Karabük'te susturulan yazar Latife Tekin ve Onur Caymaz, İzmir Aliağa'da gösterimi engellenen "Sakıncalı Piyade" oyunu, İnebolu'da gösterimi durdurulan "Son Kumsal" belgesel filmi, "Neoliberal Saldırı Altındaki Sanat" başlıklı panelde, AKP'nin, kültüre ve sanata karşı sürdürdüğü saldırının son dönemde yaşanan örnekleri olarak tartışıldı. Nazım Hikmet Kültür Merkezi bahçesinde düzenlenen panele, "Son Kumsal" belgesel filminin yönetmenleri Rüya Arzu Köksal ve Aydın Kudu, şair Kemal Özer, şair ve yazar Nihat Behram, Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) hukuk danışmanı avukat Burhan Gün, sanatçı Orhan Aydın ve NHKM Sinema Topluluğu temsilcisi Çağrı Kınıkoğlu katıldılar.
"Sanatçı geçim derdine düşürüldü"
Çağrı Kınıkoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, neoliberal baskı ve politikaların, sanatçı ve sanatsal üretimi arasında yeni bir gündemin açılmasına neden olduğunu söyledi. Bu gündemin ana eksenini kaynak sıkıntısının oluşturduğunu belirten Kınıkoğlu, sanatçının ne üreteceğini, hangi araçlarla ve nasıl üreteceğini düşünmek yerine, nasıl yaşayacağını düşünmek zorunda bırakıldığını ifade etti. Son zamanlarda gündemde olan AB fonları ve 2010 Kültür Başkenti İstanbul Projesi'ne aktarılan paralar gibi çeşitli kaynaklar arasına sıkışan sanatçıların, böyle bir durumda, üretimlerinin de ister istemez bundan etkileneceğini söyleyen Kınıkoğlu, buna karşı duranların AKP saldırganlığıyla karşılaştığını hatırlattı.
Yaşanan bazı olaylardan örnekler veren Kınıkoğlu, Karabük'te yazar Latife Tekin ve Onur Caymaz'ın başına gelenleri ve son olarak "Son Kumsal" filminin gösteriminin durdurulması olaylarını hatırlattı. Kınıkoğlu, "İnebolu Belediye Başkanı, filmin yönetmenlerine 'siz gidin bu filmi komünistlere gösterin' demiş, biz bunu davet sayarız, bu nedenle de filmi NHKM'de göstermeyi özellikle istedik. Ancak, bununla yetinmeyip, AKP'nin bu tavrının, genel olarak kültür ve sanat alanlarındaki saldırganlığının tartışılması için bugün burada toplandık" dedi.
"AKP yıkmaktan anlıyor"
Sanatçı Orhan Aydın, konuşmasında, sanat örgütlerinin AKP iktidarına karşı yürüttüğü mücadelede bugün gelinen noktayı değerlendirdi. Aydın, "12 Mart ve 12 Eylül gibi baskıcı dönemleri yaşayan biri olarak, açıkça söyleyebilirim ki, AKP'nin son beş yıllık dönemde aldığı yol, bugüne kadar yaşanmamış oranda ve hızda toplumu çürütmeye yönelik saldırganlık içeriyor ve bunu son derece ikiyüzlü bir şekilde yapıyorlar" dedi.
Sadece birkaç yılda, tüm sanat emekçilerinin haklarının tırpanlandığını, gerici bir aklın yerleştirilmeye çalışıldığını, tiyatro salonlarının kapatıldığını, oyunların yasaklandığını ve cezalandırıldığını, AKM'nin ve Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmaya çalışıldığını anlatan Aydın, sanat örgütlerinin ortak mücadelesiyle AKM'nin yıkılmaktan kurtarıldığını hatırlattı. "Hollywood'da bile senaryo yazarları örgütlü olduklarından haklı mücadelelerinin sonucunda istediklerini alabildiler, ancak biz Türkiye'de sanat örgütleri olarak, AKM gündemine kadar sesimizi fazla çıkarmadık" diyen Aydın, AKM'yi yıkamayan zihniyetin, 2010 Kültür Başkenti Projesi kapsamında tamir bahanesiyle binayı hizmete kapattığını söyledi. Her ay AKM'ye giderek bakım ve onarımın hangi seviyede olduğunu noter aracılığıyla belgeledikleri bilgisini vererek, "üç ay geçti, henüz tek bir çivi bile çakılmış değil, daha bir yıldan fazla zaman var ve bu süreçte bu kent operadan, konserden, senfoniden, baleden uzak yaşayacak" dedi.
"Efes, Aspendos AKP'nin eseri değil!"
Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni, yürütmeyi durdurma kararı aldırmalarına rağmen, hukuku çiğneyerek bir gece sabaha karşı yıkmaya başladıklarını anlatan Aydın, hükümetin "Efes Antik Kenti var, Aspendos var" diyerek, kültürel varlıkları etkinlik alanı olarak gösterdiğini, yeni bir yer inşa etmek yerine var olanın yeterli olduğunu iddia ettiğini söyleyerek, "bu varlıklar adı üstünde tarihi varlıklarımızdır, AKP hükümeti tarafından yapılan alanlar değillerdir, üstelik, Türkiye'de sinema, tiyatro ve diğer gösteriler için kurulmuş salonların toplam koltuk sayısı 35 bini geçmemektedir. AKP hükümeti yapmak yerine yıkmaya devam etmektedir" dedi.
"Sanatçıların sabrı taşmaya başladı"
Şair Kemal Özer, sanattaki gerici saldırılardan, sanatçının buna karşı duruşundan bahsederek, neoliberal saldırıların da en az gerici saldırılar kadar önem taşıdığını söyledi. Giderek artan orandaki bu saldırılara karşı harekete geçilmesi konusunda, NHKM'nin panele davet mektubunda yer alan "sanatçıların sabrı taştı" sözlerini hatırlatan Özer, "henüz bu noktada değiliz, yeni yeni sanatçıların sabrı taşmaya başladı, ancak bu konuda hangi sanatçılardan bahsediyoruz, bunu da sormak lazım. Dünyaya sınıf eksenli bakmayı unutmuş, örgütsüz sanatçılardan değil sanırım" dedi.
"Liberal saldırı en kötüsü, en acımasızı"
Şair ve yazar Nihat Behram, konuşmasına, Frankfurt Kitap Fuarı'na katılıp katılmama konusundaki cevabını hatırlatarak başladı. "Yazarlık onurumu Frankfurt'tan sakınıyorum" diyen Behram, katılmayı düşünen yazarları, bütün iyi niyetlerini ve Komite'nin hazırlıklarını bilmesine rağmen eleştirdiğini söyledi. "Oraya gidecek yazar arkadaşlarımızın, onur konuğu Türkiye'nin en büyük şairi Nazım Hikmet'in neden hâlâ vatan haini sayıldığı konusundaki soruya verecek cevabı var mı, merak ediyorum" diyerek, böyle bir etkinliğe, kimin sayesinde, kiminle katıldığının önemli olduğunu vurguladı. "Arkadaşlarımız farkında olmadan AKP iktidarının kültürel yozlaşmasının, bu alana ilişkin yok etme çalışmasının parçası oluyorlar." Behram, liberal saldırının bir ülkenin kültürünü yok etmekteki en büyük ve tehlikeli saldırı aracı olduğunu da ifade etti.
"Son Kumsal" neden rahatsızlık veriyor?
Filmin yönetmeni Rüya Arzu Köksal, "Son Kumsal"ın toplumsal bir soruna işaret etmek, bundan sorumlu olanların dikkatini çekmek amacıyla yapıldığını belirterek, "yaşadığımız birkaç örnekte gördük ki, bu konuda başarılı olduk, film yalnız AKP'li belediyeyi değil, seçim döneminde oy kaygısı duyan, iktidarla işbirliği yapan ve kendinde sorumluluk payı görenleri de rahatsız etti" dedi. Filmin, yaşanan olayla iktidarın kültür ve sanatı yok eden anlayışına dikkat çekmesi kadar, konusuyla da gündeme gelerek, yaşanan sosyal, ekonomik ve çevresel yıkımı göstermesi bakımından da önemine değinen Köksal, bu açıdan, filmin gösterilmesinin büyük anlam ifade ettiğini söyledi.
Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) hukuk danışmanı avukat Burhan Gün, yapılan suç duyurusu ve hukuki süreç hakkında bilgi vererek, bir filmin gösterimini durdurmakla bir tiyatro oyununu sahneletmemenin, bir konuşmacıyı kürsüde susturmanın bir ve aynı şey olduğunu söyledi. Gün, bilgi verme zorunluluğuyla izin alma kavramlarının, konu tam bilinmediği ve üstüne gidilmediği için, belediye ve emniyet güçlerince kendi istedikleri yönde kullanıldığını hatırlatarak, bu anlamda AKP iktidarının hukuk kurallarını defalarca çiğnediğini ve bunun deşifre edilmesi gerektiğini belirtti.
Panel, "Son Kumsal" belgeselinin gösterimi ve yönetmenleri Rüya Arzu Köksal ile Aydın Kudu'nun izleyicilerle yaptığı sohbetle sona erdi.
Bu haber toplam 5 defa okundu.