında ayakta kalabilmesi için,  nükleer enerji üretimi ile de Türkiye'nin kendisinin kontrol edebildiği enerji kaynaklarına sahip olması ulusal güvenlik meselesidir.

Güzel yarınlarda buluşmak umuduyla…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500