Maneviyat Siyasetinin Eli Kutsal Zeytinde

Hükümetin zeytin ağaçlarının kesilip arazilerin imara açılması yönündeki çalışmaları nedeniyle bir süredir Türkiye’de zeytin ve zeytin ağacı üzerinden yürütülen tartışmada 'maneviyat siyaseti' yapan AKP hükümetinin bu tavrının ne kadar ironik olduğu da başka bir nokta oldu.

Maneviyat Siyasetinin Eli Kutsal Zeytinde
Maneviyat Siyasetinin Eli Kutsal Zeytinde Ecem Şenol
Bu içerik 1085 kez okundu.

Şu sıralar çok fazla gündemde olan zeytin ağaçlarının kesilmesi ve bahçelerin imara açılmasıyla ilgili hükümetten hiçbir geri adım söz konusu değilken, çevreci grupların ve toplumun büyük bir kısmının bu duruma olan tepkisi büyümeye devam ediyor.

Tarih boyunca zeytin ağacı kadar kutsal kabul edilmiş ve üzerine bu kadar efsane yazılmış başka bir ağaç türünün olmaması bir yana insanlık tarihinde yaklaşık 39 bin yıldır var olan bu ağacın değerini daha iyi anlayabilmek adına zeytin ağaçlarının, ekolojik önemine ve insanlık tarihindeki yerine kısaca değinmenin tam zamanı.

Neredeyse tüm dinlerde kutsal kabul edilen zeytin ağacının ilk yer aldığı efsane Âdem ve Havva olmuştur. Efsaneye göre Havva ile birlikte yasak meyveyi yiyerek cennetten kovulan Âdem, 930 yaşındayken öleceğini hisseder ve Tanrı’dan kendisini ve tüm insanlığı bağışlamasını dilemeye karar verir. Bu konuda oğlu Şit’i görevlendirir ve onu cennet bahçesine gönderir. Yahudi, Hristiyan ve İslam inancına göre Âdem peygamberin üçüncü oğlu olan Şit’in duası üzerine bahçenin bekçiliğini yapan melek İyi Kötü Ağacı'ndan aldığı üç tohumu ona verir ve babasını gömmeden önce tohumları onun ağzına koyması gerektiğini söyler. Âdem kısa bir süre sonra ölür ve Tabor Dağı yakınındaki Hebron Vadisi’ne gömülür. Âdem’in gömüldüğü yerde yeşeren üç ağaç zeytin, sedir ve servi’dir. Tanrı ve insan arasında barış sağlanmıştır. Zeytin ağacının yetiştirilmesi ve bakımı oldukça zordur. Ama zeytin ağacı, insanoğlunun bu emeğinin karşılığını cömertliğiyle öder. Zeytin dalı uzatmanın da barış anlamında kullanılması bu efsaneye dayanır.

Eski Ahit'e göre ise zeytin, refahın ve bolluğun sembolüdür. Yalnız Eski Ahit değil, tüm kutsal kitaplarda zeytin ağacı kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, gururun, zaferin, refahın, bilgeliğin, aklın, arınmanın ve yeniden doğuşun, kısaca insanlık için en önemli erdem ve değerlerin sembolü kabul edilmiştir.

Zeytin ağacının insanlık tarihindeki yeri bunlarla da sınırlı kalmayıp Nuh Tufanı’nda da kendine yer edinir. Yarattığı âdemoğlunun yeryüzüne kötülük tohumları saçtığını gören Tanrı, onu bir tufanla cezalandırmaya karar verir. Ve Hazret-i Nuh'a bir gemi yapmasını, bu gemiye her temiz hayvandan erkek ve dişi yedişer, her temiz olmayan hayvandan erkek ve dişi ikişer ve kuşlardan da erkek ve dişi yedişer tane almasını söyler. Ardından büyük tufan başlar, Hazret-i Nuh ve gemisindeki canlılar hariç, yeryüzü üzerinde yaşayan her şey silinir. Tufan durulduğu zaman Hazret-i Nuh, suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden bir güvercini güneşin battığı yere doğru salar. Sular çekilmediği için güvercin gemiye döner. Hz. Nuh, yedi gün sonra güvercini tekrar salar. Güvercin bu sefer, ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağıyla gelir. O zaman Nuh, suların yeryüzünden çekildiğini anlar. Ağzında zeytin yaprağı tutan güvercin, o günden bu güne, ümidin, bolluğun, esenliğin ve barışın simgesi olur. Tufanın yok edici gücüne karşı direnen zeytin ağacı ise ölümsüzlüğün simgesi olarak kabul görmüştür.

Mısır inançları ise Mısırlı'ların zeytinyağı üretmeyi Yunanlı'lardan ve Filistinli'lerden çok daha önce bildiğini öne sürer. Efsaneye göre bundan 6 bin yıl önce evlilik tanrıçası İsis, Mısırlı'lara zeytin ağacı yetiştirmeyi ve ürünlerinden faydalanmayı öğretir. Eski Mısırlı'lar zeytini ve bu kutsal meyvenin nasıl işleneceğini kendilerine tanrıça İsis'in öğrettiğine inanırlar. İsis'in Nil'in suladığı bereketli Mısır topraklarının tanrıçası olması, bu inancın temelini oluşturdu. Eski Mısır'da zeytin, tanrısal erdemlere eşlik ederken, Firavun Tutankamon'un başındaki zeytin yapraklarıyla örülü taç, adaletin tacı olmuştur.

Zeytinyağı ile ilgili en bilinen mitolojik hikâye ise Atina şehrinin tanrısının bir zeytin dalı sayesinde belirlenmesi hikâyesidir. M.Ö.17.yy’da kurulan site devleti Atina’yı hangi tanrının koruyacağı tartışması gündeme gelince Zeus Tanrılar Meclisi’ni toplar. Alınan karara göre yeni kente en değerli armağanı veren tanrı veya tanrıça yarışmayı kazanıp Atina’nın koruyucusu olacaktır. Yarışı kazanmaya kararlı olan deniz tanrısı Poseidon denizden savaşlarda çok işe yarayacak bir at yaratır ve meclisin dikkatine sunar. At, neredeyse rüzgâr kadar hızlı koşabilmesi ve güçlü görünümüyle gerçekten göz kamaştırıcıdır. Akıl, bilim ve sanat tanrıçası Pallas Athena’nın hediyesi ise bir zeytin dalıdır. Bu ağaç büyüyüp yüz yıllarca yaşayacaktır. Ağacın meyvesinden, lezzetli yemekler hazırlanmasına yardımcı olacak sağlıklı bir sıvı elde edilecektir. Bu sıvı yaraları iyileştirecek, geceleri aydınlık saçacak, sıcak havalarda gölgesiyle insanları kucaklayacak, odunuyla onları ısıtacaktır. Yarışın galibi Athena olur. Ağaç Akropolis’e dikilir. Barışın sembolü zeytin ağacı yerleşik kültürün ve bereketin de temsilcisi olur.

Bu kutsal ağaç tüm mitolojilerde ölümsüzlüğün simgesidir. Bugün Anadolu'nun Ege kıyılarını ziyaret eden yolcu, Homeros'unda gölgesinde oturduğu zeytin ağaçlarının altında dinlenebilir ve bu yaşlı bilge ağacın kulağına şöyle fısıldadığını duyabilir: "Herkese aidim ve kimseye ait değilim, siz gelmeden öncede buradaydım, siz gittikten sonrada burada olacağım."

Gerçekten de öyle oldu. Zeytin ağacı tarih boyunca gölgesiyle, odunuyla, meyvesiyle ve eşsiz yağıyla; toplumlara, insanlara hayat ve güç veren bir meta oldu. Ne yazık ki insanlık tarihine bu kadar yakından şahitlik eden barışın, varoluşun ve ölümsüzlüğün simgesi kabul edilen ve tüm inanışlarda kutsal görülen bu ağacın akıbeti günümüz Türkiye’sinde belirsizliğe sürükleniyor. Kutsal ve manevi değerler siyaseti yapan bir siyasi parti hükümetinin bu tavrını anlamak, bu kadar manevi değer yüklenmiş bir ağacın kesilmesi söz konusu olduğunda iyice anlamsızlaşıyor. Ağaca yüklenen tüm bu tarihsel, mitolojik değerlerin yanı sıra ekolojik denge açısından da bu ağaçların yok olması yeşil alanların bu kadar azaldığı ve koskocaman bir şantiyeye dönen ülkenin iklimsel kaygılarını da beraberinde getiriyor.

 

HABERBOX ÖNERİYOR-MUTLAKA OKUYUNUZ

Arınç'ın Damadı FETÖ'den Gözaltında

Zeytin Ağacı Zeytin Bahçesi Zeytin Hükümet İmar Yasa AKP Açıklama Kutsal Meyve Kutsal Ağaç Mitoloji Efsane Koruma Yeşil Doğa Ekoloji
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500