ÇAKIL TAŞI - KRİZ
Tomris Erdem

ÇAKIL TAŞI - KRİZ

Bu içerik 211 kez okundu.

 

ABD’nin güvenliği gerekçe göstererek Türkiye’deki tüm diplomatik misyonlarındaki ‘göçmen olmayan vize hizmetleri askıya alınmıştır’ kararından sonra, Türkiye de aynı dille karşılık vermişti.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan “Türkiye bir hukuk devletidir. Her şeyden önce biz bir kabile değiliz. Bir kabile devleti de değiliz. Onların açıkladığı metin ne ise mütekabiliyet esasına dayanarak aynı metni bizim büyükelçimiz anında açıklasın” diyerek süreci açıklamıştı.

Bahçeli ve Kılıçdaroğlu da tepkilerini ortaya koymuşlardır.

Trump ve Erdoğan arasındaki olumlu görüşmeler iki ülke arasındaki gelişecek sorunlara sürpriz oldu.

Metin Topuz adlı diplomatik bağışıklığı olmayan fakat elçilik çalışanı olduğu belirtilen kişinin gözaltına alınması krizin başlangıcı gibi görünüyor.

Metin Topuz’un 15 Temmuz darbe girişiminde etkinliğinin tespit edildiği bildiriliyor. Bu gözaltı kararına Amerika’nın verdiği refleks oldukça yüksek oldu.

Oysa Amerika Rus konsolosluk binasında arama yaparken “egemenlik hakkımızdır, egemenlik hakkımızı kullanıyoruz” dedi.

John Bass açıklamasında uyuşturucu ile mücadelede Metin Topuz’un kendilerine yardımcı olduğu, Türk makamları ile irtibat görevlisi olduğunu belirtti. Eğer öyle ise soruşturmanın sonucu beklenerek, darbe girişimi ile ilgisinin olup olmadığının aydınlanmasını beklemesi gerekirdi.

Hafta sonu Ankara’dan ayrılacak ve Afganistan’da göreve başlayacak olan John Bass’ın Diplomasi Muhabirleri Derneği veda toplantısındaki açıklamaları önemlidir. “9 buçuk aydır Türkiye’de terör saldırısı yaşanmıyor. Bu Işıd vazgeçtiği için değil, işbirliğimizin sonucu” yorumunu yapması bazı kesimlerde tehdit olarak algılandı.

Fakat asıl konu burada yapılacak soruşturmalar ve mahkeme kayıtlarının gelecek yıllarda iki ülke arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceğini şimdiden öngörebilmek mümkün değildir.

60 yıllık müttefiklik ilişkisinin bir elçilik çalışanı tarafından bir anda kesilecek duruma gelmesi çok ilginçtir. Amerika ile geçmişten gelen problemlerin gerektiği kadar ele alınamaması nedeniyle bugünlere gelindiği kanısındayım.

Diplomatik yollarla krizleri aşmaya çalışmaya yönelik hareketlerde gereken başarıyı sağlayamadığımızı düşünüyorum. Türkiye bölgedeki yerini sağlamlaştırmak, çıkarlarını korumak zorundadır.

Etrafımızda olan siyasi, sosyolojik ve ekonomik değişiklikler karşısında Türkiye özüne dönerek, tarihi alt yapısını devreye sokmak zorundadır.

PKK ile mücadele, Fırat Kalkanı, Astana anlaşması, DAEŞ ile mücadeledeki ilerlemeler bölgedeki bazı oyuncuları rahatsız etti.  Suriye’deki Daeş’in etkinliğinin azalmasına rağmen bölgedeki kan ve terörün durmaması düşündürücüdür.

PYD’ye yapılan tırlarca  yardımı, kurulmaya çalışılan bir devletin ön hazırlığı olarak gören Türkiye’nin bunu kabul etmesi mümkün değildir. Kendi güvenliğini sağlamak için gereken adımları atacaktır.

Bu topraklarda “Ahde vefa” kavramına dayanarak yapılan ikili ilişkilerde Türkiye her zaman üzerine düşeni yapmıştır. Aynısını karşıdan da beklemek hakkıdır.

 

Güzel yarınlarda buluşmak umuduyla...

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500