İKİNDİ MEKTUPLARI- Atatürk Havalimanı ve Kanlı Bayram
Abbas Keskin

İKİNDİ MEKTUPLARI- Atatürk Havalimanı ve Kanlı Bayram

Bu içerik 609 kez okundu.

Atatürk Havalimanı ve Kanlı Bayram

Hepimizin başı sağolsun. Maalesef bayram öncesindeki haftaya, Atatürk Havalimanı'nda yaşanan alçakça saldırı damgasını vurdu. Biz de, bu köşeden sizlere bu yazımızda digital çağın Ramazan Bayramları'nı anlatacak, kah çocukluğumuza dönecek, kah yeni versiyon bayramlarla gülüp eğlenecektik. Tüm ülkede olduğu gibi, yaşanması muhtemel tüm sevinçleri kursağımızda bırakan kalleş terör eyleminin ardından, affnıza sığınarak digital yazımızı -nasipse diyerek- Kurban Bayramı'na bıraktık. 

28 Haziran Salı akşamı, hepimiz Survivor Kıbrıs Finali'ne kalacak ikiliyi beklerken, eşimizin dostumuzun Facebook ve Twitter paylaşımları ile öğrendik hain saldırıyı. Çünkü uzun bir süredir alışıla gelmiş bir biçimde haber kanalları dışında kalan televizyonlar, bu tür son dakika haberlerinde yayını kesmeyi bir kenera bırakın, alt yazı bile geçmemeyi adet edindiler. Hemen haber kanallarını açtık tabi. Nedir. ne değildir, olayın boyutlarını öğrenmeye çalışırken; sosyal medyaya birbiri ardına düşen görüntüler, hepimizi dehşete düşürmeye yetti. Atatürk Havalimanı'nın üç veya dört ayrı noktasında eş zamanlı olarak gerçekleşen silahlı ve bombalı saldırıların ustaca planlanmış bir örgüt tarafından gerçekleştirildiğini anlamak için, son yıllarda televizyonlarda boy göstermeye savunma uzmanı veya stratejik terör bilirkişisi olmaya gerek yoktu. Birbirleri ile aynı anda farklı yönlerden harekete geçen teröristlerden biri, havalimanında görevli bir grup sivil polis tarafından erken farkedilmese,facianın boyutları çok daha büyük olabilirdi. Yaz sıcağında montla dolaşan şahısları görüp harekete geçen sivil polisler, erken müdahelede bulurak teröristlerin asıl planlanmış noktalara varmadan kendilerini patlatmalarını sağladı. Bu müdahele, belki çok daha kötü olası bir facianın önüne geçmiş oldu. Bu kahraman polislerimizi, buradan bir kez daha tebrik etmek vazifemizdir. 

Saldırının ardından ülkede yaşananlar, bu tür olayların ardından yaşadığımız klasik tartışmaları da beraberinde getirdi. Güvenlik ihmali var mıydı, istahbarat zaafiyeti had safhada mı, yetkililer istifa mı etmeli, bu teröristler ellerini kollarını sallayarak nasıl bu kadar ilerleyebilmişler soruları, gündeme damgasını vurdu. Hükümet kanadı tabi ki bu eleştirileri savuşturmak ve sonlandırmak için, yakın tarihte yaşanan Belçika'nın başkenti Brüksel'de bulunan Zaventem Havaalanı bombalı saldırıları örnek göstererek, bu tür terörist eylemlerin dünyanın her ülkesinde yaşanabileceği gerçeğini ortaya koydu. Muhalefet kanadı ise, saldırının sorumlusu olarak gösterilen terör örgütünün, ülkemizdeki yapılanmasını çok rahat kurduğu ve sempatizanlarının yeteri kadar takip edilmediği noktalarına vurgu yaparak, sorumluların istifalarını istedi.

Yaşanan tüm bu tartışmalar eşliğinde aslında geride kalan tek bir gerçek var. Bugün güncellenen rakamlara göre kırk beş eve, bayram öncesi ateş düştü. Yetkililer ve uzmanlar ne kadar tartışırsa tartışsın, kim ne derse desin, kim kimin istifasını isterse istesin, her terörist saldırının ardından elimizde kalan tek gerçek, 'Ateş düştüğü yeri yakar' özdeyişi oluyor. Yaklaşan Ramazan Bayramı'nı hesaba katarsak, bu evlerde yaşanan ve yaşanacak olan acıların büyüklüğü sanırım daha anlaşılır hale gelebilir. O yüzden hükümetin ve muhalefetin öncelikle görevi; kısır tartışmaların arasında birbirlerine zarar vermeye çalışmak değil, bu evlerde yaşanan kahırlara ortak olmaktır. Yaşanan hain saldırıda şehit olan ve yaralanan vatandaşlarımızın ve ailelerin, başta psikolojik destek olmak üzere maddi-manevi tüm gereksinimlerinin giderilmesi tartışması yapılmalıdır. Hükümet ve muhalefet partilerini sözcüleri, ülkemizin kalbine düşün bu ateşe ortak olmalı ve yapılabilecek birlik çağrısı ile ailelerin yanında olduğunu göstermelidir. Hayatın, yaşanan tüm acılarla birlikte devam etitğini hepimize göstermeli ve bu konuda net bildiriler ve açıklamalar yapılmalıdır. Bize göre gerisi, laf-ı güzaf'tır. 

Köşemizi noktalarken, tüm islam aleminin mübarek Ramazan Bayramı'nın tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dilerim. Ne güzel söylemiş büyük üstad Arif Nihat Asya:

Yalnız tad halinde ağızlarda mıyım, 
Tekbir sabahıyım, sena akşamıyım, 
Herkes sevinir geldi şeker bayramı der,
Bilmez ki şeker değil, şükür bayramıyım...

İkindi esintilerinde, hamak keyfi yapmanız dileklerimle...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500